“Bu Trump’a mı?” diye sorarken, Ankara hiç duymak istemese de 2018’de Rahip Andrew Brunson’un tahliyesi için yazdığı “Ekonominizi mahvederim” mesajından söz etmiyorum. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yazdığı o küstah “Aptal olma, General Mazlum Abdi ile görüş” mektubundan da söz etmiyorum. Biraz ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in “Kabul edelim, ilk İran savaşında İsrail’in peşine takılıp çuvalladık” mealindeki
Ve bunu yapabilirsek, diplomatik zafer olarak ilan etmek üzereyiz. Aslında başlığa sığmayan cümlenin tamamı şöyle: ABD’ye kızıp Rusya’dan 2,5 milyar dolara S-400 füzesi aldık, bu yüzden ABD bizi F-35 satışından dışladı, uçaklarımıza el koydu, bu haksızlığa karşı çıkmakla gurur duyduk, şimdi F-35’e dönüş için S-400’den kurtulmak için Ruslardan izin peşindeyiz ve bunu yapabilirsek diplomatik zafer
Türkiye açısından Ankara’da iki zirve var. Biri NATO’nun yeni bir döneme “3.0 dönemine” gireceği zirve toplantısı. Diğeri de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki ikili toplantı. Trump daha on gün kadar önce Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin yüzüne karşı, Erdoğan davet etmeseydi bu zirveye katılmayabileceğini söylemişti. Erdoğan bu jesti karşılıksız bırakmadı.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin 21-22 Nisan Ankara temaslarının iki temel amacı var: 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi ve NATO’nun yeni yapılanması çerçevesinde Türkiye’nin rolü. Beştepe’nin beklentileri arasındaysa şunlar bulunuyor: ABD Başkanı Donald Trump Ankara’ya gelecek mi? Türkiye’ye F-35 müjdesi verecek mi? Bu F-35 konusuna örneğin F-16V’leri, ya da Patriot türü hava savunma sistemlerini
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 27 Eylül’de Nev York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarını özetlediği basın toplantısında “Milli Muharip Uçak” KAAN konusunda söyledikleri ortalığı da, kafaları da karıştırdı. Daha önce 13 yıl Milli İstihbarat Teşkilatını yönetmiş, ketumluğu ile nam salan Fidan, KAAN üretiminin sıkıntıda olduğunu söylüyor, Türkiye’nin NATO müttefiki ABD’yi CAATSA yaptırımları nedeniyle millete şikâyet ederek,
Avrupa liderlerinin çoğunun Washington’da Trump karşısında sıraya girdiği, hatta kimi zaman küçük düşürücü sahneler yaşandığı bir dönemde, Recep Tayyip Erdoğan’ın 25 Rylül’de Beyaz Saray’da gördüğü sıcak ve saygılı karşılama, başlı başına önemliydi. Altı yıl aradan sonra Oval Ofis’in kapısından yeniden giren Erdoğan’ı Trump bu kez kırmızı halı, özenli bir protokol ve bol iltifatla ağırladı. Liderlerin
ABD Başkanı Donald Trump’ın 18 Mart’ta Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’le aylardır konuşulan telefon görüşmesini yapacağını açıklaması, Kremlin’in de bunu doğrulaması küresel gerilimi doruğa çıkardı. Bunun birkaç gün öncesinde Trump’ın eğer Putin Ukrayna ateşkesi için koşullarını kabul etmezse mali yaptırımları artıracağını söylemesi bunun kanıtı. İsviçre bankası USB’nin “uzun süreli küresel ticari savaş” olasılığının arttığı uyarısı yapması
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 26 Kasım’da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bakanlığının 2025 yılı bütçesini savunurken Türkiye’nin silahlanma programına dair önemli açıklamalarda bulunmuştu. Buna göre, Türkiye’yi Rusya’dan S-400 füzeleri aldığı için F35 uçakları programından çıkaran ABD son gelişmelere göre fikir değiştirmiş, S-400’lere rağmen F35’e dönüş için kapıyı aralamış, Türkiye de 40 F35 alımı için
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ABD’nin Türkiye’nin elindeki Rus yapımı S-400 füzelerine rağmen F-35 satış programına yeniden dahil edebileceğini, F-35’ler için yeni başvuru yapıldığını açıkladı. Güler bu açıklamayı 26 Kasım’da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bakanlığının 2025 yılı bütçesini savunurken yaptı. Sadece F-35’ler de değil, ABD ve NATO ile savunma dengelerinin değiştiğine işaret eden, örneğin









