

Graham yıllarca Türkiye’yi engelledi. NATO Zirvesi’ne geldi, tutumunu yumuşattı ama sonra öldü. Ankara’nın F-35 umudu Trump’ta. (Foto: X/WhiteHouse)
“Bu Trump’a mı?” diye sorarken, Ankara hiç duymak istemese de 2018’de Rahip Andrew Brunson’un tahliyesi için yazdığı “Ekonominizi mahvederim” mesajından söz etmiyorum. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yazdığı o küstah “Aptal olma, General Mazlum Abdi ile görüş” mektubundan da söz etmiyorum.
Biraz ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in “Kabul edelim, ilk İran savaşında İsrail’in peşine takılıp çuvalladık” mealindeki sözlerinden, biraz da bir ABD senatörünün her fırsatta dile getirdiği yaman çelişkilerden söz ediyorum.
“İran savaşı da yalanlar üzerine kurulu”
Şöyle bir kronoloji var ortada
– Savaşın ilk günü 28 Şubat’ta Trump İran’a saldırılarının “planlamanın ilerisinde” olduğunu söyledi. Bunun anlamı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da söylediği gibi, İran rejiminin 2-3 hafta içinde çökeceğiydi.
– Savaşın 10’uncu günü Trump İran savaşının “çok tamamlanmış” olduğunu söyledi. Bu arada İran Savaşı’nın 5’inci günü Hürmüz Boğazı’nı kapattığını ilan etmişti.
– 21’inci gün tamamlanmaya “çok yaklaştığını,
– 32’inci gün ABD’nin “çok yakında ayrılacağını”,
– 39’uncu gün “Bu gece bütün bir uygarlığın öleceğini”
– 40’ıncı gün “tam ve kesin zafere ulaşıldığını”,
– 43’üncü günü İran ordusunun “tamamen yok edildiğini”,
– 67’inci gün “büyük ilerleme” kaydedildiğini,
– 79’uncu gün “saatin işlediğini”, yani geri sayımın başladığını söyledi.
Bu zaman akışını ara sıra güncelleyen Demokrat Partili Georgia Senatörü Jon Ossloff “Tıpkı Irak Savaşı gibi” diyor, “İran savaşı da yalanlar üzerine kurulu.”
Bugün savaşın kaçıncı günü?
Ossloff Yahudi ama Vaşington’daki İsrail lobisinin çatı örgütü AIPAC kendisini pek sevmiyor. Çünkü örneğin Gazze saldırıları sırasında ağır silahların İsrail’e satışına karşı çıkmış ve İsrail’in yanı sıra Filistin’in de var olma hakkından söz ediyor.
Ossloff bu kronolojiyi son güncellediğinde savaş 92’nci günündeydi.
Savaşın 115’inci gününde (22 Haziran) Pakistan’ın arabuluculuğunda İran ile 60 günlük ateşkes ve barış görüşmelerine hazırlık süreci ilan edildi.
Trump İran savaşının 130’uncu gününde 7-8 Temmuz NATO Zirvesi için Ankara’ya geldi, “İran benim için bitti” dedi, Türkiye’nin savaşa komşusu İran’ın yanında dahil olmadığı için Erdoğan’a teşekkür etti.
Savaşın 131’inci gününde, Türkiye’den ayrılırken ateşkesi bozdu, İran’a saldırıları yeniden başlattı.
Bugün, 19 Temmuz’da ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşın 142’nci günü.
– Savaş öncesi açık olan Hürmüz Boğazı kapalı, küresel enerji sıkıntısı devam ediyor,
– İran füzeleri ABD’ye üs veren Arap ülkelerini vurmaya devam ediyor,
– İsrail, giderek azalan uluslararası desteğine rağmen Trump yönetimine “İran’ı bitirelim” demeye devam ediyor.
F-35’ler için kime güveniyoruz?
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Türkiye’nin F-35 jetleri alması üzerindeki yasağın kalkması için Trump’ın sözünde durmasını beklediğini, NATO Zirvesi sırasında yüzüne söyledi. Eşeğini kaybeden Nasrettin Hoca misali, Rusların kapısında, 2,5 milyar dolara aldığımız S-400’leri, şimdi bir başka ülkeye satıp bizi bu dertten kurtarmaları için izinlerini bekliyoruz ki Trump bizi yeniden F-35 programına alsın, tabii alabilirse.
İşte bu Trump’a güveniyoruz ki Türkiye’yi 2019’da Rusya’dan S-400 füzeleri aldığı için, ortak üreticisi olduğu F-35 programından çıkarıp parasını ödediği uçaklara da el koyan aynı Trump’tı. Şimdi diyor ki, Türkiye artık o Türkiye değil, Erdoğan yönetiminde ilerleme kaydetti, bakın İran savaşında İsrail’e saldırmadı. Pes!
O Trump ki Pentagon, CIA, Secret Service onu uyardığı halde Katar emirinin, öyle anlaşılıyor ki füze savunma sistemi henüz istendiği gibi işlemeyen uçağıyla Ankara’ya gelmiş ama -isteyen inansın- MOSSAD’dan gelen istihbarat üzerine eski uçağıyla dönmüş.
NATO Zirvesi sırasında Ankara’da Trump’ın basın toplantısı için salona alınan gazetecilerin apar topar çıkartılıp uzun süre bekletildiği sırada yaşanan saçmalıkları, o sırada orada olan gazeteci Emin Varol yazdı; bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.
Graham neyse ki Türkiye’de ölmedi
Öncelikle ucuz kurtulduğumuzu söylememiz lazım ki dünyanın meşum savaş kışkırtıcılarından Cumhuriyetçi ABD Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham Türkiye’deyken ölmedi. Trump’ın resmî heyetine dahil olmasa da Graham da 7-8 Temmuz NATO Zirvesi için Ankara’daydı. 11 Temmuz’da “aort yırtılması” sonucu kalp durmasından öldüğü duyurulmadan önceki son durağı Ankara’dan sonra gittiği Kiev olmuştu.
Graham, Ankara’da Trump’ın resmi NATO heyetinin bir parçası olarak bulunmuyordu. O günlerde Ankara’da olan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la görüşen ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi heyetinin bir parçası da değildi. Daha çok Ukrayna savaşı ve silahlanma işleriyle ilgiliydi.
Graham’ın 7 Temmuz akşamı ABD’nin Ankara Büyükelçisi (ve Suriye, Irak özel temsilcisi) Tom Barrack’ın evinde verilen bir iş yemeğinde MİT Başkanı İbrahim Kalın ile özel bir görüşme yaptığını Ertuğrul Özkök’ten öğrendik. Katılan iş insanlarının listesi de Özkök’ün haberinde var.
Kalın Irak’tan yeni dönmüştü. Fidan Rusya’dan yeni dönmüş, birkaç gün sonra Ukrayna’ya gitmeye hazırlanıyordu ve Türkiye NATO’nun 3.0 stratejisinde yeni sorumluluklar üstlenecekti.
Graham’a bile güvenmek
Graham yıllarca Türkiye’nin karşısında yer aldı. F-35’ler konusunda, F-16 modernizasyonu konusunda, KAAN’ın kullanacağı F-110 motorları konusunda Kongre’deki engellemelerin ön safındaydı.
Ancak Kiev’den ayrılmadan önceki son demecinde tutumu değişmişti. Hatta F-16’ların kendi seçim bölgesinde yapıldığını vurguladı; İngiltere Başbakanı Keir Starmer’in Eurofighterlar için yaptığı gibi, seçim bölgesinde Türkiye’ye silah satışı üzerinden yaratılacak istihdam kartını oynuyordu. F-35’ler de görüşülebilirdi, tabii S-400’ler hallolduktan sonra.
Trump ve Graham’ın F-35, F-16 ve F-110 motorları konusundaki sözleri, hayli muğlak olsa da Netanyahu’yu çileden çıkardı; İsrail’e ihanet ediyorlardı.
Aynı zamanda Rusya’yı pes ettirecek yeni bir Ukrayna’ya silah desteği programı üzerinde Trump ile anlaştıklarını da söylediği bu açıklamasından birkaç saat sonra Graham’ın ölümü açıklandı.
Trump hep aynı Trump
Bunun doğal ölüm olmayıp arkasında Rusya’nın, İran’ın, İsrail’in filan bulunabileceği spekülasyonlarına hiç girmiyorum.
Keza Trump’ın Vaşington’daki Ukrayna savaşı lobisinin taleplerine karşı, İran kartıyla birlikte Türkiye’nin NATO amaçlı güçlendirilmesi pazarlığı içinde olabileceği yolundaki komplo teorilerine; kanıtlanırsa yazarız.
Sadece şu anda F-35’lere dönmek, son model F-16 ve KAAN motoru almak için Ankara’nın sözünde durmasını beklediği Trump’a ne kadar güvenilebileceği sorusunu soruyorum.
Trump hep aynı Trump çünkü.


