Kıbrıs meselesi, uzun bir durgunluk döneminin ardından yeniden yoğun bir diplomatik hareketliliğin içine girmiş durumda. Ancak bu hareketlilik, henüz bir çözüm sürecine işaret etmiyor. Daha çok, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in Temmuz sonrasında başlatmayı planladığı yeni girişim öncesinde tarafların pozisyonlarını yeniden tanımladığı bir hazırlık evresi yaşanıyor. Bu evrenin en dikkat çekici özelliği ise
Son hafta içindeki gelişmeler ABD görünümlü İsrail-İran savaşı fonunda Türkiye’nin ABD-AB-NATO üçgeninde tutmaya çalıştığı hassas “aktif tarafsızlık” dengesini bozmak için ciddi bir çaba olduğunu gösteriyor. Artık kartlar açık oynanıyor, gizlenmeye gerek de duyulmuyor, çünkü artık tarafların kazanıp kaybedecekleri fazlalaşıyor. Özellikle AB bünyesinde Türkiye’yi oyun dışında tutmak için çabaların arttığı bir dönemdeyiz. Bu denklemde Türkiye’nin uluslararası
Millî Savunma Bakanlığı kaynaklarına göre, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) 13 ülkede 70 binden fazla birliği bulunuyor. Bu TSK’nın TBMM’de kabul edilen bütçeye göre 550 bin olan aktif birliklerinin yaklaşık 8’de biri, ya da yüzde 13’ünün Türkiye sınırları dışında görev yaptığı anlamına geliyor. Türkiye’nin yurt dışındaki askeri birliklerinden 11’i bulundukları ülkede ikili ve/veya çok taraflı anlaşmalara
Tarihte bazı dönemler vardır; enerji artık sadece ekonomik bir meta olmaktan çıkar, jeopolitik düzenin belirleyici sütunlarından birine dönüşür. Tam da böyle bir dönemin içinden geçiyoruz. Hazar havzasından Doğu Akdeniz’e, Karadeniz’den Afrika Boynuzu’na uzanan yeni enerji haritası artık parçalı değil; giderek birbirine bağlanan, iç içe geçen bir sisteme dönüşüyor. Dünyanın bu bölgesinde Türkiye merkezli yeni bir
Kıbrıs yeniden ısınıyor. Ama bu kez mesele sadece diplomatik gerilim değil; zamanla yarışan, çok boyutlu ve giderek sertleşen bir jeopolitik hesaplaşma. Dünya yeniden bloklaşıyor. Enerji hatları yeniden çiziliyor. İttifaklar gevşiyor, yenileri kuruluyor. Savaşlar artık sadece cephede değil; limanlarda, enerji terminallerinde, veri merkezlerinde ve deniz yetki alanlarında veriliyor. İşte bu büyük dönüşümün tam ortasında Kıbrıs, yeniden
Destansı Öfke, ABD’nin İsrail’le başlattığı İran savaşındaki askeri operasyona verdiği isim. Devletler, giriştikleri askeri harekatlara sembolik anlam taşıyan, iç kamuoyuna ve uluslararası topluma verdiği mesajlarla psikolojik etki yaratan ve operasyonun amacını yansıtan kısa ve özlü isimler verirler. Bu çerçevede Türkiye askeri harekatlarını isimlendirirken genellikle barış vurgusunu ön plana çıkarmayı tercih etmiştir. 1974 yılında Türk Silahlı
Yunanistan Başbakanı Kriyakos Miçotakis’in 11 Şubat Ankara ziyareti, daha çok yapılmış olması nedeniyle önem taşıyan bir ziyaretti. Nitekim hem Miçotakis hem de onunla birlikte dokuz bakanını Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısında ağırlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan önemli olanın “diyalog kanalarının açık tutulması olduğunu” söyledi. Miçotakis diyalogu güçlendirmek için Atatürk-Venizelos mirasını örnek verdi. Bu örneğe Cumhurbaşkanlığı sitesinde
El Kaide’nin 11 Eylül 2001 terör saldırıları sonrası “Hepimiz Amerikalıyız” sloganı öne çıktı. Uluslararası ortam 2000’li yıllara önemli bir kırılma ile girdi. Afganistan ve Irak operasyonları sonrasında “Hepimiz Amerikalı mıyız?” sorusunun zihinlerde yer alması ise şaşırtıcı olmadı. Robert Kagan’ın 2002 yılında bir makalesinde ABD ve AB bağlamında kullandığı “Mars ve Venüs” benzetmesi ile ABD Savunma
Ankara, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın Türkiye’ye karşı ittifak kurma girişimini ciddiye almadı; tehdit dahi saymadı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 24 Aralık’ta üç ülke liderinin 22 Aralık’ta Kudüs’te yaptıkları açıklamaları “teneke tıngırtısı” ve Türkiye’nin gelmeyeceği bir “kışkırtma” olarak nitelemişti. Ertesi gün de Milli Savunma Bakanlığı bu üçlü ittifak girişiminin Türkiye’ye “askeri tehdit olmasının söz konusu olmadığını
Dün, 22 Aralık’ta Ankara’nın Şam’a adeta SDG çıkartması yaptığı gün İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs hükümetleriyle birlikte Türkiye karşıtı ittifak kurdu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın, yeni Türk Büyükelçisi Nuh Yılmaz’la birlikte Şam’da Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşürken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis









