Terörsüz Türkiye sürecinin yol haritası olacağı söylenen “çerçeve yasanın” önümüzdeki hafta AK Parti tarafından Meclis’e sunulması bekleniyor, ama bu konuda “mutabakatları” olduğunu açıklayan DEM Partililer hâlâ yasada ne olduğu konusunda kendilerine içeriğe dair bilgi verilmediğinden şikâyetçi. 9 Temmuz’da Ankara’da bir grup gazeteciyle konuşan DEM yetkilileri, bazı AK Parti yetkililerinin de bazı hazırlık çalışmalarını kendilerinden öğrendiğini,
2 Temmuz 1993 günü Sivas katliamının 30’uncu yılı. Otuz yıl önce bugün Sivas’a Pir Sultan Abdal Şenlikleri için gelip Madımak Otel’ine yerleşen 33 sanatçı ve kanaat önderi ve 2 otel çalışanı, “Kahrolsun laiklik”, “Yaşasın şeriat” ve benzeri sloganlarla oteli ateşe veren saldırganlarca öldürüldüler. (*) Aralarında iki arkadaşım, Yarın dergisinde şiirlerini bastığımız Behçet Aysan ve karikatürist
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son birkaç günkü her konuşmasında, ilk günlerdeki “Bizi ilgilendirmez” temalı, kendi ifadesiyle “güvenli takip mesafesini” bırakarak CHP’deki mutlak butlan krizine yükleniyor. Bir yandan 7-8 Temmuz’da Ankara’da ev sahipliği yapacağı önemli NATO zirvesine hazırlanırken, öne çıkardığı meselenin CHP’nin yönetim krizi olmasının elbette bir anlamı var. Kamuoyunun, bütün haber bültenlerinin, ekranlardaki tartışma programlarının CHP’deki
TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Terörsüz Türkiye sürecinin aksamaması niçin çerçeve yasanın Meclis tatile girmeden çıkması gerektiğini söyledi. YetkinReport’un sorularının yanıtlarken sürecin “Zamana yayıldıkça risklerinin arttığını” vurgulayan Buldan, “İstenirse en fazla beş günlük işi var. Yasa çıkarsa yol haritası da belirlenir, süreç çok hızlanır,” dedi. CHP’deki mutlak butlan süreci gündemini
Dün akşam, TBMM’deki 23 Nisan davetinde en çok tartışılan konulardan biri de Terörsüz Türkiye sürecinin beklenen hızda ilerlemediğiydi. TBMM’de kurulan komisyonun çalışmalarını bitirmesiyle hızlanacağı beklenen süreç, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla manşetlerden düştü. Bir ara, PKK’nın İran kolu PJAK’ın ABD-İsrail saldırılarına karadan destek verecek Kürt silahlı gruplar arasında yer aldığı, bu nedenle şu anda silah
ABD ile İran arasında Pakistan’daki görüşmelerin ilk turundan sonuç çıkmayacağının anlaşıldığı 11 Nisan akşam saatlerinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu X hesabından yayınladığı mesajında hem Türkiye hem de Kürtlere sataşıyordu: • “İsrail, benim liderliğim altında, İran’ın terör rejimiyle ve onun uzantılarıyla savaşmaya devam edecek; aksine Erdoğan ise onlara yardım ediyor ve hatta kendi Kürt vatandaşlarını katlediyor.”
DEM Parti PKK lideri Abdullah Öcalan’la 27 Mart’ta yaptıkları görüşmede söylediklerini -belli ki üç gün süren onay çalışmaları ardından- 31 Mart’ta açıkladı. Öcalan’ın “Cumhuriyetle bir sorunlarının olmadığı”, ama “demokratik hale getirmek” için silahların bırakılması gerektiği, çünkü artık “silahlı mücadele döneminin sona erdiği” beyanları fazla yankılanmadı. Çünkü AK Parti “Önce PKK silah bıraksın” derken, PKK “Önce
Türkiye’de yeniden canlanan çözüm süreci, ilk bakışta umut verici bir tablo sunuyordu. PKK’nın silah bırakma yönündeki mesajları, siyasi reform tartışmalarının yeniden gündeme gelmesi ve parlamentodaki hazırlıklar, uzun süredir devam eden bir çatışmanın sona ermesi için gerçek bir fırsat penceresi açmıştı. Ancak bugün gelinen noktada süreç belirgin biçimde yavaşlamış durumda. Bu yavaşlamayı sadece iç dinamiklerle açıklamak
İran savaşının bölgemizdeki ve dünyadaki siyasi ve ekonomik dengeleri sarsarken, terörsüz Türkiye sürecini etkilemeyeceğini, geciktirmeyeceğini düşünmek gerçekçi olmaz. ABD ve İsrail’in saldırılarına İran’ın misillemelerinin Irak’ın, özellikle ABD üslerinin bulunduğu özerk Kürdistan bölgesine yayıldığı dönemde, bu bölgede neredeyse yarım asırdır varlığını sürdüren PKK’nın silahlarını bırakmasının kolaylıkla mümkün olmayacağı da görülebiliyor. AK Parti iktidarının, biraz da kendi









