Barış süreçleri yalnız müzakere masasında değil, siyasetin günlük akışı içinde de kazanılır veya kaybedilir. Bunun için bazen tek bir görüntü, aylarca yapılan görüşmelerden daha etkili olabilir. 2009’da Habur’dan Türkiye’ye giren 34 PKK mensubunun karşılanması bunun en çarpıcı örneğiydi. Hükümetin “demokratik açılım” olarak başlattığı süreç, bir anda toplumun bir kesiminde “PKK zafer kazanmış gibi karşılandı” algısıyla
Tamam, “Türkiye demeyelim”, konuyu sadece PKK’nın silah bırakmasına sıkıştırmayalım. Tamam, “Çözüm süreci” de demeyelim; akla daha önceki başarısızlıkları, her başarısızlığın ardından daha fazla kan dökülmesini getirmeyelim. Tamam, “Milli Dayanışma ve Bütünleşme” hiçbir cazibesi olmayan, bürokratik bir sıfatı kimse kullanmaz zaten. Tamam, Kürt sorununa siyasi çözüm süreci de demeyelim, konu orayı da aşıyor, Anayasa’nın 2’nci maddesinde
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kurucusu ve lideri olduğu AK Parti’nin 24 yılı iktidarda geçen 25 yılını böyle özetledi: Yapamaz dediler, yaptık! Dün, 14 Ağustos’ta Ankara’da Millet Bahçesi’ni dolduran on binlerce kişiye (TRT yaklaşık 100 bin diye verdi) hitap eden Erdoğan, çeyrek asra yaklaşan iktidarındaki en büyük eserinin ise “yeni bir gençliğin yetişeceği iklimi inşa etmek”
Yeni Parti lideri Özgür Özel, Terörsüz Türkiye sürecinin yol haritası sayılan çerçeve kanun teklifinin TBMM’ye sunulması üzerine “Genel yaklaşımımızda bir değişiklik yok” tepkisini verirken, AK Parti’yi meselenin ruhuna aykırı yöntem izlemekle eleştirdi. YetkinReport’a konuşan Özel, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin TBMM’nin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun sonuç raporunda yer alan
Doğrusu, “Terörsüz Türkiye” ya da bakış açınıza göre “Çözüm” sürecinin açılış yasasının geçtiğimiz hafta Meclis’ten geçmesi bekleniyordu. AK Parti ile DEM Parti ayrıntılar üzerinde görüşmeleri tamamlamayınca bu haftaya kaldı. Ama arada konunun önemli uluslararası ve bölgesel ayağı olan Irak’la anlaşmak da gerekiyordu. Sadece işin güvenlik boyutu nedeniyle de değil. Neticede PKK militanlarının silahlarını Irak topraklarında
PKK lideri Abdullah Öcalan, tam da Terörsüz Türkiye projesinin yol haritasını oluşturacak çerçeve yasanın TBMM’de tartışılacağı günlerde çıkıp “üniter devlet” çağrısı yapar mı, dersiniz? Yapamaz mı? Yapmaz mı? İki yıl önce bu günlerde, yani 2024 Temmuz sonunda biri çıkıp Öcalan’a PKK’ya silah bırakma çağrısı yapsın, gelsin Meclis’te konuşsun dese başına ne gelirdi sizce? Ben söyleyeyim:
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine yasal zemin sağlamak için gereken “çerçeve yasa” için iki günlük temaslarının sonucunu açıklayacağı basın toplantısının başında daha köşesiz konuştu. Meclis’in bu düzenlemeyi yapıp öyle tatile girmesini “ümit ediyordu”. Yasal düzenleme, PKK demeden, “münfesih örgüt” üyelerinin yaz aylarında “silah bırakarak ülkeye gelmesini sağlamak” için gerekiyordu. Ama bu yasanın sadece









