ABD ile İran arasında Pakistan’daki görüşmelerin ilk turundan sonuç çıkmayacağının anlaşıldığı 11 Nisan akşam saatlerinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu X hesabından yayınladığı mesajında hem Türkiye hem de Kürtlere sataşıyordu: • “İsrail, benim liderliğim altında, İran’ın terör rejimiyle ve onun uzantılarıyla savaşmaya devam edecek; aksine Erdoğan ise onlara yardım ediyor ve hatta kendi Kürt vatandaşlarını katlediyor.”
DEM Parti PKK lideri Abdullah Öcalan’la 27 Mart’ta yaptıkları görüşmede söylediklerini -belli ki üç gün süren onay çalışmaları ardından- 31 Mart’ta açıkladı. Öcalan’ın “Cumhuriyetle bir sorunlarının olmadığı”, ama “demokratik hale getirmek” için silahların bırakılması gerektiği, çünkü artık “silahlı mücadele döneminin sona erdiği” beyanları fazla yankılanmadı. Çünkü AK Parti “Önce PKK silah bıraksın” derken, PKK “Önce
Türkiye’de yeniden canlanan çözüm süreci, ilk bakışta umut verici bir tablo sunuyordu. PKK’nın silah bırakma yönündeki mesajları, siyasi reform tartışmalarının yeniden gündeme gelmesi ve parlamentodaki hazırlıklar, uzun süredir devam eden bir çatışmanın sona ermesi için gerçek bir fırsat penceresi açmıştı. Ancak bugün gelinen noktada süreç belirgin biçimde yavaşlamış durumda. Bu yavaşlamayı sadece iç dinamiklerle açıklamak
İran savaşının bölgemizdeki ve dünyadaki siyasi ve ekonomik dengeleri sarsarken, terörsüz Türkiye sürecini etkilemeyeceğini, geciktirmeyeceğini düşünmek gerçekçi olmaz. ABD ve İsrail’in saldırılarına İran’ın misillemelerinin Irak’ın, özellikle ABD üslerinin bulunduğu özerk Kürdistan bölgesine yayıldığı dönemde, bu bölgede neredeyse yarım asırdır varlığını sürdüren PKK’nın silahlarını bırakmasının kolaylıkla mümkün olmayacağı da görülebiliyor. AK Parti iktidarının, biraz da kendi
Terörsüz Türkiye sürecinde kural değişmedi, bu fasikülün ilk sayfasını da yine MHP lideri Devlet Bahçeli açtı. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın kendi çıkışına uyarak yaptığı 27 Şubat örgütü fesih ve silah bırakma çağrısının seneyi devriyesi yaklaşırken Öcalan’ın “statü sorununun” halledilmesi gerektiğini söyledi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Komisyon çalışmalarına destek teşekkürüne girmişken gazeteci milleti de koridorda bekleyen
Kamuoyunda Terörsüz Türkiye Komisyonu olarak anılan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 5 Ağustos 2025’teki kuruluşunun 198’inci gününde, 18 Şubat’ta, çalışmalarını bir rapor haline getirerek tamamladı. Komisyon raporu, 3 küsur saatlik bir oturumda muhalefet partilerinden gelen sert eleştirilere rağmen 47 evet, 2 hayır ve 1 çekimser oyla kabul edildi. Tam metninin Genel Kurul oylaması
TBMM, PKK lideri Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” tanırsa bu uygulama Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve benzer durumdaki bütün mahkûmlar için geçerli olacak. Dün, 5 Şubat akşamı Ankara siyaset kulisinde bu bilgiyi teyit ederken “ilgili kişilerden edinilen bilgiye göre” diye atıfta bulunma koşulunu kabul ederek yazma izni aldım. Söylenenler şöyle özetlenebilir: • “Eğer böyle bir düzenleme
CHP’nin 31 Ocak’ta İstanbul’da topladığı “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı” partinin hem Terörsüz Türkiye süreci hem de Suriye’deki uzlaşma sürecinin belli bir düzeye geldiği aşamada, yeni bir iç barış ve Kürt sorunu “eşiğine” geldiğini gösterdi. CHP’nin tutuklu Şişli Belediye başkanı Resul Emre Şahan’ın önerisiyle yapıldığı açıklanan Konferansın planlama ve uygulaması belki biraz daha uzun zamana









