DEM Parti PKK lideri Abdullah Öcalan’la 27 Mart’ta yaptıkları görüşmede söylediklerini -belli ki üç gün süren onay çalışmaları ardından- 31 Mart’ta açıkladı. Öcalan’ın “Cumhuriyetle bir sorunlarının olmadığı”, ama “demokratik hale getirmek” için silahların bırakılması gerektiği, çünkü artık “silahlı mücadele döneminin sona erdiği” beyanları fazla yankılanmadı. Çünkü AK Parti “Önce PKK silah bıraksın” derken, PKK “Önce
DEM Parti heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Külliye’de yaptığı görüşme, bir süredir beklenen ama çerçevesi belirsiz temaslardan biriydi. Ancak bu kez görüşme, yalnızca bir diyalog fotoğrafı olarak kalmadı. Aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Terörsüz Türkiye” inisiyatifini bir başarı olarak tanımlaması ve Meclis’te kurulan komisyonun raporunun tamamlanmak üzere olduğunu açıklaması, sürecin yeni bir evreye girdiğine işaret
TBMM, PKK lideri Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” tanırsa bu uygulama Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve benzer durumdaki bütün mahkûmlar için geçerli olacak. Dün, 5 Şubat akşamı Ankara siyaset kulisinde bu bilgiyi teyit ederken “ilgili kişilerden edinilen bilgiye göre” diye atıfta bulunma koşulunu kabul ederek yazma izni aldım. Söylenenler şöyle özetlenebilir: • “Eğer böyle bir düzenleme
“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.” MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin Meclis Grubuna hitabını bu cümleyle bitirdi. Aslında Bahçeli, daha önce; • PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesindeki “umut hakkından” yararlanabileceğini de, • Mardin’de DEM’li Ahmet Türk, Esenyurt’ta CHP’li Ahmet Özer’in yerine atatan kayyımların geri çekilerek makamlarına
Dün, 1 Aralık, Ankara’da “Ortak Geleceğe Birlikte Bakmak” başlıklı bir çalıştay vardı. Diyarbakır merkezli araştırma kuruluşları Rawest ve Kurdish Studies Center ve İzmir merkezli Bayetav tarafından ortaklaşa düzenlenen çalıştaya, siyasi partiler, iş ve sivil toplum örgütleri, araştırma kuruluşları ve medyadan 60 kadar isim katıldı. Son zamanlarda katıldığım fikir çeşitliliği ve tartışma kalitesi en yüksek bu
Çelişkiler içindeyiz. Bir yandan PKK ile diyalog içinde Kürt sorununa siyasi çözümle demokrasiyi geliştirme iddiası içindeyiz. Diğer taraftan AİHM kararlarına rağmen Kürt siyasetçi Selahattin Demirtaş’ı hapiste tutmaya devam ediyor, gazeteci Fatih Altaylı’yı sırf daha sonra benzeri lafların söylenmesini caydırmak için, ibret olsun diye hapis cezasına çarptırıyor, muhalefeti yargı kararları ile hizaya getirmeye çalışıyoruz. Çelişkiler İçindeyiz
“Tabii ki biz CHP’nin gitmesini çok önemsiyoruz. Çok da istiyoruz. Gitmemelerini biz bir eksiklik olarak görüyoruz. Bu konuda yine ümit ediyoruz ki fikir değiştirilir ve gidilir.” Bu sözler DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’na ait. Dün, 23 Kasım’da Suriye sınırında, Hatay’ın Defne ilçesinde düzenlenen bir panelde konuştu ve devamında şunları da söyledi: • “CHP’nin
TBMM’nin Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Cezaevine heyet göndermeye karar vermesi AK Parti, MHP ve DEM Parti’nin evet, CHP’nin ise ziyarete katılmama tutumuyla gündemin merkezine oturdu. Birkaç haftadır barış sürecine ilişkin neredeyse her tartışma bu başlık etrafında dönüyor. DEM Parti’nin ısrarını anlıyorum; Devlet Bahçeli’nin kendi tabanı açısından ciddi siyasi









