

ABD Başkanı Trump’ın Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Barrack, 9 Eylül’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme sonrası Türkiye-ABD ilişkilerinin şimdiye dek en iyi durumunda olduğunu söyledi. (Foto: İletişim Başkanlığı)
ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye ve Irak işlerini de kendisine bağladığı Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, 9 Eylül’de Ankara’da ilk kez bu sıfatıyla kamuoyu önüne çıktı. ABD’nin 250’inci bağımsızlık yıl dönümü olan 4 Temmuz davetini Türkiye’nin İstiklal Savaşı’nda Yunanistan ordusunu İzmir’den defetmesinin 104’üncü yıl dönümü olan 9 Eylül’de, İran Caddesi 59 numaradaki Büyükelçilik Konutu’nun geniş bahçesinde verdi. Konuşmasında Türkiye-ABD ilişkilerinin “harika geleceğine” kadeh kaldırdı. Şimşek de Barrack’ın ilişkilere “yeni bir enerji” getirdiğini söyledi ve Ankara’nın “ortaklık ve ittifakı daha da geliştirmeyi dört gözle” beklediğini söyledi.
Davetin iki onur konuğu vardı. Biri Türk hükümetini, temsilen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ABD Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi Partiden Kaliforniya üyesi Darrell Issa. Davetliler arasında Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ile Dışişleri Bakan Yardımcıları Levent Gümrükçü ve Hacı Ali Özel de bulunuyordu.
Davet sonrası Fidan ve Erdoğan
Barrack, kendisiyle belki de ilk defa tanışmayı bekleyen büyükelçilerle (ki AB büyükelçilerinden fazla katılım yoktu) pek sosyalleşmeden kendi davetinden erken ayrıldı. Bu diplomatik formaliteleri bir an önce geçiştirip önceliğinin Türkiye-ABD ilişkilerini en üst makamla halletmek olduğunu göstermek istiyordu belki de.
Bu arada, önemli bir ayrıntıyı atlamayalım: Bir gün önce, 8 Eylül’de Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani Ankara’daydı. SDG’nin kendisini dağıtıp Şam hükümetiyle “bütünleşmesi” dahil Suriye’deki son gelişmeleri Dışişleri Bakanı Fidan ile görüşmesinin ardından bir de konutuna giderek Barrack ile görüştü. Barrack bu görüşmeyi “Başkentlerin sessizleştiği saatlerde” diplomasinin sürmesi şeklinde duyurdu. O sırada Issa da Ankara’da ve yüksek ihtimalle Barrack’ın resmi konutundaydı.
Barrack’ın davet sonrasındaki durakları, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ardından yanında Issa ve Issa’nın eşi olmak üzere Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan oldu.
Barrack bu görüşmenin ardından da yaptığı X yayınında Türkiye-ABD ilişkilerinin “hiç bu kadar güçlü olmadığını” yazdı.
Öyle miydi? Bakalım.
Türkiye-ABD, Barrack ve Issa
Türkiye- ABD ilişkilerindeki en önemli sorunlardan biri olup, Suriye iç savaşıyla birlikte en vahim durumuna ulaşan PKK sorununun bir yandan Terörsüz Türkiye süreci, diğer yandan Trump’ın bölge valisi rolündeki Barrack’ın Suriye ve Irak’taki katalizörlüğü ile, henüz süreç tamamlanmasa da çözülmeye başladığı doğru.
Fethullah Gülen’in ölümüyle hafiflemiş görünse de Ankara-Vaşington arasındaki 15 Temmuz 2016 darbe girişimi hesaplaşmasının ne şekil aldığını, o süreç şeffaf olmadığı için bilemiyoruz.
15 Temmuz sonrası süreçte Rusya’dan alınan S-400’ler gerekçesiyle ABD’nin Türkiye’yi ortak üreticisi olduğu F-35 programından dışlaması sorunu ve CAATSA yasasına takılan Türkiye’nin milli savaş uçağı KAAN’ın motorları sorunu var. Yeni F-16 satışları da Kongre’de temel olarak İsrail ve Yunanistan lobilerine takılıyor.
Öte yandan NATO antlaşmasına rağmen, açıkça Türkiye’ye karşı olan İsrail-Yunanistan askeri anlaşmalarına ABD’nin verdiği destek de ortada.
Barrack gibi Lübnan ve Maruni kökenli ve halen Temsilciler Meclisi’nde (460 milyon dolar şahsi servetiyle) en zengin üçüncü siyasetçi olan Issa, bir daha aday olmayacağını açıkladı. Yani, 3 Kasım ara seçimlerinden sonra artık Kongre’de değil.
Barrack torpiliyle lobicilik talebi mi?
Issa halihazırda Temsilciler Meclisi’nde icraat üzerinde çok etkisi olmayan Denetim Komitesi üyesi. Ama zaten TM kısa süre sonra seçim tatiline girecek; Issa’nın resmi düzeyde bir etkisi kalmayacak. O zaman, başka koşullar altında Barrack’ın iş dünyasından arkadaşı olan hemşerisi Issa’yı görevi sona ermeden misafir etmek olarak da algılanabilecek bu ziyarette Cumhurbaşkanlığı’na kabul edilip, Erdoğan’ın elini tutarak fotoğraf vermesinin arka planında ne var?
Issa’nın kendisinden 30 yaş kadar küçük, eski basın müşaviri üçüncü eşi Becca (Becky) Glover, Vaşington’da siyasi iletişim, diğer deyişle hem halkla ilişkiler (PR) hem de hükümet ilişkileri (GR) konusunda, kızkardeşi Juleanna Glover kadar olmasa da deneyimli bir isim.
İnsanın aklına acaba Issa, eşi ve ilişkilerinin 3 Kasım ara seçimleri, haydi diyelim Ocak 2027 sonrasında Barrack torpiliyle Türkiye-ABD ilişkilerinde Ankara’nın lobicisi mi olmak istedikleri geliyor; tabii Trump ve Cumhuriyetçilerin seçimi kaybetmemeleri halinde. Çünkü Demokratların Issa’yı sevmedikleri biliniyor.
Yani Barrack torpilli Issa’nın bağlantıları ancak Trump kaybetmezse işe yarabilir.
Erdoğan’ın lobiciye ihtiyacı mı var?
Trump’ın bu seçimi ne pahasına olursa olsun almak istediği hem TM’de hem de Senato’da çoğunluğu koruması karşılığında her Amerikan vatandaşına 5 bin dolar vaat etmesinden belli.
Ama Trump kazanırsa Erdoğan’ın Trump’a ulaşmak için lobiciye ihtiyacı mı olacak?
Kongre için gerekli olduğu tartışılabilir. Nitekim geçenlerde Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in imzasıyla, F-35 konusunda lobi yapmak üzere Brian Ballard ile varılan 2,4 milyon dolarlık anlaşma var.
Barrack bir açıdan haklı, başkanlar düzeyindeki haberleşmede Türkiye-ABD ilişkilerinin en yakın durumda olduğunu söyleyebiliriz. Trump, Erdoğan’ın her telefonuna çıkıyor; 7-8 Temmuz’da Ankara’daki NATO Zirvesi’ne Erdoğan’ın hatırına katıldığını söylemişti. Türkiye’nin Rusya ve İran ile komşuluğun zorunlu kıldığı ilişkilerine rağmen halihazırda Trump yönetimindeki yerinin farklı olduğu görülüyor.
Erdoğan’ın böylelikle yalnızca Trump’ın konumunu kaybetmeyeceği ihtimali üzerine değil, muhalefetin yargı soruşturmaları ve siyasi transferler sayesinde bölünüp dağılmış olması nedeniyle iktidarda kalma ihtimali üzerine de oyun kurduğu anlaşılıyor.
Bakalım Barrack’ın zirve yaptığını söylediği Türkiye-ABD ilişkileri, örneğin F-35 konusunda sonuç verecek mi?


