Gazeteci-Yazar
PKK lideri Abdullah Öcalan, tam da Terörsüz Türkiye projesinin yol haritasını oluşturacak çerçeve yasanın TBMM’de tartışılacağı günlerde çıkıp “üniter devlet” çağrısı yapar mı, dersiniz? Yapamaz mı? Yapmaz mı? İki yıl önce bu günlerde, yani 2024 Temmuz sonunda biri çıkıp Öcalan’a PKK’ya silah bırakma çağrısı yapsın, gelsin Meclis’te konuşsun dese başına ne gelirdi sizce? Ben söyleyeyim:
Öncelikle, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘İstanbul çıkarmasına kiralık kitle’ iddiası haberiyle eğer kendinizi boşuna meşgul edilmiş hissediyorsanız, devamını okumazsanız alınmam. Ama okursanız, siyasal iletişimin ehil olmayan ellerde nasıl ters teperek öznesini yaptığına, yapacağına pişman ettiğinin okullarda okutulacak bir örneği söz konusu. Şu nedenle fiyasko diyorum: kimse Kılıçdaroğlu’nun tam da CHP’den ayrılan Özgür Özel ve
Özgür Özel, Yeni Parti’nin kuruluşunu ilan etti. Yargının 2023 kurultayını “mutlak butlan” sayıp Kemal Kılıçdaroğlu’nu Genel Başkanlığa iade etmesi ardından CHP’de çalışma olanaklarının kalmadığını söyleyen, Özel dahil 91 milletvekilinin kurucular kurulunda yer aldığı Yeni Parti, Cumhuriyetin kuruluş dönemlerini hatırlatan bir sembolizmle kuruldu. Partinin kurulduğu bugün, 24 Temmuz 1923’te imzalanan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedi sayılan
Özgür Özel’in 1923 Lozan Antlaşması’nın yıl dönümünde, Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Nisan 1920’de TBMM’yi kurarken yaptığı gibi Hacı Bayram Camii’nde Cuma namazı kılıp kurmaya karar verdiği Yeni Parti, Atatürk’ün kurduğu CHP’nin içinden doğuyor. Bu yeni partinin tutmayacağını düşünen bir kesimin gerekçesi, Anadolu ve Trakya’daki geleneksel CHP seçmeninin her hâl ve şart altında seçim günü “Evet”
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine yasal zemin sağlamak için gereken “çerçeve yasa” için iki günlük temaslarının sonucunu açıklayacağı basın toplantısının başında daha köşesiz konuştu. Meclis’in bu düzenlemeyi yapıp öyle tatile girmesini “ümit ediyordu”. Yasal düzenleme, PKK demeden, “münfesih örgüt” üyelerinin yaz aylarında “silah bırakarak ülkeye gelmesini sağlamak” için gerekiyordu. Ama bu yasanın sadece
Beklenen oldu: Özgür Özel “Vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak geldiğini” söylediği 21 Temmuz’daki CHP TBMM Grubu toplantısında yeni parti kuracaklarını açıkladı. Hafta başına dek 85 civarında milletvekilinin CHP’den istifa edip katılmasıyla kurulması beklenen parti, böylece TBMM’de ana muhalefet çoğunluğuna erişip CHP’yi DEM ve belki de MHP’nin altına 4’üncü ya da 5’inci sıraya itecek. Yani
İspanya’nın Arjantin’i 1-0 yenerek 2026 Dünya Futbol Şampiyonu olmasına en anlamlı kutlamalardan biri Gazze’deydi. Filistinliler İspanya renkleriyle sokaklara döküldü; bu kutlamalar aynı zamanda İsrail’e karşı bir protestoydu. Çünkü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bir gün önce Arjantin’i tuttuğunu açıklamıştı. Çünkü aynı gün İsrail Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Tamir Yadai, 2023’ten bu yana Gazze’nin “70 binden fazla
“Bu Trump’a mı?” diye sorarken, Ankara hiç duymak istemese de 2018’de Rahip Andrew Brunson’un tahliyesi için yazdığı “Ekonominizi mahvederim” mesajından söz etmiyorum. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yazdığı o küstah “Aptal olma, General Mazlum Abdi ile görüş” mektubundan da söz etmiyorum. Biraz ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in “Kabul edelim, ilk İran savaşında İsrail’in peşine takılıp çuvalladık” mealindeki
Muhsin Yazıcıoğlu’nun geçirdiği şaibeli kazayla ölümünden 17 yıl sonra yeniden açılan soruşturma sonucu gözaltına alınan 27 kişiden 19’unun tutuklandığı 17 Temmuz’da duyuruldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Yazıcıoğlu’nun 25 Mart 2009’da seçim gezisindeyken Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesi yakınlarında dağlık ve karlı araziye düşen helikopterdeki diğer 5 kişiyle birlikte ölümlerinin FETÖ yönlendirmeli bir cinayet olup olmadığını soruşturuyor. Adalet Bakanı
İster manşet çıkarmaya çalışan gazeteci olun, ister casusu bulmaya çalışan istihbaratçı, ister hastalığı teşhis etmeye çalışan doktor, arızayı saptamaya çalışan mühendis, ya da suçluyu bulmaya çalışan savcı: dikkatle bakmanız gereken unsurların başında “hayatın olağan akışına aykırı” olan sonuçlar, ilişkiler, gelişmeler vardır. Haluk Levent vakasına bu gözle baktığımızda, hemen her şeyin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu









