Gazeteci-Yazar
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan NATO’nun ev sahipliğini yapacağı 7-8 Temmuz Ankara Zirvesinden en önemli beklentisini 29 Haziran’da İstanbul’daki NATO Parlamenter Zirvesinde şöyle ifade etti: • Türkiye NATO’ya taahhütlerini yerine getiriyor. NATO misyon ve harekâtlarına en fazla katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasında. İkinci büyük ve terörle mücadelede deneyimli orduya sahip. • Ancak Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağladığı
NATO Zirvesi’nin hemen öncesinde, 30 Haziran’da Türkiye’ye geleceği bildirilen Avrupa Birliği Komisyonu heyetinin oluşumu ve Ankara’da görüşecekleri açıklanan yetkililer, AB başkentlerinin Türkiye’deki hak ve özgürlüklerin, siyasi ve ekonomik düzeyle ne kadar ilgili olduklarını ortaya koyuyor. AB Komisyonu heyetinin Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Marta
NATO’nun 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026’da Ankara, Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde düzenlenecek. 2004 İstanbul Zirvesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci ev sahipliği olacak zirve, 2025 Lahey Zirvesi’nden bu yana kaydedilen ilerlemeyi gözden geçirecek ve ittifakın öncelikli hedeflerine yönelik somut yol haritası çizecek. Zirvenin Ana Gündemi: Silahlanma NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirveyi “sözünde durma
Son iki gündür dünyanın, Batı dünyasının NATO’nun Ankara Zirvesiyle ilgili neyi konuştuğunu izliyor musunuz? – Önce ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a övgüleri, NATO Zirvesine onun hatırına katıldığı beyanı ve millî savaş uçağı KAAN’da kullanılacak motor satışı “hediyesiyle” geleceği sözleri, – Sonra, Ankara’daki olağanüstü güvenlik önlemelerinin parçası olarak gösterilen tutuklamalar, – Nihayet zirveyi izlemek
ABD Başkanı Donald Trump’ın 24 Haziran’da kendisiyle 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi öncesi görüşmek için gelen NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’yi Beyaz Saray’da kabulünde söyledikleri iki bakımdan önemliydi. • Rutte yanında olduğu halde “Erdoğan için gidiyorum,” dedi. Rutte kendini ezdirmek pahasına “Benim için de gelmez miydiniz?” diye sorunca önce yanıt vermedi. Sonra, “Muhtemelen,” dedi, “gelebilirdim.” Başka
NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak liderler zirvesi hem küresel politikalar hem de Türkiye’nin kurulacak yeni dünya düzeninde tutacağı yer bakımından önem taşıyor. Zirvede Rusya-Ukrayna krizinden NATO’da Avrupa ağırlığı ve silahlanmaya, enerji ve ticaret savaşlarına dek pek çok önemli başlık var. Dünyanın dört bir yanından gazeteciler bu önemli toplantıyı izlemek için Ankara’ya geliyor. Ancak Türk gazetecilerin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son birkaç günkü her konuşmasında, ilk günlerdeki “Bizi ilgilendirmez” temalı, kendi ifadesiyle “güvenli takip mesafesini” bırakarak CHP’deki mutlak butlan krizine yükleniyor. Bir yandan 7-8 Temmuz’da Ankara’da ev sahipliği yapacağı önemli NATO zirvesine hazırlanırken, öne çıkardığı meselenin CHP’nin yönetim krizi olmasının elbette bir anlamı var. Kamuoyunun, bütün haber bültenlerinin, ekranlardaki tartışma programlarının CHP’deki
MHP lideri Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu’nun istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına dönmesinden bu yana CHP’ye özel bir ilgi gösteriyor. Kâh Kılıçdaroğlu’ndan feragat, kâh Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu’na itaat istiyor. İlk adımını PKK lideri Abdullah Öcalan’a çağrıda bulunarak 2024 yılında kendisinin attığı “Terörsüz Türkiye sürecine” özel vurgu yaparak CHP’nin TBMM’deki denge gücünü koruması gerektiğini söylüyor.
Acaba Kemal Kılıçdaroğlu Sözcü TV yerine spekülasyon yapıldığı gibi TGRT’ye çıksa kendisi ve yol arkadaşları için daha mı iyi olurdu? Sözcü TV iyi bir iş yaptı, sözüm onlara değil; hem Kılıçdaroğlu’na söz hakkı verdiler hem de sorulması gereken soruları sordular. Kemal Bey o söz hakkını kendi avantajına kullanamadı. Sadece “Ben gelmeseydim de kayyım mı gelseydi?”









