Gazeteci-Yazar
ABD Başkanı Donald Trump işbaşına geldiğinden bu yana, dünyaya ABD’nin son yüz yıldır saklamaya çalıştığı karanlık yüzünü gösteriyor. Bunu da İsrail lobisinin ve onlarla bağlantılı, kendilerine “Hristiyan Siyonistleri” diyen dinci-gerici kitlelerin iç ve dış politika desteğiyle yapıyor. Kendilerinin icat ettiği ve tamamen -kendi çıkarlarına göre eğip büktükleri katı Yahudi-Hristiyan şeriatı dışında kural tanımayan bu zorbalığın
İran’ın 4 Mart’ta Milli Savunma Bakanlığının Türk hava sahasına yönelmişken “Doğu Akdeniz’deki NATO unsurlarınca” imha edildiğini açıkladığı füzesini Türkiye’ye atmadığını söylemesi olaya yeni bir boyut kattı. Bakanlıktan sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, ayrıntı vermeden, Türkiye’nin NATO müttefikleriyle birlikte her türlü önlemi aldığını söylemekle yetindi. CHP lideri Özgür Özel, “Hatay’a yönelen” füzeyi NATO düşürmeseydi facia yaşanabileceğini
Önce tarihte hedef ülkeye ilk darbenin lider kadroların ortadan kaldırılmasıyla vurulmasının bir örneği olmadığını kaydedelim. Burada bambaşka bir savaş konsepti söz konusu. ABD-İsrail ittifakının başlattığı İran savaşında ülkelerin şimdiye dek sergilediği tutumlara bir yandan kuzeyinde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyinde İsrail-Gazze krizi ve henüz yatışmamış Suriye konusuyla boğuşan Türkiye’nin durumuyla başlayalım. Bu savaşa dair tepki veren ülkelerden
İsrail ve ABD’nin eşgidim içinde 28 Şubat erken saatlerde İran’a saldırmasının ilk büyük sonucu İran’ı 37 yıldır yöneten Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi oldu. (*) Hamaney ile birlikte İslam Cumhuriyetinin önemli kurmaylarının da daha saldırının başladında öldürüldüğü bildiriliyor. İsrail 28 Şubat’ın erken saatlerinde İran’a saldırdı. İran’ın İsrail’e ve ABD’in askeri harekat hazırlığına destek veren
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 25 Şubat’ta TBMM Komisyon raporuyla birlikte Terörsüz Türkiye sürecinin yeni bir aşamaya geldiğini söylemişti. PKK’nın silah bırakma sürecini tamamlamasıyla Meclis de yasal sürecini tamamlayacaktı. Geçen yıl MHP lideri Devlet Bahçeli’nin talebi üzerine örgütüne kendini feshetmesi ve silah bırakma çağrısı yapan PKK lideri Abdullah Öcalan da 27 Şubat çağrısının birinci yılında, bugün
Terörsüz Türkiye sürecinde kural değişmedi, bu fasikülün ilk sayfasını da yine MHP lideri Devlet Bahçeli açtı. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın kendi çıkışına uyarak yaptığı 27 Şubat örgütü fesih ve silah bırakma çağrısının seneyi devriyesi yaklaşırken Öcalan’ın “statü sorununun” halledilmesi gerektiğini söyledi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Komisyon çalışmalarına destek teşekkürüne girmişken gazeteci milleti de koridorda bekleyen
Rus orduları dört yıl önce bugün, 24 Şubat 2022’de Ukrayna topraklarına girdi. NATO bu saldırıyı bekliyordu. Covid-19 salgınının travmasını yeni atlatmaya başlamışken, dünya belki de kısık ateşte bir dünya savaşına adım atıyordu. Türkiye, 27 Şubat’ta çatışmayı “savaş” olarak niteledi ve Ukrayna’nın çağrısı üzerine 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi uyarınca savaş gemilerinin Karadeniz’e geçişini durdurdu. Rusya yalnızca
Malumun ilamı da diyebilirsiniz ama Ankara’da herkesin konuştuğunu nihayet bir AK Parti yetkilisi açık seçik söyledi: AK Parti, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki seçimde yeniden aday olabilmesi için Meclis’in erken seçim kararı almasını istiyor. AK parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş geçenlerde akıllarından geçen erken seçim tarihini, seçimin normal zamanı olan Mayıs 2028’den altı ay kadar önce,









