Gazeteci-Yazar
Doğrusu, “Terörsüz Türkiye” ya da bakış açınıza göre “Çözüm” sürecinin açılış yasasının geçtiğimiz hafta Meclis’ten geçmesi bekleniyordu. AK Parti ile DEM Parti ayrıntılar üzerinde görüşmeleri tamamlamayınca bu haftaya kaldı. Ama arada konunun önemli uluslararası ve bölgesel ayağı olan Irak’la anlaşmak da gerekiyordu. Sadece işin güvenlik boyutu nedeniyle de değil. Neticede PKK militanlarının silahlarını Irak topraklarında
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın da “kuyu tipi” adı takılan, Çorlu, Karatepe’deki Y-Tipi Cezaevi’ne konulduğu haberi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025’te, dört gün sonra tutuklanmak üzere gözaltına alınışının 500’üncü gününde, 1 Ağustos’ta çıktı. O akşam Beylikdüzü’ndeki mitingde konuşan Yeni Parti lideri Özgür Özel İmamoğlu’nun serbest bırakılması, en azından tutuksuz yargılanması talebini
Fas’tan İspanya’ya 30-31 Temmuz tarihindeki kaçak göçmen sağanağının siyasi ayrıntıları ortaya çıkmaya başladıkça şu soru anlam kazanmaya başladı: İspanya’ya bunu yapan, Türkiye’ye ne yapmaz ki? Belki “Neler yapmamıştır ki?” diye de sorulabilir. Fas makamları yeşil ışık yakınca Kuzey Afrika’da, sömürgecilik döneminden kalma İspanyol şehri Ceuta’ya (Sebte) 24 saat gibi bir sürede 60 bin civarında Faslı
Tek başına baktığınızda, Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’ni feshedip aktif siyaseti bırakması da, CHP’nin kara kutusu Önder Sav’ın “Atatürk’ün partisinin genetiği değiştirildi” salvosuyla 70 yıllık rozetini çıkarıp Yeni Parti’ye katılması da siyasetin genel gidişini sarsacak gelişmeler olarak görülmeyebilir. Ancak Türk siyasetinin büyük bir kırılma eşiğinde olduğu şu günlerde her birini o sarsıntının öncü şokları saymak mümkün.
PKK lideri Abdullah Öcalan, tam da Terörsüz Türkiye projesinin yol haritasını oluşturacak çerçeve yasanın TBMM’de tartışılacağı günlerde çıkıp “üniter devlet” çağrısı yapar mı, dersiniz? Yapamaz mı? Yapmaz mı? İki yıl önce bu günlerde, yani 2024 Temmuz sonunda biri çıkıp Öcalan’a PKK’ya silah bırakma çağrısı yapsın, gelsin Meclis’te konuşsun dese başına ne gelirdi sizce? Ben söyleyeyim:
Öncelikle, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘İstanbul çıkarmasına kiralık kitle’ iddiası haberiyle eğer kendinizi boşuna meşgul edilmiş hissediyorsanız, devamını okumazsanız alınmam. Ama okursanız, siyasal iletişimin ehil olmayan ellerde nasıl ters teperek öznesini yaptığına, yapacağına pişman ettiğinin okullarda okutulacak bir örneği söz konusu. Şu nedenle fiyasko diyorum: kimse Kılıçdaroğlu’nun tam da CHP’den ayrılan Özgür Özel ve
Özgür Özel, Yeni Parti’nin kuruluşunu ilan etti. Yargının 2023 kurultayını “mutlak butlan” sayıp Kemal Kılıçdaroğlu’nu Genel Başkanlığa iade etmesi ardından CHP’de çalışma olanaklarının kalmadığını söyleyen, Özel dahil 91 milletvekilinin kurucular kurulunda yer aldığı Yeni Parti, Cumhuriyetin kuruluş dönemlerini hatırlatan bir sembolizmle kuruldu. Partinin kurulduğu bugün, 24 Temmuz 1923’te imzalanan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedi sayılan
Özgür Özel’in 1923 Lozan Antlaşması’nın yıl dönümünde, Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Nisan 1920’de TBMM’yi kurarken yaptığı gibi Hacı Bayram Camii’nde Cuma namazı kılıp kurmaya karar verdiği Yeni Parti, Atatürk’ün kurduğu CHP’nin içinden doğuyor. Bu yeni partinin tutmayacağını düşünen bir kesimin gerekçesi, Anadolu ve Trakya’daki geleneksel CHP seçmeninin her hâl ve şart altında seçim günü “Evet”
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine yasal zemin sağlamak için gereken “çerçeve yasa” için iki günlük temaslarının sonucunu açıklayacağı basın toplantısının başında daha köşesiz konuştu. Meclis’in bu düzenlemeyi yapıp öyle tatile girmesini “ümit ediyordu”. Yasal düzenleme, PKK demeden, “münfesih örgüt” üyelerinin yaz aylarında “silah bırakarak ülkeye gelmesini sağlamak” için gerekiyordu. Ama bu yasanın sadece
Beklenen oldu: Özgür Özel “Vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak geldiğini” söylediği 21 Temmuz’daki CHP TBMM Grubu toplantısında yeni parti kuracaklarını açıkladı. Hafta başına dek 85 civarında milletvekilinin CHP’den istifa edip katılmasıyla kurulması beklenen parti, böylece TBMM’de ana muhalefet çoğunluğuna erişip CHP’yi DEM ve belki de MHP’nin altına 4’üncü ya da 5’inci sıraya itecek. Yani









