İstanbul Sözleşmesinin ardından 1 yıl

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin birinci yılında 21 yaşında yaşamdan kopartılan Ezcacılık Fakültesi öğrencisi Yağmur Sönmez’in haberi ekranıma düştüğünde ve detayları okuduğumda inanamadım, içim yandı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun “Şiddetten ölen kadınlar için dijital anıtında”, 2022 yılının ilk 3 ayı içinde öldürülen 83 kadın arasında artık Yağmur Sönmez’in adı da yer alıyor. Kadına yönelik şiddet, aile, eğitim, yaş farketmeden devam ediyor ve cinayetler durmuyor.

12 yıldır kadın cinayetlerini durdurma mücadelesi veren platform, Şubat ayında öldürülen 23 kadının 10’unun evli olduğu erkek, 4’ünün birlikte olduğu erkek, 3’ünün akrabası, 2’sinin eskiden birlikte olduğu erkek, 2’sinin kardeşi, 1’inin oğlu ve 1’inin de tanıdık biri tarafından öldürüldüğünü tespit etmiş ve yaşam mücadelesi hikayelerini yayınlamış.

İstanbul Sözleşmesi olmadan geçen 1 yıl

Rapora göre öldürülen 23 kadından 11’inin hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilememiş, 10’u boşanmak istediği, barışmayı reddettiği, evlenmeyi reddettiği, ilişkiyi reddettiği gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 2 kadın ise ekonomik bahanelerle öldürülmüş.

Kadınlar derin yoksulluğun en fazla etkilenenleriyken, bir de şiddete karşı mücadele veriyor. Boşanmak istediği için öldürülen yüzlerce kadın varken tek güvencesi nafaka olan kadınların nafaka hakkına da göz dikiliyor.

Bütün zorluklara rağmen, eşit ve özgür yaşamak için mücadele eden kadınlar umut olmaya da devam ediyor.

Mücadeleden vazgeçilmeyen en önemli gündemlerden birisi, bir gece yarısı Cumhurbaşkanı’nın tek başına aldığı kararla çıktığı, kadına karşı şiddetin önlenmesinin yol haritası olan İstanbul Sözleşmesi.

1 yıldır süren hukuki mücadele

19 Mart’ı 20 Mart’a bağlayan gece Cumhurbaşkanı’nın tek başına aldığı bir karar’la Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkacağı açıklandı. 20 Mart 2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan bu kararın ardından Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme talebini 22 Mart 2021 de, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirdikten hemen sonra Eşitlik İçin Kadın Platformu-EŞİK, Avrupa Konseyi’ne, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme girişiminin iç hukuk sistemine aykırı olduğunu belirterek, yapılan bildirimin yasallığını ve uluslararası hukuk açısından etkilerini incelemesi için çağrıda bulundu.

Takip eden günlerde tek tek kadınlar, kadın örgütleri, barolar ve muhalefet partileri temsilcileri tarafından Danıştay’a 200’e yakın dava açıldı. Açılan davalarda iki talep bir arada yer almaktaydı; Cumhurbaşkanı kararnamesinin iptali ve bu kararın yürütmesinin durdurulması.

Danıştay Savcısından kararın hukuka aykırılığı görüşü

Danıştay’a açılan davalarda Danıştay 10. Dairesi’nden ilk karar 29 Haziran 2021 tarihinde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener tarafından yapılan başvuru hakkında verildi. Yürütmeyi durdurma talebi üçe karşı iki oyla reddedildi. Takip eden günlerde yürütmenin durdurulması talepleri Danıştay 10. Dairesi tarafından aynı gerekçelerle ve yine üçe karşı iki oyla reddedilmeye devam edildi.

Yürütmeyi durdurma taleplerinin reddi sonrasında davaların esasına geçildi ve Danıştay savcılarından ilk mütalaalar gelmeye başladı. Aydın Kuşadası’nda yaşayan avukat Lalezar Nergiz ve 12 kadın adına açılan davada, Danıştay Savcısı Cumhurbaşkanı’nın sözleşmeden çekilme kararının hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği yönünde bir görüş bildirdi. Görüşte 3718 sayılı Cumhurbaşkanı kararının 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3 üncü maddesi gereğince hukuka aykırı olduğu ifade edilerek, bu kararnamede Cumhurbaşkanına belli durumlarda, kısıtlı yetki verildiğine işaret edildi.

Aynı yönde ve Cumhurbaşkanı kararının iptal edilmesi gerektiğini belirten başka savcılık görüşleri de oldu.

Şimdi ne olacak?

Tüm davalar gerekçeleri ile ayrı ayrı değerlendirilecek. Bu değerlendirme yapılırken, Karar’ın iptali yönündeki savcı görüşleri de dava dosyalarına eklenecek. Sonrasında dosyalar, Danıştay 10. Dairesi yargıçları tarafından değerlendirilecek ve esastan kararlar verilecek.

Eşik Platformu Üyeleri, İstanbul Sözleşmesi’nden tek kişinin, hiçbir gerekçe belirtmeyen tek cümlelik bir kararı ile çıkılabileceğini kabul etmenin, Anayasa’nın fiilen ve toptan yürürlükten kaldırıldığını ilan etmek olacağını ve Türkiye’de demokrasinin ve hukuk devleti ilkesinin tamamen terk edildiği anlamını taşıyacağını belirttiler.

Zam yağmuru altında yoksulluk artarken, pembe tablolar çizen, gerçeklikten uzak bir ekonomi yönetimine rağmen ayakta durmak ve aynı zamanda şiddetin her türüne karşı mücadeleye devam etmek sadece kadınlar için değil toplumun her kesimi için bir zorunluluk olmaya devam edecek gibi görünüyor.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...