Siyaset

Mayınlar Türkiye’yi Ukrayna savaşına çekme provokasyonu mu?

Ukrayna savaşıyla Karadeniz’e yayılan serseri mayınlar saptandıktan sonra Türk Su Altı Savuma (SAS) komandolarınca etkisiz hale getiriliyor.

Zonguldaklı balıkçılar 9 Nisan öğleden sonra Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından Karadeniz’deki serseri mayınlar nedeniyle denize açılmamaları konusunda uyarıldıklarını basına yansıttılar. Daha önce, 26 Mart’ta yine Batı Karadeniz’de, Kefken açıklarında saptanan bir deniz karakol devriyesince saptanan bir mayın Su Altı Savunma (SAS) komandolarınca etkisiz hale getirilmiş, bir süre İstanbul Boğazı bütün trafiğe kapatılmıştı.
10 Nisan sabahı gazetelerde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Karadeniz’deki mayınlar konusunda geçen hafta AK Parti MYK toplantısında verdiği bilgiye dair haberler yer aldı. Bu haberlere göre, Akar “Mayınlar kasıtlı mı bırakıldı diye şüphelerimiz var” demişti, “Belki NATO’ya ait mayın tarama gemilerinin Karadeniz’e girmesi için bir plan dahilinde de bu mayınlar bırakılmış olabilir. Bizi sıkıştırmak için…” Ancak Akar, bu sıkıştırma çabasına rağmen Türkiye’nin Montreux (Montrö) Sözleşmesi hükümlerini uygulamaya devam edeceğini ve Karadeniz’e savaş gemisi sokmayacağını söylemişti.

Mayınlar kasıtlı bırakılıyor kuşkusunun kaynağı

Akar’ın AK Parti’ye bilgi verdiği toplantı 4 Nisan’da yapılmıştı. Akar ise Türkiye’nin Montrö’yü deldirmeyeceğini Kefken mayın imhasından iki gün sonra, 28 Mart’ta Katar’da katıldığı Doha Forumunda söylemişti.
1 Nisan’da Millî Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından Rusya’nın Ukrayna istilasına başlamasından birkaç gün sonra, 27 Şubat’ta ilan edilen Montrö Sözleşmesi uygulamasının bozulmayacağı tekrarlanmıştı.
Türkiye’nin kuşkusu nereden kaynaklanıyordu? Yanıtını Hürriyet’ten Nuray Babacan’ın kulis haberinde Akar’a atfedilen sözlerden çıkarabiliriz: “Bu mayınlar halatından kopunca normalde kendini kilitliyor. Ama imha edilen mayınlarda böyle bir sistemin olmadığını gördük. Yani bilerek böyle bırakılmış olabilir mi? Araştırıyoruz.”

Türkiye ve NATO’yu savaşa çekmeyi kim ister?

İstihbarat çalışmasını da gerektiren bu araştırma devam ederken Türk deniz karakol uçak ve helikopterleri Karadeniz ve Boğazlarda devriye geziyor, bir yandan da diplomasi devam ediyor.
Akar 7 Nisan’da Rusya dışında Karadeniz’e kıyıdaş Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ve Gürcistan ile Ukrayna Krizinde yakın işbirliği içinde olduğu Polonya savunma bakanlarının katılımıyla 6’lı bir video konferans düzenledi. Bu ülkelerden Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Polonya aynı zamanda NATO üyesi. Akar aynı gün Ukrayna Savunma Bakanı Oleksii Reznikov ile aynı video konferansa katılmak istemeyen Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile de telefonda görüştü.
Açıklama ateşkesin ilanı ve sivillerin tahliyesi çabaları üzerine yapıldı. Ancak mayınlar da konuşuldu. Henüz sonuç yok. Rusya ve Ukrayna birbirini suçlamaya devam ederken, sayıları 400’e yakın tahmin edilen serseri mayınlar Karadeniz güvenliğini tehdit ediyor.
İlk şüpheli Ukrayna. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelensky NATO’nun kendi yanında Rusya’ya karşı resmen savaşa girmesini açıkça talep ediyor. Dünyadaki bütün silah ve petrol lobilerinin savaşın genişlemesinden çıkar umdukları da bir gerçek.

Rusya, NATO, ABD

Öte yandan NATO savaşa girmese de Türkiye’nin Montrö Sözleşmesini delmesinden uzun vadeli çıkar uman ülkeler var. Rusya uzun vadede Montrö’nün delinmesini istemez. Zaten Ukrayna’da deniz savaşı değil, milis güçleriyle takviyeli bir kara-hava harekâtı yürütüyor. Ancak Rusya, Türkiye’nin NATO bünyesinde özellikle de ABD ile karşı karşıya gelmesini ister. Şimdi Türkiye’nin Rus savaş gemilerini engellemesi nedeniyle Montrö’yü uygulamasından hoşnut olan ABD ve İngiltere gibi bazı NATO müttefiklerinin de daha önce -Karadeniz’e çıkışlarını kısıtlaması nedeniyle- Montrö’ye karşı oldukları da biliniyor. (Bu arada 103 emekli amiralin Montrö davası devam ediyor.)
Çok bilinmeyenli bir denklem.
Öte yandan Türkiye’nin NATO içinde sadece ABD’ye bağımlı olmayan işbirliklerine gitmeye başladığı da görülüyor. Akar’ın bu hareketli günlerde İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace ve İtalya Savunma Bakanı Lorenzo Guerini ile 8 Nisan’da İstanbul’da buluşması bunun örneği.

Soldan sağa; Guerini, Akar ve Wallace 8 Nisan İstanbul toplantısı sırasında. (Foto: MSB)

Bu toplantının ilki geçen yıl İtalya’nın Sicilya Adasında yapılmıştı. Bu toplantıda yalızca Ukrayna ve o çerçevede mayınlar değil, ortak savunma sanayi projeleri de konuşuldu.

Sadece mayınlar değil, sivillerin tahliyesi de sorun

Karadeniz güvenliği sadece İstanbul Boğazının şehir içi trafiğini, Boğazlar üzerinden Türkiye’ye Akdeniz ülkelerine tahıl ve taşıyan ticaret gemilerini ve Zonguldaklı balıkçıları tehdit etmekle kalmıyor.
Savaş nedeniyle mahsur kalan sivillerin tahliyesi de sorun olmaya devam ediyor. Karadeniz bu durumdayken hava yolu en güvenli seçenek. Türkiye, Rus birliklerinin saldırısı altındaki Mariupol’de mahsur kalan Türk (ve aynı zamanda Fransız ve Yunan) vatandaşlarının tahliyesi için uzun süredir diplomatik çaba gösteriyor. Bu amaçla Türk Hava Kuvvetlerine ait iki adet A-400 nakliye uçağı Borispol havaalanına gönderildi. Bekleyiş sürerken bu havaalanı ve uçaklara zarar gelmemesi için Ankara hem Rus hem Ukrayna makamları ile temas halinde.
İstanbul’da 29 Mart’taki Rusya-Ukrayna görüşmesi ardından yumuşama umudu artmıştı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Putin-Zelensky görüşmesi için davetini yinelemişti. Ancak Buça’daki katliam görüntüleri havayı değiştirdi. Çavuşoğlu Buça’nın barış ihtimalini geciktirdiğini söyledi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg savaşın uzama ihtimalinden söz etmeye başladı.
Şimdi de serseri mayınlar ve Türkiye’nin savaşa çekilme provokasyonu endişesi… İşler karışıyor.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Fon krizi ortasında bir ölümün anatomisi ve açıklanmayı bekleyen isimler

Gündemden düşmeyen fon krizinin piyasalar ve siyasetteki etkisi, temerrüde düşen bir fon şirketi yöneticisinin intihar…

31 dakika ago

Silahlar susarsa para nereye gidecek? Barışın ekonomik temettüsü

Terörsüz Türkiye süreciyle PKK'nın silahları bırakması mümkün olursa, barışın hukuki planlamasının yanında ekonomik planlaması da…

13 saat ago

Yeni Parti’nin fon krizindeki yeni hedefi AK Partili Ömer Çelik

Daha önce Fatna betük sayan Kaya ve Ömer Gönül isimlerini ortaya atan Yeni Parti sözcüsü…

1 gün ago

Ege’de silahlanma, yeni eksenler, Megali İdea ve tarihin uzun gölgesi

Ege'de silahlanma gerilimi yine artırıyor. Yunanistan'da Megali İdea ruhu canlandırılmamalı. Geleceğimizi geçmişimiz yönetmemeli.

1 gün ago

AKP adım adım İstanbul’u ele geçiriyor. İzmir ise adeta ikram ediliyor

AK Parti 2024'te seçmenden alamadığı desteği, şimdi seçilmişleri yanına çekerek almaya çalışıyor. Ama İstanbul ve…

1 gün ago

Fon krizinden Kıbrıs ve ABD’ye dek jeopolitik ve jeoekonomik zorluklar

İçeride fon kriziyle meşgul Türkiye'nin önünde jeopolitikayı jeoekonomik soruna bağlayan AB-Kıbrıs konusu dahil bir dizi…

2 gün ago