Siyaset

Babacan’ın “bayram hediyesi”: masada çatlak mı netlik mi?

DEVA Partisinin altılı ittifak içide kalacağı ancak Meclis seçimlerine kendi başına katılacağı açıklaması siyaset gündemini belirledi.

“Bayram hediyesi” tanımı Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Sözcüsü İdris Şahin’e ait. Dün, 27 Nisan’da DEVA lideri Ali Babacan’ın parlamento seçimine başka siyasi parti altında değil, kendi kimlikleriyle girecekleri çıkışından bir süre sonra gazeteci Özlem Gürses’in YouTube kanalında yaptığımız söyleşi sırasında kullandı. Şahin’e göre26 Nisan’da yapılan parti yönetim kademelerinde alınan karar “teşkilatlarda bayram havası” yaratmıştı. “Teşkilatlarımıza adeta bayram hediyesi oldu” dedi Şahin. Çünkü bu DEVA’nın ilk seçimi olacaktı ve siyaset “kantarında kendilerini tartmak istiyorlardı. Bu kararda iktidar yanlısı yorumcuların son dönemde kendilerini “rencide edici” yorumlarının da payı olmuştu.
Şahin, Babacan’ın kararını parti teşkilatınca bayram hediyesi olduğunu söylediği sıralardaysa hükümet yanlısı medyada da adeta bayram havası yaşanıyordu. Altılı masa çatlamış, muhalefet dağılmıştı. Adeta Babacan’ın bayram hediyesi Erdoğan’a verilmişçesine heyecan içindeydiler.
Gerçi Babacan o sırada ittifaktan kopmadıklarını, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı seçimde açık ara alt edebilmek için ortak çabayı sürdüreceklerini açıklamıştı ama algı aksi şekilde yönlendiriliyordu.

Sadece rakiple değil, hakemle de mücadele

CHP’li Özgür Özel’in çıkışı da aynı sıralarda geldi. Özel, Babacan’ın kararını “Belirsizliklerin ortadan kalması açısından kıymetli” buluyordu. Zaten 6’lı masada her parti kendi logosuyla temsil ediliyordu. Önemli olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birlikte hareket edebilmekti.
Aldıkları kararın 6’lı masada şimdiye dek verdikleri sözlerle çelişmediğini söyleyen İdris Şahin de “Sadece rakibe karşı değil, hakeme karşı da mücadele verdiğimizi biliyoruz” diyordu; “Hedefimiz muhalefetin ortak adayının açık ara kazanmasıdır.” Şahin, bu niyetin Babacan tarafından 24 Nisan’daki toplantıda diğer liderlere “zaman ve şekil hariç” bildirildiğini de söyledi.
Özlem Gürses ile sorularımız üzerine iki noktaya daha açıklık getirdi DEVA sözcüsü.
Birincisi, Cumhur İttifakı içinde “kesinlikle yer almayacaklardı”.
İkincisi, altılı masa çevresinde adı Millî Görüş olan, ya da çağrıştıran bir ittifaka katılmayacaklardı.
Üçüncüsü, Millet İttifakı bünyesinde ya da dışında bir gruplaşma olacaksa bunun kararını da yine 6 lider alacaktı.

Erdoğan’a seçim yasası hediyesi

İşin gerçeği, Erdoğan’ın AK Partisi ile Devlet Bahçeli’nin MHP’si tarafından seçim yasasındaki değişikliği ittifakları önemsizleştirmesi meyvelerini vermeye başlamıştı.
Erdoğan’a bayram hediyesini veren Babacan değil, aslında seçim yasası uzlaşmasıyla Bahçeli olmuştu.
Aslına bakarsanız DEVA’nın kararının, Cumhurbaşkanlığı ve parlamenter sisteme geçiş hedefi konusunda görüş birliği bozulmazsa, seçimin sonucuna belirleyici etkide bulunacağı söylenemez. Bakarsınız Gelecek Partisinden de benzeri karar gelebilir. Bu çerçevede CHP’den gelen “belisizliklerin ortadan kalkması” yorumu da bir mantığa oturuyor.
Ancak DEVA’nın kararının özellikle CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na göstermesi gereken bir yönü daha var.

Muhalefet “kim olsa seçilir” yanılgısına düşer mi?

Yeni seçim yasasıyla ve Erdoğan’ın Ukrayna Krizinde oynadığı diplomatik rolün ekonomik krize olumlu etkide bulunma ihtimaliyle seçim eskisine göre daha zor geçecek.
Muhalefetin, Erdoğan’ı seçimde alt etmek istiyorsa adayının gerçekten açık ara, bir iki puan değil daha fazla farkla seçilebilecek bir isim olması gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nun etrafında “ekonomik ve siyasi yapı dökülürken Erdoğan nasıl olsa seçim kazanamaz, kimi göstersek seçilir” yanılgı ve rehaveti içinde bir ekip olduğu görünüyor. Bu da örneğin altılı masadaki liderlerin Kılıçdaroğlu kendisini aday gösterirse Erdoğan ve AK Partinin Kılıçdaroğlu’nun Alevi inancından olması üzerine şiddetli bir karşı-kampanya başlatacağı endişesi duymasına yol açıyor.

Kılıçdaroğlu bu durumun mutlaka farkında olsa gerek; CHP bünyesindeki çekişmeleri hedef alan son çıkışı bunu gösteriyor sanki.

Çünkü muhalefetin işi bundan -örneğin Ukrayna Krizinin başladığı iki ay öncesine göre muhalefet açısından daha zor ve zorlaşmaya devam ediyor.
Kılıçdaroğlu ve Akşener başta olmak üzere muhalefet liderlerinin asıl görmesi gereken olgu işte bu.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Trafikte teröre dönüşen motosiklet ve skutır kural tanımazlığı

Her musibette bir hayır varmış denir ya… 2 Eylül akşamüzeri Panora AVM’den çıkıp araçların durarak…

2 saat ago

Balkanlar’da Avrupa Boşluğu ve Türkiye

Batı Balkanlar’daki kamyon şoförleri 14 Eylül’de Avrupa Birliği sınırlarında yeniden blokaja hazırlanıyor. Mesele ilk bakışta…

5 saat ago

Buz, Lav, Morina, AB ve İzlanda

Geçtiğimiz cumartesi günü yapılan referandumla İzlanda az farkla da olsa (sadece 12 bin oy, yaklaşık…

5 saat ago

Üsküdar’daki AK Parti planı CHP-Yeni Parti ortak kararıyla bozuldu

Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasıyla boşalan Üsküdar Belediye Başkanvekilliği için bugün (5 Eylül) yapılması öngörülen seçim, CHP…

1 gün ago

Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Türkiye Raporu: Rotayı Kim Çizecek?

Uluslararası Enerji Ajansı’nın 4 Eylül’de yayımladığı Türkiye 2026 Enerji Politikası İncelemesi, enerji sistemimizin nereden geldiğini,…

1 gün ago

Üsküdar Operasyonu: Bu mu temiz siyaset?

Üsküdar AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Tahir Sarıcaoğlu, 3 Eylül gece yarısına yakın X hesabından…

2 gün ago