Duruşma Salonlarından Sinema Salonlarına: Kadın Hareketi Her Yerde

Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesinden çekilmesine karşı açılan davaların görüldüğü Danıştay duruşmasına kadın örgütleri katıldı.

Kadın hareketi içerisindeki sivil toplum örgütleri öylesine dinamik ki zaman zaman yaşananları  paylaşmakta gecikebiliyoruz.  Geçtiğimiz haftalarda kadınlar bir yandan İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformuna açılan kapatma davasını izlemek için adliye salonlarındaydı, bir yandan da Ankara’da 25.si düzenlenen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali ile kendine ifade alanları açıyordu. Kadın hareketinde olan biteni kısaca özetlemek istedim:

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na yönelik kapatma davası 1 Haziran’da İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görüldü. Öldürülen kadınların yakınları, şiddet gören kadınlar, demokratik kitle örgütleri, milletvekilleri, sanatçılar, yüzlerce kadın oradaydılar.

Ortak mesaj: “kadın cinayetlerini ve kadına yönelik her türlü şiddeti durdurmak için mücadele eden derneğin kapatılmaya çalışılmasının karşısındayız.” şeklindeydi.

Derneği savunmak için 276 avukat davaya yetki belgesi sundu. Mahkeme tüm müdahillik taleplerinin reddine karar verdi ve duruşma 5 Ekim’e ertelendi. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinden sonra, şiddete dair verileri paylaşan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na açılan kapatma davasının rastlantı olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle verilen mücadele her bir bireyin geleceğini korumak açısından çok değerli.

İstanbul Sözleşmesi Davaları

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece ansızın Cumhurbaşkanı kararı ile çekilmesine karşı Danıştay’da görülen davalar da devam ediyor.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış kararının yayınlandığı 19 Mart 2021’den itibaren 200 den fazla kişi ve kuruluş yürütmenin durdurulması ve bu hukuk dışı işlemin iptali için Danıştay’da dava açmıştı.

Danıştay 10. Dairesindeki davalardan bir kısmının duruşması 28 Nisan’da yapılmıştı. İkinci kısım duruşmalar 7 Haziran’da yapıldı.

Davaya katılım ve savunmalar konusunda EŞİK’de (Eşitlik İçin Kadın Platformu) büyük emek veriyor.

7 Haziran’daki 2. duruşmaya ben de katıldım. Türkiye’nin farklı illerinin barolarını temsil eden avukatların savunmalarını dinleme imkanı buldum. Hepsi öylesine başarılıydı ki, gurur duydum.

O gün, “Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği” ile Aksaray, Artvin, Çanakkale, Denizli, Kars, Kırklareli, Malatya, Şırnak, Tokat, Zonguldak Baroları, Yargıçlar Sendikası ve CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, SOL Parti’nin duruşmaları vardı.

Yakınlarını kaybetmiş ailelere duruşma salonunda özel bir yer ayrılmıştı. Duruşma, kadın cinayetlerinde öldürülen kadınların isimlerinin anılması ve her bir ailenin ayağa kalkarak kaybettiği yakınlarının fotoğrafını paylaşması ile başladı.

Özgür Özel bu davanın bir kadın meselesi olmadığını, anayasal güvence altında olan kuvvetler ayrılığının fiilen ayaklar altına alınmış olduğunu, işlenen cinayetlerden ve şiddetten bir erkek olarak utanç duyduğunu belirtti.

Aylin Nazlıaka ise, kadınların tedirgin olmadan yolda bile yürüyemediğini, en temel hak olan  adalet için duruşma salonunda olduklarını aktardı. “Bir kadının bir erkeğe ikinci eş olmayı teklif ettiğinde kabul etmediği takdirde, erkeğin öldürüldüğünü duydunuz mu?” diye sordu ve Ulviye Avağ’ın bu nedenle katledildiğini hatırlattı.

Savunmalardaki ortak noktalar

EŞİK, konuşmacıların çok iyi hazırlanmış, birbirini tamamlayan, hukuk dersi niteliğindeki savunmalarının ortak noktalarını şu şekilde özetledi:

  • İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış kararı siyasi bir karardır.
  • Kararın ne siyasi, ne de hukuki makul hiçbir gerekçesi yoktur.
  • İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış işleminde hiçbir kamu yararı yoktur.
  • Karar açık ve net şekilde Anayasa’ya aykırıdır.
  • İstanbul Sözleşmesi evrensel insan hakları hukukuna dayanan, temel insan hakları ile ilgili bir uluslararası sözleşmedir. Meclis iradesi devre dışı bırakılarak bu sözleşmeden çıkılamaz.
  • Kararın savunmasında, Cumhurbaşkanı’nın uluslararası ekonomi, spor, kültür konulu anlaşmaları fesih yetkisini öngören 9 nolu yine Cumhurbaşkanı kararnamesinin öne sürülmesi kavram kargaşası yaratmak amaçlıdır.
  • Anayasa’nın 90. Maddesi herkes için açık, nettir ve der ki; “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.” 6251 nolu uygun bulma kanunu halen yürürlüktedir. Usulde paralellik ilkesi gereği çıkış işlemi de TBMM iradesi ile olabilir.
  • Kadın cinayetlerinin cinskırım boyutlarına varması, başta kadınlar ve çocuklara yönelik cinsel şiddet olmak üzere her türlü cinsiyete dayalı şiddetin ve LGBTI+’ları hedef alan baskı ve şiddetin tırmanması söz konusu iken sözleşmeden çıkılması, bu suçlara teşebbüs edebilecek kişilerin cesaretlenmesi ile sonuçlanmıştır, şiddet artmıştır.

6 saat süren duruşmanın sonunda Danıştay Savcısı Aytaç Kurt, 28 Nisan duruşmasında olduğu gibi: “Sözleşmeden çekilme kararına yönelik dava konusu işlemin iptalinin gerektiğini düşünüyorum” diyerek kararın hukuka aykırılığını bir kez daha dile getirdi.

EŞİK Platformu üyeleri 14 Haziran’da yine Danıştay’da olacaklar ve herkesi “bu sözleşme sayesinde hayata tutunan binlerce kadın için” davaları izlemek üzere Danıştay’a davet ediyorlar.  O gün Meral Akşener’in açtığı dava da görüşülecek.

25. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali

Kadın hareketinin sanatla kendini ifade ettiği çok özel bir etkinliğe ise Uçan Süpürge Vakfı imza attı. 25. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 26 Mayıs-5 Haziran tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşti.

Festivalin açılış töreni Karum Çim alanındaydı. Bir yandan uzun süre sonra karşılaşılan dostlar yüzleri güldürürken, öte yandan filmini sunmak üzere orada olması gereken Çiğdem Mater’e ve tüm Gezi mahpuslarına özlem ve haksızlığa isyan vardı. Törende Festival Onursal Başkanı Türkan Şoray’ın yanı sıra pek çok oyuncu, yönetmen ve sinema dünyasının önemli isimleri yer aldı.

Açılış gecesinin ardından 5 Haziran’a kadar kadın yönetmenlerin imzalarını taşıyan 60’ı aşkın film 105 seansta Ankara izleyicisiyle buluştu.

Bu yıl Uçan Süpürge Tema Ödülü; 1990’dan bu yana bir kültür/hafıza mekânı ve kalıcı bellek olarak her kesimden ve inançtan kadının desteği ve özverisi sayesinde oluşmuş Kadın Eserleri Kütüphanesi’ne verildi.

Onur Ödülü, 40 yılı aşkın sinema ve tiyatro oyunculuğu ile kariyerine sayısız başarı ve ödül sığdırmış olan Şerif Sezer’e sunuldu.

Türk sinemasının ilk kadın yönetmenlerinden Bilge Olgaç anısına verilen Başarı Ödülleri ise oyuncu Neşe Yulaç ve Ayşenil Şamlıoğlu ile yapımcı Anna Maria Aslanoğlu’na, kadınlara yönelik güçlü, olumlu kadın rollerinin yazılmasını teşvik etmek amacıyla verilen Genç Cadı Ödülü, genç sinemacı Nazlı Bulum’a sunuldu.

Uçan Süpürge Vakfı etkinlik konusunda destek olmak bir yana engel olduğu gerekçesi ile  Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Murat Karahan’a tepkiliydi.

Pandemi öncesine kadar, 21 yıl boyunca, Ankara’yı da temsil eden bir mekân olması nedeniyle Devlet Opera ve Balesi binasında açılışlarını gerçekleştirmişken, bu sene festivalin 25. açılış gecesi için 2021 Kasım ayından bu yana üç kere resmi olarak başvuru talebi iletilmiş olmasına karşın olumlu cevap verilmemiş. Vakıf yöneticileri, Türkiye’nin ilk uluslararası kadın filmleri festivaline gösterilen bu tavrı; Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası ve ulusal her ortamda duyuracaklarını söyledi.

Özgürlüklerin kısıtlandığı, her alanda baskının hissedildiği, medyanın da disipline edilmeye çalışıldığı bu dönemde, sahada olan, seslerini yükselten kadın varlığı çok anlamlı, çok değerli ve desteklenmeyi hakediyor.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...