Ekonomi

Merkez Bankasının faiz düşürme kararı ve önündeki üç büyük belirsizlik

Fatih Karahan ne yapsın? Merkez Bankasının faiz düşürme kararı teknik gereklilik yanında önüne çıkabilecek siyasi risklere karşı önlem de olabilir.

Yazının başlığı Merkez Bankasının 23 Temmuz toplantısında politika faizini yüzde 46’dan yüzde 43’e düşürme kararını “Fatih Karahan ne yapsın?” diye vermek de olabilirdi ama mesele şahsi olmaktan çok uzak.
Düz mantıktan gidersek, görünüm şöyle:
• Merkez Bankası (TCMB) 20 Mart’ta pek alışılmadık bir ara toplantıyla borç verme faizini yüzde 44’ten 46’ya yükseltti ama politika faizini yüzde 42,5’ta tuttu.
• Bir gün önce, 19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu gözaltına alınmış ve Borsa, hükümetin beklediğinden çok sert tepki vermişti.
• TCMB 17 Nisan’da yeniden toplandı ve politika faizini yüzde 46’ya yükseltti. Bu hamle, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın söyleminin aksine, İmamoğlu Vakasının ekonomiyi kötü etkilediğinin itirafıydı.
• O tarihe dek döviz kurlarını kontrol altına almak için kamu kaynaklarından 40 milyar dolar harcanmıştı ve bu miktarın ilerleyen günlerde 55 milyar dolara çıkacağı anlaşılacaktı.
• Bunda CHP’nin de hükümetin beklediğinden çok sert tepki vermesinin ve Özgür Özel’in seri mitinglere başlamasının payı vardı; şok kolay geçmeyecekti.

Faiz düşürmeyip de ne yapsın?

TOBB’un düşünce kuruluşu TEPAV 22 Temmuz’da faizin yüzde 43’e düşürülmesini önermişti. Çünkü, “Politika faizinde sınırlı indirim alanı var, para politikası esnekliği korunmalı” idi.
Bu ifade “Zaten enflasyon hedefine göre faiz çok yüksek kaldı, hazır yapabiliyorken düşür, yarın heybeden bir turp daha çıkarsa manevra alanın kalsın” diye yorumlanabilir. Çünkü Merkez Bankasının önünde, biri tamamıyla dış, biri hem iç hem dış özellikleri, diğer de tamamen iç olmak üzere üç büyük risk bulunuyor.
1- Bütünüyle dış belirsizlik etkeni, ABD Başkanı Donald Trump. Her gün değişen ticaret vergileri kararları, zıtlaşmaları sadece Türkiye’yi değil bütün dünyayı etkiliyor.
2- PKK’nın silahsızlandırılması, ya da Terörsüz Türkiye projesiyle de iç içe geçmiş görünen Suriye’nin geleceğiyle ilgili konular.
3- İmamoğlu soruşturmalarının CHP lideri Özel’in dokunulmazlığının kaldırılarak hapse atılması ve nihayet CHP’nin kapatılmasına dek varması ihtimali.
Sonuncusu ekonomiye en ağır darbeyi vuracak etken. Belki de bu nedenle TEPAV “Hukukun üstünlüğünün sağlanmasını” ekonominin gidişi açısından “acil öncelik” görüyor.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

ABD-İsrail-Suriye İstihbarat Ağı Kuruldu, Türkiye’ye de Bilgilendirildi

İsrail ve Suriye arasında ABD gözetiminde ortak istihbarat mekanizması kurulduğu 6 Ocak’ta Paris’te buluşan üç…

14 saat ago

Özel: Erdoğan Normalleşse, Biz de Normalleşiriz. Toplumu Germemek Lazım

CHP lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın normalleşmesi halinde kendilerinin de normalleşeceğini ancak AK Partinin…

23 saat ago

Trump’ın Grönland’a Göz Dikmesi, NATO, AB, Çin, Rusya, İsrail ve Türkiye

Google Earth programını sağdan sola değil, yukarıdan aşağı doğru 90 derece çevirdiğinizde karşınıza yukarıdaki harita…

1 gün ago

Maduro Operasyonu: Trump’ın Güç Gösterisi ve Küresel Etkileri

 ABD Başkanı Donald Trump’ın askeri güç kullanarak Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro ve eşini, başkent Karakas’taki…

2 gün ago

Ankara’nın Venezuela Sessizliği: Erdoğan ABD Demekten Neden Çekiniyor?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırıp ülkeye el koyması üzerine Cumhurbaşkanı Tayyip…

2 gün ago

Venezuela’dan İran’a: Sadece Petrol Değil Güç. Şayet Değil, Ne Zaman?

ABD'nin 3 Ocak 2026 Venezuela operasyonu dünyayı sarstı. Ancak son dönemde yaşananları parça parça okursak…

3 gün ago