Siyaset

Terörsüz Türkiye Sürecinde Toplumun En Güvendiği Aktör Kim?

Terörsüz Türkiye sürecinde toplumdaki belirsizliği gösteren “Hiçbiri” yanıtı ardından ilk iki sırada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve CHP lideri Özgür Özel geliyor.

Terörsüz Türkiye süreci hâlâ son derece belirsiz ve kırılgan bir zeminde ilerliyor. Ankara’da bu dosyanın tüm boyutlarına gerçekten hâkim olan aktör sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Sürecin siyasi sahipliği konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli arasında, tarsine bütün beyanlara rağmen tam bir uyumdan söz etmek zor; özellikle yöntem, öncelikler ve tempo bakımından ciddi farklılaşmalar göze çarpıyor. Son dönemde söylem kısmen yumuşamış olsa da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın zaman zaman sergilediği şahin çıkışlar bu belirsizlik duygusunu pekiştiriyor. Öte yandan Suriye düğümünün ne yönde çözüleceği hâlâ netlik kazanmış değil ve bu denklemde Washington’un belirleyici bir aktör olarak ağırlığını koruduğu görülüyor. Kısacası, tüm bu değişkenler bir araya geldiğinde süreç hâlâ puslu bir havada, sınırlı görüş mesafesiyle ilerliyor.
Hal böyle olunca, vatandaşlar bu belirsizlik ortamında kime güvenebileceklerini sorguluyor; somut olarak bir kuruma mı, tutarlı bir politikaya mı yoksa güçlü bir siyasi aktöre mi yaslanmaları gerektiğini arıyorlar. Güven duygusunun zayıfladığı bu puslu tabloda, kamuoyunun beklenti ve yönelimlerini anlamak her zamankinden daha kritik hâle geliyor. Research İstanbul’un Aralık Türkiye Raporu ise tam olarak bu soruya cevap arıyor.

“Hiçbiri”ni Saymazsak, Erdoğan ve Özel

Araştırmanın sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, “Terörsüz Türkiye” sürecinde toplumun güven algısının büyük ölçüde mevcut siyasal dengelerle uyumlu biçimde şekillendiği görülüyor. İlk sırada yüzde 35 ile “Hiçbiri” var. Bu da toplumun kafasında hala belirsizlikler ve güvensizlikler olabileceğini gösteriyor.

(Kaynak: Research Istanbul)

Tüm belirsizliklere rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte toplumun en geniş kesimi tarafından güvenilen temel aktör olmaya devam ediyor. Farklı yaş grupları arasında bazı dalgalanmalar bulunsa da Erdoğan’a yönelik güvenin kuşaklar arasında görece dengeli dağıldığı, özellikle orta yaş gruplarında daha güçlü seyrettiği anlaşılıyor. Bu tablo, güvenin hâlâ yürütme gücü, devlet kapasitesi ve liderlik figürüyle özdeşleştirildiğine işaret ediyor.
Bununla birlikte, muhalefet cephesinde Özgür Özel’in belirgin bir güven unsuru olarak öne çıktığı da açık. Araştırmanın sonuçları, Özel’in özellikle gençler ve ileri yaş gruplarında dikkate değer bir güven alanı oluşturduğunu gösteriyor. Bu durum, muhalefetin yalnızca eleştirel bir pozisyonda değil, aynı zamanda çözüm ve süreç üretme potansiyeline sahip bir aktör olarak algılanmaya başladığını düşündürüyor. Özel’in bu görünürlüğü, muhalefet liderliğinin güven inşası açısından yeni bir eşiğe işaret ediyor.

Demirtaş’a Güven Öcalan’dan Fazla

Selahattin Demirtaş ise bu tabloda ayrı bir yerde duruyor. Toplumsal karşılığı sınırlı gibi görünse de belirli yaş ve sosyolojik gruplarda Demirtaş’a duyulan güvenin hâlâ güçlü olması, onun Kürt meselesi ve demokratik siyaset açısından önemli bir referans noktası olmayı sürdürdüğünü gösteriyor. Bu bağlamda Demirtaş’ın hâlâ cezaevinde olması, “Terörsüz Türkiye” gibi bir sürecin toplumsal meşruiyeti açısından ciddi bir sorun alanı olarak öne çıkıyor. Sürecin kapsayıcılığı ve inandırıcılığı, Demirtaş gibi aktörlerin siyaset dışına itilmesiyle daha da tartışmalı hâle geliyor.

Kaynak: (Research Istanbul)

Araştırma sonuçlarında dikkat çeken bir diğer unsur, Abdullah Öcalan’a yönelik güvenin toplum genelinde son derece sınırlı kalması. Bu durum, devletin ve toplumun büyük bölümünün süreci Öcalan merkezli bir okuma üzerinden değerlendirmediğini, meşruiyet arayışının farklı aktörler üzerinden yürüdüğünü ortaya koyuyor.

Bahçeli Kilit Aktör Ama…

Devlet Bahçeli’ye duyulan güven ise belirgin biçimde sınırlı ve büyük ölçüde partisinin toplumsal ağırlığıyla paralel bir seyir izliyor. Bahçeli’nin Ankara koridorlarında ve siyasal denklemlerde etkili bir aktör olmasına rağmen, bu etkinin toplum nezdinde güçlü bir güvene dönüşmediği görülüyor. Benzer şekilde Numan Kurtulmuş’un da süreçte toplumsal karşılığı son derece sınırlı; ne liderlik ne de arabuluculuk rolüyle güven üreten bir figür olarak algılanıyor.
Genel tabloya bakıldığında, araştırmanın sonuçları güven dağılımının parti sıralamalarıyla büyük ölçüde uyumlu olduğunu ortaya koyuyor. Toplumun güven haritası, siyasal tercihlerdeki genel hiyerarşiyle paralel biçimde şekilleniyor: iktidar bloğu ilk sırada yer alırken, ana muhalefet onu yakından takip ediyor; Kürt siyasi hareketi daha sınırlı ama istikrarlı bir destek alanına sahipken, milliyetçi çizginin toplumsal karşılığı daha dar bir çerçevede kalıyor. Bu tablo, “Terörsüz Türkiye” sürecinin seçmen nezdinde yeni bir siyasal denge üretmekten ziyade, mevcut parti güç dağılımını yeniden teyit ettiğini gösteriyor. Başka bir ifadeyle, toplum süreci hâlâ bildik aktörler ve mevcut siyasal saflaşmalar üzerinden okuyor; kapsayıcı ve geniş tabanlı yeni bir güven mimarisinin ise henüz oluşmadığı görülüyor.

Güven Açığı ve Elit Merkezli Belirsizlik

Araştırma sonuçları, “Terörsüz Türkiye” sürecinde aktörlere yönelik güven tartışmasının ötesinde, sürecin kendisine dair ciddi bir güven açığı bulunduğunu ortaya koyuyor.

(Kaynak: Research Istanbul)

Katılımcıların yalnızca yüzde 31’i sürecin samimi ve kalıcı biçimde silahlı terörü sona erdireceğine inandığını ifade ediyor. Yüzde 21’lik bir kesim sürecin bazı sonuçlar üretebileceğini düşünse de terörü tamamen bitireceğine ikna olmuş değil. Buna karşılık toplumun yüzde 48’i, yani neredeyse yarısı, sürecin terörü sona erdireceğine inanmadığını açıkça dile getiriyor. Bu tablo, güvenin toplumsal zeminde hâlâ son derece kırılgan olduğunu ve sürecin büyük ölçüde elitler arasında yürütülmesinin belirsizlik duygusunu beslediğini gösteriyor.
Kısacası, güven konusunda toplumun hâlâ sürecin başlatıldığı noktadan çok da ileriye gidebildiğini söylemek zor.

Ahmet Erdi Öztürk

Londra Metropolitan Üniversitesi

Recent Posts

Von der Leyen Vakası: AB’nin Türkiye Çıkmazı

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in 19 Nisan 2026’da Hamburg’da, Die Zeit gazetesinin…

11 saat ago

Erken Seçim Yok Dense de Mayıs-Haziran 2027 Senaryosu Potada

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin seçimin zamanında yapılacağını söylemesi akıllara Erdoğan’ın yeniden…

19 saat ago

Trump NATO Zirvesi İçin Ankara’ya Gelecek mi? F-35 Müjdesi Verecek mi?

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin 21-22 Nisan Ankara temaslarının iki temel amacı var:  7-8 Temmuz’da…

1 gün ago

Barrack’ın Antalya konuşmasına dair tartışma bize ne anlatıyor?

Antalya Diplomasi Forumu bu yıl da uluslararası siyasetin çok katmanlı gündemini yansıtan önemli bir buluşma…

2 gün ago

İktidar Saflarında Şimşek ve Ekonomi Programı Çatlağı

İktidar çizgisindeki Yeni Şafak gazetesi bugün “Şimşek’in Enflasyonla Mücadele Programı Çöktü” manşetiyle çıktı. Gazete, Hazine…

2 gün ago

Fidan “İsrail’in başındakiler deli” derken ABD’nin Bölge Valisi ne dedi?

  ABD’nin, sömürge dönemlerinin Britiş Bölge Valilerini aratmayan Tom Barrack'ın sıfatını yazmaya satırlar yetmiyor: ABD…

4 gün ago