Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’deki mutlak butlan bölünmesinde taraf olmadığını söyleyerek müdahil oluyor. Örtülü olarak Özel’e karşı Kılıçdaroğlu’ndan yana yaklaşıyor ve aslında davanın başlangıç noktasında kendisinin payı var.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan istinaf mahkemesinin “mutlak butlan” kararıyla CHP’de başlattığı kriz ve bölünme konusunda on gün ağzını açmadı. İlk gün Adalet Bakanı Akın Gürlek’in adeta eylemin sorumluluğunu üstlenir gibi karara sahip çıkmasından sonra AK Parti saflarından sadece Sözcü Ömer Çelik’in sanki konuyla hiç ilgileri yokmuş gibi açıklaması gelmişti.
Erdoğan ilk olarak 1 Haziran Pazartesi günü konuştu: “Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz,” dedi. Ancak 2 Haziran’da Özgür Özel’in “Tam ortasındasın, TOMA’nın şoförüsün” demesi üzerine, muhtemelen butlan krizinde o kadar da tarafsız görünmenin iyi olmayacağını düşündü. 3 Haziran günü, CHP’de “seçilmişler” ve “atanmışlar” arasında gerilim artarken, yine “taraf değiliz” söylemini sürdürerek CHP’ye sert girdi.
Ancak ana muhalefetin tamamına yönelik görünen “koltuk kavgası” eleştirisinin hedefinde “seçilmiş” CHP’nin bulunduğu görülüyordu.
Gece saatlerinde konuşmasının o bölümünü X hesabından da yayınladığı konuşmasının şu bölümü bunu gösteriyordu:
• “Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var. Dün kahraman dediklerine bugün hain damgası vurmak var. Aynı muameleyi “gel” deyince koşa koşa gelen eski cumhurbaşkanı adaylarına da yapmışlardı. Kendisi “hain ve işbirlikçi” olma sırasını savdı, şimdi yerini bir başkasına bıraktı.”
Erdoğan’ın ilk bahsettiği kişinin Muharrem İnce, “bir başkası” dediğinin de Kılıçdaroğlu olduğu açık.
Cumhurbaşkanı, AK Parti’nin bu tartışmaları “güvenli takip mesafesinden” izlediğini ve bu tutumun değişebileceği ihtimalini de içeren şekilde, “inşallah” bunu bozmayacağını söylüyordu.
Sanki 1 Şubat 2024’te, yaklaşan 31 Mart yerel seçimlerini etkileyebilmek hedefiyle 4-5 Kasım 2023’te Özel’in Kılıçdaroğlu yerine seçildiği 38’inci kurultayın “şaibeli” olduğunu söyleyerek süreci başlatan Erdoğan olmamıştı.
Sanki Erdoğan’ın bu sözleri üzerine Akif Hamzaçebi 5 Şubat 2024’te “Erdoğan’ın “şaibeli kurultay” iddiasına cevap veremeyenler, cumhurbaşkanı adayı belirlemek için yola çıkmasın” diye Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ekibine işaret etmemiş, sanki bunun üzerine Kılıçdaroğlu 7 Şubat’ta “Sükût ikrardan gelir” çıkışını yapmamış, mutlak butlan davası öyle başlamamıştı.
Sanki CHP’nin 31 Mart 2024 seçimlerinden birinci parti çıkasından bir süre sonra Erdoğan o zamanki Adalet Bakan Yardımcısı Akın Gürlek’i İstanbul Cumhuriyet başsavcısı olarak atamamış, sanki İmamoğlu ve CHP’li belediyelere soruşturma heyelanı öyle başlamamış, sanki Erdoğan iddianameler yazılıp bittikten (ve medya üzerinden psikolojik operasyon doygunluk noktasına ulaştıktan) sonra Gürlek’i Adalet Bakanı olarak atamamış, böylece soruşturmalar zinciri üst düzey siyasilerin itirafları ve parti değiştirmeleriyle ayrı bir boyuta geçmemiş, istinaf mahkemesi bu siyasi atmosferde mutlak butlan kararı vermemişti.
Gelişmelerin Erdoğan’ı -belki tam istediği gibi olmasa da- memnun ettiğine kuşku yok.
Böylelikle bir sonraki seçimi muhalefeti bölüp tahrip ederek kazanma stratejisinde mesafe alıyor.
Ana muhalefetin “seçilmiş” ve “atanmış” olarak bölünmesinin bir partide iki ayrı MYK toplantısıyla zirveye ulaştığı 3 Haziran günü Erdoğan’a bir iyi haber de dışarıdan geldi. ABD Başkanı Donald Trump 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’ne katılacaktı.
Üstelik, Trump yönetiminin, daha önce Arjantin’e yaptığı gibi seçim öncesi Türk ekonomisine (dolayısıyla Erdoğan yönetimine) mali destek verecek adımlar planladığı haberleri de yayılıyordu.
Diğer yandan ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve artık hem Suriye hem Irak özel temsilcisi Tom Barrack, fiilen Ortadoğu genel valiliği işlevini, operasyonu Türkiye merkezli yürüteceğini açıkça söylüyordu.
Ama Amerikancılıkla suçlanan “seçilmiş” CHP ve Özel yönetimi oluyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan da ağız dolusu CHP içi kavgada taraf tutmadığını söyleyebiliyordu.
Gelişmeler gerçekten baş döndürücü.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ABD Başkanı Donald Trump’ın 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’ne…
Özgür Özel 2 Haziran’daki CHP TBMM Grup toplantısında Kurultay’ın 12 Temmuz’da toplanması için yeterli delege…
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un, Özgür Özel’e CHP Grup toplantısını yaptırmama başvurusunu reddettiği Kemal Kılıçdaroğlu, 2…
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’in 2 Haziran’da CHP grubunu toplamasına yetkisinin bulunmadığı,…
Bülent Kuşoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’in 2 Haziran’da toplayacağını açıkladığı TBMM CHP Grubu toplantısına “katılacağını…
Türkiye’de siyasetçilere yönelik en yaygın eleştirilerden biri şudur: “Milletvekilleri halktan koptu". Bu eleştiri yeni değil.…