ABD’nin veto hakkına sahip 5 Daimi Üyesinden biri olduğu BM Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasından birincil derecede sorumludur. BM Şartı uyarınca, tüm üye devletler Konsey kararlarına uymakla yükümlüdür. (Foto: BM)
Donald Trump ikinci defa ABD Başkanlığına seçildiğinden bu yana, ABD’nin dış politika hedeflerinin de önüne koyduğu kendi şahsî emel ve heveslerini gerçekleştirmek için Birleşmiş Milletler (BM) Yasası’nda ifadesini bulan temel ilkelere ters düşen, onları pervasızca ihlâl eden tutum ve davranışlar sergilemektedir.
Son olarak, Başkan Trump’ın emriyle, BM üyesi Venezuela’nın başkenti Karakas’a 3 Ocak gecesi askerî harekât yapan ABD ordusu tarafından Venezuela’nın seçilmiş Cumhurbaşkanı ve eşi yatak odalarından derdest edilip ABD’ne götürüldü. Bu yetmezmiş gibi ve duruma daha da vahamet kazandıracak şekilde, Trump’ın bir de aynı muameleye maruz kalabilecek başkaca devletlerin liderlerinin isimlerini zikretmesi, sanırım, Maduro’nun şahsî ve siyasetçi kimliğinden bağımsız olarak milletlerarası camiayı milletlerarası barış ve güvenliğin korunması bakımından tarihî bir dönüm noktasına getirmiştir.
ABD’nin bu milletlerarası kurum ve kural tanımaz, kuruluş Konferansına ve Merkezi’ne kendisinin ev sahipliği yaptığı Birleşmiş Milletleri çiğneyen tutum ve davranışları BM üyelerini milletlerarası barış ve güvenliğin korunması bakımından tarihî bir dönüm noktasına getirmiştir. Milletlerarası camia ya ABD’nin dünyada “haydutluk”, “korsanlık”, “eşkıyalık”, “tecavüz” gibi sıfatlarla da nitelenen saldırı hareketi karşısında, ABD ve özellikle Başkan Donald Trump ile münasebetlerini bozmama düşüncesiyle, sessiz, hareketsiz, tepkisiz kalacak ve/veya destek verecek veya ilkeli davranıp Birleşmiş Milletler düzenine, dolayısıyla Devletler Hukuku ilkelerine sahip çıkarak ABD karşısında “diklenmeden dik durup” ABD’nin Venezuela’ya yaptığı askerî müdahale harekâtına karşı olduğunu gösterecektir.
Siyasî ve diplomatik tepkinin gecikmeksizin BM’nin çatısı altında, BM Yasası ile BM Genel Kurulu’nun ve BM Güvenlik Konseyi’nin İç Tüzük kurallarına göre gösterilmesi tabiatıyla yerinde olur. Öncelikle durumu görüşmek üzere BM Güvenlik Konseyi (BMGK) mutlaka gecikilmeden toplantıya çağrılmalıdır. Bunu BMGK’nin veya BM’nin herhangi bir üyesi sağlayabilir. Nasıl olsa hazırlanacak Karar tasarısını ABD ve onun yandaşı bir üye reddeder düşüncesine yer verilmemelidir. Çok sayıda ortak sunucuyla BMGK’ne bir karar tasarısı sunulmalıdır.
Oylamada ABD (ve İngiltere ile Fransa) “veto” ederse o zaman ABD’nin Venezuela’ya “tecavüzünün” yarattığı durumun görüşülmesi ve karar alınması için BM Genel Kurul’un 3 Kasım 1950’de kabul ettiği 377A(V) sayılı “Barış İçin Birleşme” kararı uyarınca, 24 saat içinde “âcil özel oturum” talebi yapılmalıdır. BM Genel Kurulu’nun Acil Özel Oturumuna çok sayda BM üyesinin ortak sunucu olduğu bir Karar tasarısı sunulmalıdır. Güdülen amaç BM Yasası’na dayalı milletlerarası barış ve güvenlik düzenine küresel ölçekte BM’nin önemli bir çoğunluğunun sahip çıktığını göstermek olmalıdır.
Bu toplantıda yapılacak konuşmalarda, diğer hususlar meyanında, ABD’nin son saldırısının ertesinde yapılan Güvenlik Konseyi toplantısının da tek başına bir Daimî Üyenin, hem de bağımsız ve egemen bir BM üyesi devletin bağımsızlığını ve egemenliğini pervasızca ihlâl eden bir Daimî üyenin, “tecavüz” karşısında BMGK’ni hareketsiz kılabildiği olgusuna da işaret edilerek, BM reformunun daha da acil hale geldiği vurgulanmalıdır. ABD’nin Venezuela’ya “tecavüzü” karşısında milletlerarası camia sessiz ve hareketsiz kalırsa böyle yapan devletler bir gün “tecavüze” uğrama sırasının kendilerine de gelebileceğini hesap etmelidirler.
Halen BMGK’nin 5 Daimî üyesinin yanında üye olan 10 seçimli üye Devletler şunlardır: Bahreyn, Kolombiya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Danimarka, Yunanistan, Letonya, Liberya, Pakistan, Panama ve Somali.
Görüleceği üzere üyeler arasında Kolombiya, Danimarka ve Panama’nın da bulunması konjonktür itibariyle ilginç bir tesadüftür.
Hatırlanacaktır: 1950 Haziran ayında Kore’de savaş başlayınca ve birkaç ay sonra 5500 askerden oluşan kahraman Türk Tugayı da komünizme karşı mücadelede BM Barış Kuvvetleri saflarında yer alınca ve Çin kuvvetlerince kuşatılan bir Amerikan 7. Tümeni’ni imhadan kurtarınca “Katibim” şarkısı güftesi İngilizce’ye de çevrilerek çok meşhur olmuştu.
Bugün milletlerarası camia ABD’nin, daha doğrusu Başkan Trump’ın dünyaya kendi düzenini kabul ettirme dayatmalarına kayıtsız kalırsa, Trump yakında güftesi ünlü şairimiz Ümit Yaşar Oğuzcan’a, bestesi rast makamında Rüştü Şardağ’a ait “Bu kadar yürekten çağırma beni / Bir gece ansızın gelebilirim” şarkımızı, İngilizce aranjmanıyla dünyada meşhur edebilir.
Suriye iç savaşının Halep’te yeniden alevlenme riski, 9 Ocak sabaha karşı 03.00’te Türkiye ve…
En düşük emekli maaşı, hükümetin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunduğu kanun teklifiyle yeniden gündeme…
Türkiye’de kadınlar uzun süredir yalnızca artan şiddetle değil; hukuksuzluk, yoksulluk ve kamusal hayattan dışlanma ile…
ABD Başkanı Donald Trump 7 Ocak’ta imzaladığı kararname ile kuruluşunu 2005’te İspanya Başbakanı Luis Rodriguez…
Biz gündemimizi Venezuela dosyası, Trump’ın ne yapacağı ve Beyaz Saray’ın “sırada kim var” listesi üzerine…
Suriye ordusu ile SDG/PKK güçleri arasında 6 Ocak'ta Halep'te başlayan çatışmalar şiddetleniyor. Haseki ve Deyrizor…