

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çeyrek asra yaklaşan iktidarındaki sessiz sedasız yenilgileri arasında geçenlerde kabul ettiği “En az üç çocuk” ve sigarayı bıraktırma kampanyaları var. (Foto Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çeyrek asra yaklaşan AK Parti iktidarında çok önem verdiği iki konuda aldığı sessiz sedasız iki büyük yenilgi var.
Birisini geçen gün itiraf etti.
Her eve en az üç çocuk projesi.
Hem de 2025’te ilan edilen “Aile Yılının” bitiminde.
İkincisini kimse açmak bile istemiyor.
Sigara bıraktırma kampanyası.
Erdoğan’ın Yenilgiyi Kabulü
Cumhurbaşkanı 11 Ocak’ta şunları söyledi:
- “Biliyorsunuz devamlı söylediğim bir söz var. ‘En az 3 çocuk’ diyorum. Neslimizi çoğaltmamız lazım. Bu tabii bizim arzumuz değil, Rabb’imizin emri, sevgili habibinin (Hz. Muhammed) bizlere sürekli olarak tavsiyesi.
- “Buradan hareket ederek geçtiğimiz yılı ‘Aile Yılı’ olarak ilan ettik. Aile Yılı olarak bu adımı atmamızın da esbabımucibesi özellikle bir halkı Müslüman olan topluluk olarak bunu hiç tereddütsüz bu nesli ülkemizde çoğaltalım istiyoruz.
- “Şu anda gelişmeler iyi değil. En yakınlarımızla sohbet ederken bile bakıyorsunuz onlar da maalesef, yani nüfusun artışına karşı çıkıyorlar. Bu da bizi tabii ciddi manada üzüyor.”
Erdoğan’ın nüfus artışına çıkan yakın dostlarının kim olduğunu bilmiyoruz ama vatandaşın en az üç çocuk yapmaya pek niyeti olmadığını biliyoruz. Oysa Erdoğan, daha geçen kasım ayında “Neden 4 olmasın, 5 olmasın?” diyordu.
AK Parti Döneminde Azaldı
TÜİK’e göre, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye’de nüfus artış hızı yüzde 1,52, doğurganlık oranı, başka deyişle aile başına düşen çocuk sayısı da istatistik olarak, 2,23 idi.
Bu rakam, toplumların kendilerini nüfus olarak yenileyebilme oranı olan 2,10’un üzerindeydi.
Ancak aradan AK Parti döneminde nüfus artış hızı 2024’te yüzde 0,24’e, doğurganlık oranı da 1,48’e düştü.
Üstelik, yine TÜİK tahminlerine göre 2026’da ilk defa kadın nüfus, erkek nüfusu geçeceği halde doğurganlık düşüyor.
Yine TÜİK raporlarına göre bunun nedenleri;
- Kadınların eğitim seviyesinin yükselmesi,
- Kadınların iş gücüne katılımının artması
- Evlilik yaşının gecikmesi,
- Kentleşme ve sosyoekonomik dönüşüm.
Yani ekonomik sıkıntıların yanı sıra, Erdoğan’ın seçim başarılarında payı olan kamuda ve genel olarak iş gücünde başörtüsü serbestliği, kentleşme, TOKİ konutları gibi adımların, “En az üç çocuk” hedefi aleyhine çalıştığı söylenebilir.
TÜİK’e göre doğurganlık oranı ve nüfus artışındaki azalış bu hızla sürerse, kötü senaryoya göre Türkiye 2044’te 90 milyona ulaştıktan sonra düşmeye başlayacak.
Sigara AK Parti Döneminde Arttı
Erdoğan’ın 2025 Ekimindeki Gazze Zirvesi sırasında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’ye sigarayı bıraktırma çabası uluslararası medyaya da yansımıştı.
Ama Erdoğan Türk vatandaşlarına sigarayı bıraktırma mücadelesinde de yenilgi aldı.
Kapalı yerlerde sigara içme yasağı ilk olarak toplu taşıma araçlarıyla sağlık ve eğitim kurumlarını kapsayacak şekilde 1996’da başladı. Bunu bütün kapalı alanları kapsayacak şekilde genişleten 5727 sayılı yasa 2008 yılında Erdoğan’ın bu konudaki kararlılığı sayesinde 2008’de çıktı. İlk başlarda tuttu da. Gerisini Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Toker Ergüder’den okuyalım:
- “2013’ten itibaren sigara kullanımı çok hızlı şekilde arttı. 2008-2012 yılları arasında tütün kullanımını yüzde 14’e yakın düşürüp dünya rekoru kırmıştık. Tütün endüstrisi, 2013 yılından sonra saldırılarını çoğalttı.
- “Son 10 yılda Türkiye’de kadınlardaki sigara içme oranı yüzde 40 artmışken, 15-29 yaş grubu kadınlarda yüzde 90’dan fazla yükseliş var. Ölen biz, kazanan yabancı sigara şirketleri olacak. Mevcut trendi yeniden döndürüp, eski başarı hikayemizi tekrar sağlamalıyız.”
Her Taraf Dumanaltı
Sigara yasağı fiilen hala etkin olarak 1996’daki gibi toplu taşıma, sağlık ve eğitim kurumlarında uygulanıyor. Aynı şeyi -Erdoğan’ın geçiş süresi tanımasıyla- 2009’dan itibaren uygulamaya başlanan lokanta, kafe, kahvehane gibi yerler için söylemek mümkün değil.
Ya da şöyle uygulanıyor: En önde, en manzaralı, en ferah masalar sigara içenlere ayrılırken, sigara içmeyenlere tuvalete, mutfağa, kasa ve en kuytu köşedeki masalar gösteriliyor. Zaten her taraf dumanaltı.
Yeme içme yerleri adeta “Sigara içmeyen müşteriye ihtiyacımız yok” tutumu içindeler. Sigara içenler değil, sigara içmeyenler caydırılıyor.
Bu durumu, sigara yasağının uygulanmasından sorumlu makamlardaki bakanlarla yüz yüze konuşmalarımda da iletiyorum. Gelir peşinde, dolaylı vergilerle eli cebimizde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le de önceki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve şimdiki İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya da bu konuya el atmalarının iyi olacağını söyledim. “Aaa, tabii, çok haklısınız, bakalım…” Bu tür iyi niyetli yanıtlar aldım. Sonuç ortada.
Demek ki lokanta-kafe-kıraathane esnafının oy gücü, Erdoğan’ın sigarayı bıraktırma kararlığına baskın geliyor diye düşünüyorum. Ya da yabancı sigara tekellerinin lobi gücü. Belki ikisi de…


