

Türkiye dahil bir avuç ülkenin diplomasi çabasına rağmen, ABD’nin İran’a saldırması ihtimali artıyor. ABD Aralık sonundan bu yana İngiltere ve Almanya’daki üslere askeri yığınak yapyor. İngiltere’deki Fairford hava üssüne inen bir ABD C-17 askeri nakliye uçağı görünüyor.
ABD’nin Venezuela operasyonu üzerinden daha iki hafta geçmeden dünya şimdide İran’a saldırısı için gerildi. Bir süredir zaten ABD Başkanı Donald Trump’ın ordularına saldırı emri verip vermeyeceği değil, ne zaman vereceği diplomatik camiada konuşuluyordu.
Şimdi Türkiye dahil bir avuç ülke, zaten baskıcı rejime karşı üçüncü haftasındaki protestolarda sarsılan İran yönetimini, bazı adımları atmaya ikna ederek ABD saldırısından diplomasi yoluyla kurtarmaya çalışıyor. Ancak İslam Cumhuriyeti yönetimi bir yandan protestoculara şiddeti yükseltirken diğer yandan ABD’nin beklediği en önemli iki adımı atmaktan kaçınıyor.
Diplomasi Savaşı Önleyebilecek mi?
Önce Vaşington sonra Tahran’ın görüşmeleri kesmesi ardından İran, Türkiye, Suudi Arabistan, Fransa ve birkaç ülkeye daha saldırıyı durdurmak için devreye girme çağrısı yaptı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 13 Ocak’ta önce İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yaptı. Ardından, akşam saatlerinde ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Trump’ın Suriye Özel temsilcisi Tom Barrack ile Dışişleri Bakanlığında yüz yüze görüştü. Barrack bu görüşme ardından X hesabından “Suriye dahil” bölgesel istikrar konularını konuştuklarını söyledi. YetkinReport’a bilgi veren Türk diplomasi kaynakları ise görüşmede İran konusunun da ele alındığını söylediler. Suriye’de ordu ve SDG arasında Halep’te başlayan çatışmalar yayılıyordu ama İran’da savaş çıkmak üzereydi. Fidan 14 Ocak’ta, Bileşik Arap Emirlikleri yolundayken Arakçi ile bir kez daha görüştü.
ABD’nin İran’dan iki temel beklentisi bulunuyor.
1- İran nükleer programını durdursun.
2- Devrim Muhafızları bölgedeki askeri faaliyetine son versin.
Buna Trump’ın “Protestocuları öldürürsen vururum” tehdidini de ekleyelim.
Bütün Alametler Beliriyor
Oysa üçüncü haftasına giren protesto gösterileri yayılıyor. Güvenilirliği kesin olmayan kaynaklardan ikibini aşkın ölüm sayıları geliyor. Trump’ın “devam edin, yardıma geliyoruz” dediği 13 Ocak akşamı Tahran’da sokaklar doldu taştı ama bir yandan da 1979’dan beri ülkeyi yöneten İslami rejim yanlısı gösteriler de başladı. Bunun bir nedeni de çare olarak gösterilen Rıza Pehlevi’nin çoğunluk tarafından sevilmemesi ve ABD ile İsrail’in kuklası olarak görülmesi.
İran makamları tutuklananların sayısının 18 bini aştığını açıkladı. Adalet Bakanı ise göstericileri vatan haini ilan ederek yargılamaların en kısa sürede bitirileceğini söyledi ki bu yeni bir şiddet dalgasına işaret ediyor.

İran’da protesto gösterilerine karşı hükümete destek gösterileri de başladı. Bu da Tahran2a protestoculara karşı daha da sertleşme zemini veriyor.
İran, saldırı halinde (Türkiye dahil) her yerdeki ABD ve İsrail hedeflerini vuracağı tehdidinde bulundu. ABD, vatandaşlarına, karayolu ile Türkiye ve Ermenistan üzerinden İran’ı terk etme çağrısı yaptı. Alman havayolları Lufthansa İsrail seferlerini durdurdu, personeli tahliye ediyor. Hindistan vatandaşlarının İran’dan çıkmasını istedi. İsrail, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun makam uçağını, savaş halinde Yunanistan’ın Girit Adasındaki ABD üssüne park etme tatbikatı yaptı.
Türkiye’nin Tutumu
Erdoğan, Trump ile arasında Rusya-Ukrayna savaşından Suriye ve Gazze’ye dek pek çok konu var. Bu nedenle Trump ile Venezuela örneğinde olduğu gibi İran’da da birebir zıtlaşmak istemiyor. Cumhur İttifakının sözcülüğünü, müttefiki MHP lideri Devlet Bahçeli yapıyor.
Bahçeli açıkça Türkiye’nin ABD müdahalesinden ve İran’ın parçalanmasından yana olmadığın kendine has şifreli lisanıyla ortaya koydu: “İran Türklüğünü Siyonist ve emperyalist emellere alet olmaması” konusunda uyardı.
İran’a yeni bir saldırı ve iç savaş Türkiye’nin çıkarları aleyhine. Yeni bir göç dalgası Türkiye’nin endişeleri arasında ilk sırada bile yer bulamayacak kadar vahim gelişmelere kapı açabilir.
ABD saldırısının hak ve özgürlüklerinin peşinde olan İranlı protestocuların lehine olacağı da kuşkulu.
Türkiye’nin iç barışıyla ilgili Terörsüz Türkiye süreciyle bağlantılı Suriye belirsizliği devam ederken, Karadeniz’de Rusya-Ukrayna savaşı devam ederken, İran yangınının da genişleyip etrafa sıçrama tehlikesi göstermesi Türkiye’nin diplomatik imkânlarını zorlayarak çatışmayı önleme gayretinin nedeni.
Ne var ki gelişmeler her an kontrolden çıkma ihtimalini taşıyor.


