DEİK Başkanı Nail Olpak ve Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatörü Mehmet Ali Yalçındağ, AB liderlerine yazdıkları açık mektup üzerine düzenledikleri basın toplantısında soruları yanıtlarken görülüyor.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 31 Ocak’ta Financial Times gazetesinde tam sayfa bir ilan yayınladı. İlan “Türk İş Dünyasından AB Liderlerine Açık Mektup” başlığını taşıyor. Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e hitaben yazılmış. Altında DEİK Başkanı Nail Olpak ve DEİK/Türkiye Avrupa İş Konseyleri Koordinatörü Mehmet Ali Yalçındağ’ın yanı sıra 25 iş konseyinin Türk eşbaşkanlarının imzası var.
Özetle, AB’yi yeni dünya düzensizliğinde siyasi aktör olarak kalmak istiyorsa Türkiye’ye ihtiyacı olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar.
Bunu da bu yıl, 2026 çıkmadan yapabilmeyi umuyorlar.
Neden bu yıl? Çünkü ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’yı baskı altına alma hamlelerine karşı AB’nin bu yıl uygulamaya almak istediği üç önemli hamle var ve bunların da Türkiye’yi AB sisteminden daha da dışlama riski var. Bunlar;
– Yeni Avrupa güvenlik mimarisi (SAFE),
– Hızlandırılan “Made in Europe-Avrupa malı” ticari işareti,
– Latin Amerika (Mercosur) ülkeleri ve Hindistan’la hızlandırılıp imzalandığı türden serbest ticaret anlaşmaları.
Olpak, “Türkiye’nin çemberin dışında tutulması riski var” diye durumu apaçık özetliyor. Yalçındağ, bir türlü güncellenemeyen Gümrük Birliği anlaşmasını kastederek “Bir 30 yıl daha bekleyemeyiz” diyor.
Bu mektuba yanıt gelmezse, yani Türkiye-AB ilişkilerinde somut bir ilerleme sağlanamazsa ne olacak? 3 ay sonra bir mektup, o da olmazsa 3 ay sonra bir başka mektup daha… Ya sonra? Sonrası belli değil. Yalçındağ diyor ki, “O zaman Türkiye’yi kabul etmemelerinin başka nedenleri olduğu ortaya çıkacak.”
Gerçi sorunun ticari olmadığı, fena halde siyasi olduğu bir sır değil.
İş dünyası temsilcileri “siyasi konulara” girmek istemiyorlar, ama Türkiye-AB ilişkilerindeki iki görünür engel de fena halde siyasi.
• Kıbrıs Sorunu: Güney Kıbrıs ve ona destek olan Yunanistan’ın engellemesi. Almanya, Fransa gibi güçlü AB üyeleri, sanki 2004’te Türkiye ve Kıbrıs Türklerine büyük kazık atarak Kıbrıs Rumlarını Ada’nın tamamını temsilen üye alan onlar değilmiş gibi çaresiz pozuna yatmaları. Gümrük Birliğinin yenilenememesi gibi SAFE ve Made in Europe gibi projelere Türkiye’nin dahil edilmemesi ihtimali de aynı sebepten. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da koca AB’nin Kıbrıs Rum hükümetince rehin alınmasından şikâyetçi. Gerçi burada, ilerleyen paragraflarda değineceğimiz bir yeni senaryo var. Ama o olana dek iş işten geçebilir.
• Hukuk Devleti: Türkiye’nin hukuk, demokrasi, insan hakları karnesi. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş’ın yanı sıra artık Can Atalay, Tayfun Kahraman gibi isimler simgeleşti ama hükümetin Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını uygulamaması, 2016 anlaşmasının 6 kritik maddesi beklemede. Görünürde (aslında Terörsüz Türkiye projesi için de gerekli) Terörle Mücadele Yasasındaki değişiklikler en ciddi sorun. Oysa AB açısından Kişisel Verilerin Korunması ve Avrupa Polis Örgütü (Europol) ile işbirliği de beklemede.
Evet, AB Türkiye’nin birinci, Türkiye AB’nin 5’inci ticaret ortağı.
Evet, Rusya-Ukrayna, Suriye, Azerbaycan-Ermenistan gibi jeopolitik gelişmeler Türkiye’nin konumunu öne çıkardı, ABD ve AB ambargolarının sayesinde gelişen askeri sanayi ek kaldıraç gücü sağladı.
Evet, Trump dünyasında hem Rusya hem ABD baskısı altındaki AB kendi sürdürülebilirlik sınavı içinde. Liderler bir yandan seçimlerde iktidarda kalabilmek için seçmene harcayacakları parayı, NATO aidatlarının milli gelirin yüzde 2’sinden kademeli olarak 3,5 ve 5’e yükseltilmesi için silahlanmaya harcamak zorundalar.
Evet, bir yandan Müslüman göçmenler ve ona karşı yükselen faşizan hareketlerle boğuşurken diğer yandan Türkiye’nin 85 milyonluk Müslüman nüfuslu bir ülke olması, Türkiye’yi sisteme dahil etmelerinin stratejik faydalarını kabul etmelerini engelliyor.
Ama bütün bunlar Avrupalı liderleri dünyanın bugünkü kargaşasında Türkiye’yi, üyelik de demiyorum, AB ekosistemine almalarına ikna edebilecek mi?
Ayrıca iki insan arasındaki ilişkide bile “Senin bana daha çok ihtiyacın var” söyleminin karşınızdakini bir şeyi yapacağı varsa bile caydıracağı unutulmamalı. Bu doğru bir söylem değil.
DEİK yöneticileri, girişimlerinin hükümetle koordinasyon içinde olmadığını ama memnuniyetle karşılandığını söylüyorlar.
DEİK’in gelişmeler karşısında pes etmeme ısrar ve iyi niyetiyle hazırladığı mektup gibi, yüzyüze görüşmeler gibi hamlelerin mutlaka bir karşılığı olacaktır ama iş Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetiminde bitiyor.
Hazır Terörsüz Türkiye projesi için de gerekiyorken, Ankara’nın Terörle Mücadele Yasası ve diğer 5 konuda atacağı siyasi adımlar, adım atma sırasını Brüksel’e getirecektir.
Haklısınız, bu Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın veto engelini kendiliğinden kaldırmaz. Ama o konuyu aşmak için de bazı hareketlilikler var.
Ama Rusya’dan sonra bir de Trump’ın Grönland talebiyle ciddi dış politika ve savunma sınamalarıyla karşı karşıya kalan AB’nin ağırlıklı ülkeleri, Birlikteki küçük ülke sendromunu en azından bu alanlarda aşmak için rafa kaldırılmış “Kademeli AB” fikrini yeni şekliyle gündeme alıyor.
Reuters’in 28 Ocak’ta Berlin mahreçli ve kısa olmasına rağmen, değişik başkentlerden 9 muhabirin ortak imzasını taşıyan haberine göre, Birliğin en büyük altı ekonomisi, ABD’nin rekabet gücü ve savunma kapasitesini yükseltip karar alma mekanizmalarını hızlandırmak için dış politika, savunma ve rekabet konularında 27 ülkenin oybirliğini aramayacak bir düzenleme için işbirliği yapıyor.
Şimdiden EU6 diye adlandırılmaya başlayan bu altı ülke; Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, İspanya ve Polonya.
Ankara, adım atacaksa şimdi tam zamanı, çünkü tam üyelik olmasa bile AB sistemine dahil olabilmek için bir fırsat penceresi açılmak üzere.
Başlığın daha uzun şekli şu: Stratejik tercih ve Brüksel’e yazılan mektuplar neden etkili olamıyor? Avrupa…
CHP’nin 31 Ocak’ta İstanbul’da topladığı “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı” partinin hem Terörsüz Türkiye süreci…
Sanayi Devrimi’nden bu yana insanlık, jeolojik zaman boyunca yavaş yavaş birikmiş enerjiyi benzeri görülmemiş bir…
Suriye hükümeti 30 Ocak öğle saatlerinde SDG ile yeniden anlaştığını duyurdu. Ankara memnun. Ama …
Türkiye, İran ile ABD arasındaki artan gerilimde aktif diplomatik rol üstlenmeye hazır olduğunu açıkladı. Türk…
Çin’de son aylarda yaşanan ve kimi çevrelerce “askerî darbe girişimi” olarak sunulan, daha yaygın ve…