Ekonomi

Stratejik Tercih: Brüksel’e Yazılan Mektuplar Neden Etkili Olamıyor?

Türkiye-AB ilişkisinin yeni bir hikâyeye ihtiyacı var. AB’nin Türkiye’yi stratejik kaldıraç gibi görmesi gerekiyor. Brüksel’deki AB Komisyonu binası. (Foto: Wikipedia)

Başlığın daha uzun şekli şu: Stratejik tercih ve Brüksel’e yazılan mektuplar neden etkili olamıyor? Avrupa Birliğinin neden Türkiye’yle yeni bir hikâyeye ihtiyacı var?

Türk iş dünyası adına DEİK tarafından Avrupa Birliği liderlerine hitaben kaleme alınan ve 31 Ocak’ta Financial Times gazetesinde paralı ilan olarak yayımlanan açık mektubu ilk gördüğümde aklımdan geçen cümle şuydu:

İyi niyetli, yapıcı, diplomatik, ama etkisi ne yazık ki hedeflenin çok altında.

Bu tespit, mektubu yazanlara haksızlık değil; aksine, meselenin derinliğini teslim etmek anlamına geliyor. Çünkü bugün Türkiye–AB ilişkileri, açık mektuplarla, teknik çağrılarla ya da nezaket diliyle ilerletilebilecek bir aşamada değil. Bu ilişki artık stratejik bir karar eşiğinde.

Mektup Sorunu Değil, Yöntem Sorunu

Doğrusu, böyle bir ilan için ödenen bütçenin çok daha sınırlı bir kısmıyla, etkili bir Avrupalı kanaat önderine ya da eski bir lider figürüne yazdırılacak güçlü bir editoryal yazı, Brüksel’de çok daha fazla yankı yaratabilirdi. Çünkü ortaya çıkan metin, bir iş dünyası çağrısından ziyade, diplomatik nota tonundaydı.

Burada kritik bir ayrım var: Diplomatlar nezaket diliyle konuşur. İş insanları ise çıkar, risk ve kazan–kazan üzerinden konuşur.

Bugün Avrupa’yı harekete geçiren dil, iltifat değil; zorunluluk hissi yaratan, gecikmenin bedelini hatırlatan dildir.

AB bugün tarihinin en zorlu dönemlerinden birinden geçiyor.

Sanayinin rekabet gücü aşınıyor.

Nüfus hızla yaşlanıyor, işgücü daralıyor.

Enerji, gıda ve tedarik zinciri güvenliği kırılgan.

Savunma ve güvenlik mimarisi baskı altında.

ABD–Çin rekabeti ise Avrupa’yı iki dev arasında stratejik sıkışmışlığa itiyor.

Brüksel’de karar alıcıların sorduğu temel soru şudur: “Neden şimdi?”

Aday Değil, Stratejik Kaldıraç

Yayımlanan mektup bu soruya güçlü bir cevap veremiyor.

Oysa cevaplar ortada. Avrupa küresel bir aktör olarak kalmak istiyorsa, sadece kuralları korumakla yetinemez; ölçeğini büyütmek, çevresini sağlamlaştırmak ve stratejik ortaklarını yeniden tanımlamak zorundadır.

Bugün hâlâ Türkiye’yi “aday ülke” başlığı altında konuşmak, meselenin özünü kaçırmaktır.

İran’dan Rusya’ya, Ukrayna’dan Kafkaslara; Batı Balkanlar’dan Doğu Akdeniz’e, Suriye’den Karadeniz’e uzanan tüm sıcak dosyaların merkezinde Türkiye yer alıyor. Bu sadece coğrafi bir tesadüf değil; jeopolitik bir gerçekliktir.

Türkiye aynı anda:

  • Avrupa’nın güney ve doğu güvenlik kuşağında kilit bir askerî aktör,
  • Kriz bölgelerinde derinliği olan bir istihbarat ve güvenlik ortağı,
  • Milyonlarca sığınmacıyı barındırarak Avrupa’nın sosyal ve siyasi istikrarına katkı sağlayan bir göç dengeleyicisi,
  • Enerji, elektrik, yenilenebilirler ve gelecekte hidrojen için stratejik bir koridor,
  • Gıda üretimi ve lojistikte kritik bir tampon,
  • Çin’e aşırı bağımlılığı azaltmak isteyen Avrupa için vazgeçilmez bir tedarik zinciri ve üretim üssü,
  • Yaşlanan Avrupa karşısında genç, eğitimli ve ölçeklenebilir insan gücü kaynağıdır.

Bu tablo, Türkiye’yi “bekleme odasındaki aday” olmaktan çoktan çıkarmış, Avrupa’nın stratejik mimarisinin doğal bir parçası hâline getirmiştir.

Teknik Doğrular, Stratejik Körlük

Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, serbest dolaşım engelleri, müzakere başlıkları…

Bunların tamamı doğrudur; ama tekniktir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey teknik ilerleme değil, siyasi vizyondur.

Bu da ancak AB’nin lokomotif ülkelerinin liderleriyle, cumhurbaşkanı ve başbakan düzeyinde kurulacak doğrudan bir diyalogla mümkündür. Çünkü konuşulan konu, sıradan bir genişleme dosyası değil; Avrupa’nın gelecekte nasıl bir küresel aktör olacağına dair bir tercihtir.

Büyük Resim Görülmeli

Açık mektup iyi niyetlidir; ancak tek başına ciddi bir mesafe katetmesi mümkün değildir. Ancak daha geniş bir stratejinin küçük bir ayağıysa anlam kazanır.

Gerçek ihtiyaç şudur:

  • Avrupa kamuoyuna yönelik güçlü, net ve tutarlı bir stratejik iletişim dili,
  • En üst düzeyde zirve diplomasisi,
  • İş dünyasıyla “Business Europe” benzeri platformlar üzerinden kurumsallaşmış diyalog,
  • Güvenlik, savunma, istihbarat, göç, enerji ve gıda boyutlarını içeren bütüncül bir entegrasyon çerçevesi.

Bu büyük resim ortaya konmadıkça, iyi niyetli girişimler ne yazık ki cılız kalır. Harcanan para, emek ve zaman da karşılığını bulmaz.

Yeni Bir Hikâye İhtiyacı

Sorun bir mektubun iyi ya da kötü yazılması değil.

Sorun, Türkiye–AB ilişkilerinde hâlâ 1990’ların diliyle konuşulması.

Oysa dünya değişti. Avrupa değişti. Türkiye değişti.

Artık soru “Türkiye AB’ye hazır mı?” sorusu değil.

Asıl soru, AB’nin kendi çıkmazlarını aşmak için Türkiye’yi stratejik entegrasyon mimarisinin merkezine almaya hazır olup olmadığı.

Bu soruya cesaretle cevap verebilen bir Avrupa vizyonu, yalnızca Türkiye’yi değil, Avrupa’nın kendisini de daha güçlü, daha dirençli ve daha etkili kılacaktır.

Aksi taktirde Türkiye kendi yoluna, AB de kendi yoluna gidecektir.

Mehmet Öğütçü

Londra Enerji Kulübü YK Başkanı

Recent Posts

Erdoğan Dış Politika Kartını İçeride Muhalefeti Ezmek İçin Kullanıyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın 7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi için Ankara’ya geleceğinin duyurulması hem diğer NATO…

3 saat ago

Ali Babacan: Ana muhalefetin başına bunlar geliyorsa… En korktuğum bu

DEVA Partisi lideri Ali Babacan, 2023 CHP kurultayı için istinaf mahkemesinin verdiği mutlak butlan kararının…

10 saat ago

Koç Holding 100’üncü yıl kutlamalarına Anıtkabir’den başladı

Koç Holding 100’üncü yıl kutlamalarına Anıtkabir’den başladı. Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç’un başkanlığında Koç’un yönetim…

17 saat ago

Askerî Enerji Tüketiminde Bulunacak Çözümler Savaşların Kaderini Belirleyecek

Enerji tartışmalarında alışkanlıklarımız belli. Petrolü konuşuruz, doğal gazı tartışırız, yenilenebilir enerji, nükleer güç, hidrojen, kritik…

1 gün ago

Erdoğan, CHP’deki butlan krizine sert girdi. Daha nasıl taraf olunur?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan istinaf mahkemesinin “mutlak butlan” kararıyla CHP’de başlattığı kriz ve bölünme konusunda on…

2 gün ago

Erdoğan’a bir iyi haber de Trump’tan: NATO zirvesine geliyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ABD Başkanı Donald Trump’ın 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’ne…

2 gün ago