Ankara’daki görünüm giderek netleşiyor: Terörsüz Türkiye sürecinde PKK lideri Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” tanınırsa, bu Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve benzer durumdaki herkes için de geçerli olacak.
TBMM, PKK lideri Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” tanırsa bu uygulama Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve benzer durumdaki bütün mahkûmlar için geçerli olacak. Dün, 5 Şubat akşamı Ankara siyaset kulisinde bu bilgiyi teyit ederken “ilgili kişilerden edinilen bilgiye göre” diye atıfta bulunma koşulunu kabul ederek yazma izni aldım.
Söylenenler şöyle özetlenebilir:
• “Eğer böyle bir düzenleme olursa kesinleşmiş müebbet ağır hapis ve ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası olan herkes örgütlü suçlarda 36 yıl örgüt dışında işlenen suçlarda 30 yıl ceza çektikten sonra bu imkândan yararlanabilir.
• “Eğer Kavala ve Demirtaş’ın kesinleşmiş müebbet cezası veya ağırlaştırılmış müebbet cezası olursa, evet. Ama kesinleşmiş cezaları süreli olursa zaten bu imkândan şimdi de yararlanıyorlar.”
Değerlendirme gayet net.
Suriye-SDG engelinin şimdilik bir raya oturması ardından son birkaç gündür Terörsüz Türkiye sürecinde “Umut hakkı” tartışmasında gelinen son nokta bu.
Tartışmayı bu noktaya getiren gelişmeler son üç günde hızlandı.
MHP lideri Devlet Bahçeli 3 Şubat günü TBMM Grubuna hitabında “Anadolu’ya huzur, Öcalan’a umut, Ahmetlere makam, Demirtaş’a yuva” talep etti. Talebinin muhatabı AK Parti hükümetiydi. Bu çağrısına hükümetin ne diyeceğini kendisine sorduğumda, “Bundan sonrası hükümetin bileceği iştir” yanıtını vermişti.
Zaten umut hakkı konusunu 22 Ekim 2024’te Öcalan’dan örgütünü fesih ve silah bırakma çağrısı yapmasını isterken gündeme getiren de Bahçeli idi. Ancak bu talebe AK Parti sıcak bakmayınca üzerinde fazla durulmamıştı.
Kendisi alakası olmadığını söylese de Bahçeli konuyu MHP Meclis Grubuna da sürpriz olacak şekilde Suriye-SDG anlaşması sonrasında açmıştı.
“Umut hakkı”, Türkiye’nin de imzacı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3’üncü Maddesi ve AİHM içtihadına göre, ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilen bir kişinin, ne kadar ağır suç işlemiş olursa olsun, belirli bir süre (kabul gören süre 25 yıl) sonra cezasının gözden geçirilmesi yoluyla bir gün özgürlüğüne kavuşma ihtimalini taşıma ve bu umudu taşıma hakkı.
Öcalan’ın 1999’da MİT-CIA ortak operasyonuyla yakalanıp Türkiye’ye getirildikten sonra önce ölüm cezasına çarptırılmıştı. Ölüm cezasının kaldırılıp cezanın ağırlaştırılmış müebbete çevrilmesi ardından Öcalan’ın avukatları 2003’te AİHM’ye başvurmuş, 2014’te umut hakkı kararı çıkmış ancak Türkiye, karara uymadığı gerekçesiyle ceza almıştı. Türkiye, AİHM içtihadını Anayasa ve devlete karşı işlenen suçlarda uygulamıyordu.
Konumuza dönebiliriz.
Bahçeli’nin bu çıkışından kısa süre sonra TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” komisyonunun rapor yazım komitesini 4 Şubat’ta toplantıya çağırdı. Bir gün önce DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, sürecin hızlanması için komitenin toplanması çağrısı yapmıştı.
Komite toplantısı ardından MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, yanında CHP Grup Başkanvekili Murat Emir olduğu halde “Umut hakkı konusunda uzlaştık” dedi. Oysa Emir, henüz bir uzlaşmaya varılmadığını henüz ortada taslak dahi olmadığını açıkladı. Tartışmanın hemen arkasından Japonya Büyükelçisinin davetinde görüştüğümüz Emir, Yıldız’ın henüz tam uzlaşma olmadan uzlaştıklarını söylemesinin kendilerini CHP seçmeni karşısında da zor durumda bıraktığını söyledi.
Ertesi gün, 5 Şubat’ta AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş da henüz tam bir uzlaşmaya varılmadığını söyledi. (Bu açıklama Elitaş’ın Kasım 2027’de erken seçim değerlendirmesinin gölgesinde kaldı.) DEM Partili Koçyiğit da YetkinReport’a “Mutabakat konusunda olumlu yaklaşım var ama tam bir mutabakat var diyemeyiz” dedi.
Bunun üzerine MHP’li Yıldız X hesabında Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve AİHM’den alıntılar yaparak umut hakkının tanınmamasının, yani Türkiye’nin bugüne dek gelen uygulamasının “insan hakları ihlali” olduğunu yayınladı. Yıldız aynı zamanda umut hakkının doğrudan tahliye anlamına gelmediğini de vurguluyordu.
Aynı sabah, DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Nefes gazetesinde Memduh Bayraktaroğlu ile söyleşisi yayınlanmıştı. Bakırhan da şu anda taleplerinin tahliyeden çok “müzakereleri bizzat yönetebileceği özgür yaşam ve özgür çalışma koşulları, imkanlarının” verilmesini talep ettiklerini söylüyordu.
Yıldız’dan birkaç saat sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hukuk Başdanışmanı Mehmet Uçum, Yıldızı alıntılayarak dikkat çekici bir yayın yaptı. Yıldız’a hak veriyordu; umut hakkı doğrudan tahliye değil, bir gün şartlı tahliye ile salıverilme umudunun verilmesiydi. “Bir kişiye özgü veya Öcalan’a yönelik” bir tahliye imkânı değildi.
Bu imkânın madem sadece Öcalan değil, hazır Bahçeli de istemişken Demirtaş ve Bahçeli’nin Gezi Davası nedeniyle özellikle değinmediği Kavala için de geçerli olup olmadığı yönünde “ilgili kişilere” soruduğum sorularla da teyidi alabildim.
Umut hakkı Öcalan’a tanınırsa, Demirtaş, Kavala ve benzer durumdaki, herkese tanınması gerekiyor.
Kıbrıs meselesi onlarca yıldır aynı diplomatik kalıplarla konuşuluyor: Federasyon, iki toplumlu eşit siyasi temsil, kapsamlı…
TBMM’de Çocuk Hakları Alt Komisyonu’nun hazırladığı, sosyal medyanın 15 yaş altındakilere yasaklanması ve 18…
Bir yandan Türkiye dahil bölge ülkelerinin ABD’yi İran’a saldırmaktan vazgeçirme girişimleri devam ederken Tahran pozisyon…
ABD’nin saygın ve etkili gazetelerinden The Washington Post, 4 Şubat 2026 sabahı 300'den fazla gazeteciyi…
“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.” MHP lideri Devlet…
Danıştay 1’inci Dairesi İçişleri Bakanlığının Ankara Büyükşehir Belediyesinin (ABB) önceki Başkanlarından Melih Gökçek hakkında ABB’nin…