

Bir grup aydın, Medeni Kanunun kabulünün 100’üncü yılında “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisini dijital ortamda imzaya açtı. Arşiv fotoğrafı daha önce yapılmış bir laiklik ve laik eğitim yanlısı gösteriden.
Türkiye’de kadın-erkek eşitliğinin temeli kabul edilen Medeni Kanunun kabulünün 100’üncü yıldönümü olan 17 Şubat 2026’da bir grup aydın “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bir bildiriyi dijital ortamda imzaya açtı.
“Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında” cümlesiyle başlayıp “Karanlığa teslim olmayacağız” cümlesiyle biten bildiride, Türkiye’nin “ABD ve İsrail planları doğrultusunda” laik eğitim ve hukukun adım adım ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, “bu gerici saldırının ülke önündeki en yakıcı tehdide dönüştüğü” yazılıyor.
“Laikliği Savunmak Suç Değildir”
https://laikligisavunuyoruz.org/ adresinde imzaya açılan bildiri şöyle:
- “Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında!
- “Ülkemiz ABD ve İsrail planları doğrultusunda bölgemizdeki gelişmelerle birlikte “Talibanlaştırma” baskısı altına girmiş durumda. ABD güdümlü bu gerici saldırı ülkemizin önündeki en yakıcı tehdide dönüşmüştür.
- “Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir.
- “Laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler ivme kazanmıştır.
- “Bu hamleler toplumdan yükselen laiklik çağrılarına karşı gerici azınlığın provokasyon ve saldırılarını göz ardı etmeye; laik cumhuriyeti savunanların Anayasayı hiçe sayarak “suçlu” gibi cezalandırılmasına kadar gelmiştir.
- “Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz! Karanlığa teslim olmayacağız!”
Bildiri sayfasında eklenen imzacıların isimleri de yer alıyor.
Medeni Kanunu Delme Girişimleri
Kadın ve erkeklerin eşit yurttaşlar olarak haklarını tanıyan Medeni Kanun 17 Şubat 1926’da, Cumhuriyetin Kurucu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün önayak olmasıyla kabul edilmişti.
Medeni Kanun laikliği ülkenin resmi yönetim şekli olarak kabul etmenin de temellerini oluşturuyor ve bu yönüyle de yıllar içinde çeşitli delme girişimlerine hedef oluyor.
Bunun son örneği olan 2023 yılındaki düzenleme, kadın örgütleri tarafından “boşanan kadınların yoksulluk nafakasının sınırlandırılması, boşanmaların erkekler için kolaylaştırılması, yeni şiddetler doğuracak aile arabuluculuğunun getirilmesi, evli kadınlara eşlerinin soyadını kullanmalarının dayatılması” eleştirilerine konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinden dönmüştü.


