Türkiye’nin en yeni sondaj gemisi Çağrı Bey, ilk uluslararası görevini icra etmek üzere 15 Şubat’ta Mersin/Taşucu’nda yapılan resmî törenle Somali’ye doğru yola çıktı. Çağrı Bey, Somali açıklarındaki hidrokarbon rezervlerinden petrol ve doğal gaz çıkarma çalışmaları yapacak. (Foto: X/ @aBayraktar1)
Afrika Boynuzu’nda jeostratejik rekabet son yıllarda uluslararası sistemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri haline gelmiştir. Bu rekabet artık sadece Afrika kıtasının iç dinamikleriyle sınırlı değildir. Kızıldeniz, Hint Okyanusu ve Orta Doğu’nun kesişiminde yer alan bu coğrafya, küresel güçlerin doğrudan müdahil olduğu bir jeopolitik temas alanına dönüşmüştür.
Afrika Boynuzu’nda jeostratejik rekabet, enerji kaynakları, ticaret koridorları ve askeri erişim üzerinden şekillenmektedir. Türkiye de bu süreçte öne çıkan aktörlerden biri olmuştur. Son dönemde dış politika konularını yakından takip edenler gözlerini bu coğrafyaya da çevirmiş durumdalar.
Ankara’nın yaklaşımı klasik askeri müdahaleden farklı olarak devlet inşası, ekonomik yatırım ve güvenlik işbirliğini birleştiren bütüncül bir model olarak õne çıkmaktadır. Bu model, Türkiye’ye sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik etki alanı kazandırmıştır. Böylece Türkiye, Afrika Boynuzu’nda jeostratejik rekabet içinde kalıcı ve yapısal bir konum elde etmiştir.
Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki varlığının merkezinin Somali olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011 yılında Mogadişu’ya yaptığı ziyaret, Türkiye’nin Afrika politikasında tarihi bir dönüm noktası olmuştur. Bu ziyaret sonrasında Türkiye, Somali’de altyapı, sağlık, eğitim ve güvenlik alanlarında kapsamlı bir yeniden inşa süreci başlatmıştır.
Türk şirketleri Mogadişu limanını ve havalimanını modernize etmiş, ulaşım ve sağlık altyapısını geliştirmiştir. Türkiye aynı zamanda Somali’de yurtdışındaki en büyük askeri eğitim tesisini kurmuştur. Bu tesiste eğitilen Somali askerleri, ülkenin güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri haline gelmiştir. Dönem dönem Al-Shabab teror örgütü kaynaklı saldırılar yaşansa da ülkenin giderek daha fazla kendi ayaklarının üzerinde durabilmeye başladığı görülmektedir.
Somali ile imzalanan savunma ve enerji işbirliği anlaşmaları, Türkiye’nin rolünü daha da güçlendirmiştir. Türk donanmasının Somali açıklarında yürüttüğü faaliyetler, petrol ve gaz arama çalışmaları, F-16 savaş uçaklarımızın Somali devleti için güvenlik uçuşlarına başlaması bu işbirliğinin askeri boyutunu göstermektedir.
Bu gelişmeler, Afrika Boynuzu’nda jeostratejik rekabet içinde Türkiye’yi sadece bir ekonomik ortak değil, aynı zamanda bir güvenlik sağlayıcısı haline getirmiştir.
Türkiye’nin bölgedeki ikinci temel ayağı Etiyopya’dır. Türkiye bugün Etiyopya’daki en büyük ikinci yatırımcı konumundadır. Türk firmaları sanayi üretimi, tekstil ve altyapı alanlarında önemli yatırımlar gerçekleştirmiştir. Bu yatırımlar, iki ülke arasında uzun vadeli ekonomik bağlar oluşturmuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Etiyopya’ya yaptığı son ziyaret, bu ortaklığı stratejik düzeye taşımıştır. Ziyaret sırasında imzalanan anlaşmalar, ticaret hacminin artırılmasını ve savunma işbirliğinin genişletilmesini hedeflemiştir. Bu temaslar, Etiyopya’nın bölgesel konumunu güçlendirmesine katkı sağlamıştır.
Etiyopya’nın denize erişim arayışı, Somali ve Somaliland üzerinden yürüyen hassas dengeleri doğrudan etkilemektedir.
Türkiye’nin hem Somali hem Etiyopya ile güçlü ilişkiler kurabilmesi, Ankara’ya benzersiz bir diplomatik avantaj sağlamaktadır. Bu durum, Afrika Boynuzu’nda jeostratejik rekabet içinde Türkiye’nin dengeleyici bir aktör olarak öne çıkmasına katkıda bulunmaktadır.
Afrika Boynuzu’nun önemi büyük ölçüde coğrafyasından kaynaklanmaktadır. Babülmendep Boğazı dünya ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biridir. Bu geçidi kontrol eden aktörler, küresel ticaret ve enerji akışları üzerinde doğrudan etki kurma kapasitesine sahiptir.
Türkiye’nin Somali ile geliştirdiği deniz güvenliği ve enerji işbirliği, bu bağlamda stratejik önem taşımaktadır. Türk deniz kuvvetlerinin bölgedeki varlığı, Ankara’nın uzun vadeli kararlılığını göstermektedir. Hava unsurlarının da bölgeye konuşlandırılması, Türkiye’nin güç projeksiyonu kapasitesini ortaya koymaktadır.
Bu süreç aynı zamanda teknolojik boyut da taşımaktadır. Türkiye Uzay Ajansı’nın küresel uydu ve uzay hedefleri açısından Afrika’nın ekvatoral konumu önemli avantajlar sunmaktadır. Bu nedenle Afrika Boynuzu’nda jeostratejik rekabet sadece askeri ve ekonomik değil, aynı zamanda teknolojik bir boyut da içermektedir.
Afrika Boynuzu’nda jeostratejik rekabet, diğer bölgesel aktörlerin artan müdahalesiyle daha karmaşık hale gelmiştir. Birleşik Arap Emirlikleri liman yatırımları ve askeri anlaşmalar yoluyla bölgedeki etkisini artırmaktadır. İsrail ise güvenlik ve deniz erişimi stratejisi doğrultusunda yeni ortaklıklar geliştirmektedir.
İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararı, bu rekabetin en somut örneklerinden biri olmuştur. Bu karar Somali’nin toprak bütünlüğünü doğrudan ilgilendirmektedir. Afrika Birliği ve Arap ülkeleri ile birlikte Türkiye de Somali’nin egemenliğini açık şekilde desteklemiştir. Ankara’nın askeri ve diplomatik tepkisi, Türkiye’nin bölgedeki kararlılığını ortaya koymaktadır.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Yunanistan, BAE, Kıbrıs ve Hindistan ile yeni bir stratejik eksen oluşturma yönündeki açıklamaları, bu rekabetin daha geniş bir çerçeveye taşındığını göstermektedir.
Afrika Boynuzu’nda jeostratejik rekabet artık sadece bölgesel değil, küresel güç dengelerinin bir parçasıdır. Türkiye ise bu yeni jeopolitik denklemde hem ekonomik hem askeri hem de diplomatik kapasitesiyle merkezi bir aktör olarak konumlanmaktadır.
Afrika Boynuzundaki gelişmeler; Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan ve konu bazında bazen Mısır’ın da dahil olduğu benzer yaklaşımdaki ülkelerin biraraya gelmelerine yol açmaktadır.
Bu jeostratejik rekabet, İsrail’in maksimalist ve tüm dengeleri altüst eden yaklaşımları nedeniyle, kendini Suriye, Filistin, Lübnan, Libya, Yemen, Irak, İran ve Afrika Boynuzu gibi sıcak coğrafyalarda göstermeye devam edecektir.
Dünyanın gözü ABD-İran-İsrail gerilimindeyken bölgede bir çatışma daha patladı. Pakistan, Afganistan’daki Taliban yönetimine karşı 27…
Türkiye’de barış girişimleri en çok niyet eksikliğinden değil, hukuki tasarım ve toplumsal meşruiyet üretimindeki zayıflıktan…
İki ülke heyetleri arasında 26 Şubat Cenevre görüşmelerinin ABD’nin İran’a saldırmasını durdurma ihtimali ABD’nin İran…
Terörsüz Türkiye sürecinde kural değişmedi, bu fasikülün ilk sayfasını da yine MHP lideri Devlet Bahçeli…
ABD’nin İran’a dönük askeri hazırlık sinyalleri güçlenirken, Türkiye ve Katar gibi bölgesel aktörler çatışmayı…
Rus orduları dört yıl önce bugün, 24 Şubat 2022’de Ukrayna topraklarına girdi. NATO bu saldırıyı…