Hürmüz, Çin’in enerji giriş kapısıysa, Malakka bu enerjinin ekonomiye ulaşma kapısıdır. Çin’in deniz ticaretinin ve enerji akışının büyük bölümü Malakka’ya bağlıdır. (Harita: Gemini)
Hürmüz Boğazı küresel bir boğaz; genellikle küresel enerji sisteminin kalbi olarak tanımlanıyor. Doğru ama eksik: Hürmüz küresel bir geçittir fakat hayati önemi öncelikle Asya içindir, Hürmüz Asya’nın hayat hattıdır.
Bugün bu dar su yolundan geçen enerji akışının büyüklüğü tartışmasız. Günlük yaklaşık 20–21 milyon varil petrol, yani küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’si, bu hat üzerinden taşınmaktadır. Aynı şekilde küresel LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si de Hürmüz’den geçmektedir. Bugün ise bu akışın önemli ölçüde aksaması, sadece bir arz meselesi değil; küresel sistemin kırılganlığının açık bir göstergesidir.
Ama asıl çarpıcı olan bu akışın yönüdür. Normal şartlarda Hürmüz’den geçen petrol ve LNG’nin yaklaşık %83–89’u Asya’ya gitmekteydi. Yani bu boğaz küresel ekonomiyi etkiler, ama Asya ekonomileri için yaşamsal.
Asya’nın kırılganlığı yalnızca hacimle açıklanamaz; yapısaldır. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, Hürmüz’den geçen petrolün yaklaşık yüzde 70–75’ini tüketmektedir. Aynı şekilde, Hürmüz üzerinden gelen LNG, Asya’nın toplam LNG ithalatının yaklaşık yüzde 27’sini karşılamaktadır.
Bu tablo tek bir gerçeği ortaya koyuyor: Hürmüz Asya için bir tercih değil, zorunluluktur. Bu hat kesildiğinde mesele sadece fiyat artışı değildir. Sanayi durur, üretim aksar, büyüme yavaşlar.
Avrupa’nın doğrudan bağımlılığı sınırlıdır. Hürmüz’den çıkan petrolün yalnızca yaklaşık %4’ü Avrupa’ya yönelir. LNG tarafında da payı yaklaşık yüzde 7 civarındadır. Ancak Avrupa’nın kırılganlığı hacimde değil, etkidedir. Fiyat artışları, rafine ürün arzı, sigorta ve navlun maliyetleri Avrupa ekonomisini hızla baskı altına alır. Bu nedenle Avrupa askeri olarak temkinli, ekonomik olarak ise hassastır.
ABD artık Körfez petrolüne büyük ölçüde bağımlı değildir. Hürmüz üzerinden gelen petrol, ABD tüketiminin yalnızca yaklaşık %2’sini oluşturur. Bu yüzden “Hürmüz beni ilgilendirmiyor” söylemi tamamen yanlış değildir. Ama eksiktir.
Çünkü petrol yerel değil, küresel bir piyasadır. Hürmüz’deki bir kesinti fiyatlar üzerinden ABD’ye geri döner. ABD petrol almıyor olabilir. Ama fiyatı kontrol edemediği sürece etkiden kaçamaz.
Doğrudur, petrolde ve doğal gazda dışa bağımlılığımız yüzde 90’ın üzerinde, ama Körfez’e doğrudan bağımlılığımız sınırlı. Orta Doğu petrolünün payı yaklaşık %10 seviyesinde. Ancak Türkiye için asıl mesele arz değil, fiyat şokudur.
Petrol fiyatındaki her artış: enflasyonu yükseltir; cari açığı büyütür; sanayi maliyetlerini artırır.
Bu nedenle Türkiye için Hürmüz bir tedarik hattı değil, bir ekonomik hassasiyet noktasıdır.
Bu noktada kritik soru ortaya çıkar: Eğer Hürmüz Asya’nın şah damarıysa, o halde bu damar nerede sıkılır? Cevap giderek netleşiyor: Malakka Boğazı. Malakka Boğazı, Hint Okyanusu ile Pasifik’i birbirine bağlayan en kritik geçitlerden biridir.Günde yaklaşık 23 milyon varil petrol bu hattan geçmektedir. Bu, Hürmüz ile karşılaştırılabilecek bir büyüklüktür.
Çin açısından tablo daha da hassastır.
Hürmüz, Çin’in enerji giriş kapısıysa, Malakka bu enerjinin ekonomiye ulaşma kapısıdır. Popüler söylemlerde geçen “%90 bağımlılık” tartışmalı olabilir. Ama tartışılmaz gerçek şudur: Çin’in deniz ticaretinin ve enerji akışının büyük bölümü Malakka’ya bağlıdır.
Bu nedenle Malakka, Çin’in stratejik zayıf noktasıdır. Pekin bu kırılganlığı azaltmak için çok boyutlu bir strateji izliyor. Kuşak ve Yol Girişimi, Pakistan’daki Gwadar limanı, Myanmar üzerinden enerji hatları, Rusya ile Arktik rota arayışı…
Bu girişimlerin ortak amacı nettir: tek bir boğaza bağımlı kalmamak.
Dünya artık sadece enerji kaynakları için rekabet etmiyor. Enerjinin ve ticaretin geçtiği yollar için rekabet ediyor. Hürmüz, Malakka, Bab el-Mandeb, Süveyş, Panama, Cebelitarık ve “Türk Boğazları”, İstanbul ve Çanakkale…
Bunlar artık coğrafi geçitler değil, küresel gücün kilit noktalarıdır. Son dönemde Kızıldeniz ve Süveyş hattındaki ciddi aksaklıklar, bu sistemin ne kadar kırılgan olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
Bu dönüşüm Türkiye için önemli bir fırsat sunuyor. Türkiye sadece bir geçiş ülkesi değil. Doğru stratejiyle bir güzergâh tasarımcısı olabilir.
Karadeniz, Orta Asya, Orta Doğu, Körfez, Akdeniz ve Avrupa arasındaki bağlantı hatları Türkiye’yi bu yeni oyunun merkezine taşıyabilir.
Zengezur Koridoru, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu bu bağlamda sadece projeler değil, jeopolitik kaldıraçlardır.
Bugün yaşananlar bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Güç artık kaynağın olduğu yerde değil, o kaynağın geçtiği güzergâhta. Hürmüz küresel bir boğaz olabilir. Ama gerçek şudur: Asya onsuz yaşayamaz.
Eğer büyük güç rekabeti yeni bir aşamaya geçerse de oyun Hürmüz’de değil, Malakka’da oynanacaktır. Çünkü artık savaşlar petrol için değil, petrolün ve ticaretin geçtiği yollar için yapılacaktır.
Belki de bu yüzden, Donald Trump’ın Asya ve Avrupa ülkelerine yönelik şu sözleri sanıldığı kadar basit değil: “Gidin petrolünüzü kendiniz alın. Hürmüz’ü de kendiniz açık tutun.”
Haklı olmayabilir. Ama bu yeni dünyanın mantığını, çoğumuzdan daha erken okuduğu da bir gerçek.
Türk A Milli Erkek Futbol Takımı 31 Mart akşamı Priştine’de oynanan eleme grubu maçında Kosova…
CHP lideri Özgür Özel, CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in 31 Mart sabahı aile…
DEM Parti PKK lideri Abdullah Öcalan’la 27 Mart’ta yaptıkları görüşmede söylediklerini -belli ki üç gün…
ABD’nin İsrail’in desteğiyle İran’a saldırılarıyla başlayan savaş bir ayını dolduruyor. İranlı yetkililerin açıklamalarına göre savaşta…
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın yolsuzluk suçlamalarıyla 30 Mart’ta tutuklanmasının ardından CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye…
Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs meselesine Türkiye’den bakıldığında yaygın bir kanaat var: “Liderler bir…