Categories: Siyaset

Azerbaycan-Ermenistan Barış Süreci: Güney Kafkasya İçin Tarihi Fırsat

Sınır delimitasyonu, egemenlik, güvenlik, tarihî hafıza, ulaşım hatları, köyler, meralar, yollar ve askerî hassasiyetleri içerir. Net çizilmemiş sınırlar, yıllardır yanlış hesaplamalara, askerî gerilimlere ve karşılıklı güvensizliğe yol açtı. (Foto: Ekran Görseli)

Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ihtilaflı sorunların çözümü için iki ülke heyetlerinin Erivan yakınlarındaki Ağveren’de bir araya gelmesi, ilk bakışta teknik bir sınır toplantısı gibi görülebilir. Oysa bu buluşma, bence Güney Kafkasya’nın geleceğini değiştirebilecek stratejik bir dönemeç.

29 Nisan 2026’da yapılan 13’üncü sınır delimitasyonu toplantısı, Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Şahin Mustafayev ile Ermenistan Başbakan Yardımcısı Mher Grigoryan’ın eş başkanlığında gerçekleşti. Taraflar, sınır belirleme uzman gruplarının çalışma usulü, delimitasyon haritasının hazırlanması ve sınır belgelerinin resmileştirilip yayımlanması konusunda taslak talimat metinleri üzerinde mutabakata vardı. Bu metinlerin hükümet onayına sunulması kararlaştırıldı.

Bu, küçük görünen ama büyük sonuçlar doğurabilecek bir adımdır. Çünkü bu ihtilafın temelinde yalnızca Karabağ meselesi değil, Sovyetler Birliği döneminden miras kalan, uluslararası sınır olarak tasarlanmamış idari hatların bugünkü devlet sınırlarına dönüşmesinden kaynaklanan derin belirsizlik yatıyor.

Taraflar Artık Aracısız Temas Kuruyor

Bu sürecin en dikkat çekici yönü, tarafların doğrudan konuşuyor olmasıdır. Geçmişte Rusya, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin gölgesinde yürüyen süreçlerin aksine, bugün Bakü ile Erivan kendi başkentlerinden, kendi heyetleriyle ve kendi siyasi sorumlulukları altında masaya oturuyor.

Kolay olmayacak. Kimse kısa vadede mucize beklememeli. Ancak dış müdahale olmaksızın iki ülkenin doğrudan görüşebilmesi bile başlı başına stratejik bir kazanımdır.

Azerbaycan’ın yaklaşık 10.2 milyon, Ermenistan’ın ise 3 milyonluk nüfusu var. 2024 itibarıyla Azerbaycan’ın GSYH’si yaklaşık 74.3 milyar dolar, Ermenistan’ınki 26 milyar dolar düzeyinde. Türkiye ise 86 milyonluk nüfusu ve çok daha büyük ekonomik ölçeğiyle bu denklemin bölgesel taşıyıcı gücü konumunda.

Sınır Delimitasyonu  ve Egemenlik

Sınır delimitasyonu yalnızca harita üzerinde çizgi çekmek değildir. Egemenlik, güvenlik, tarihî hafıza, ulaşım hatları, köyler, meralar, yollar ve askerî hassasiyetler bu meselenin içindedir.

Net çizilmemiş sınırlar, yıllardır yanlış hesaplamalara, askerî gerilimlere ve karşılıklı güvensizliğe yol açtı. Eğer sınırlar uluslararası hukuk temelinde, karşılıklı rıza ile ve sahada uygulanabilir şekilde belirlenirse, bu sadece iki ülke arasındaki ihtilafları azaltmaz; Güney Kafkasya’nın ekonomik haritasını da yeniden çizer.

Azerbaycan tarafının açıklamasında, Azerbaycan üzerinden Ermenistan’a kargo transitinin sürdüğü, Azerbaycan’ın Ermenistan’a petrol ürünleri tedarik ettiği ve iş dünyası temsilcilerinin de ticari işbirliği konusunda görüşmelere katıldığı belirtiliyor. Bu ayrıntı önemlidir: diplomasi yalnızca sınır masasında değil, ticaret masasında da ilerlemeye başlamıştır.

Aliyev ve Paşinyan Siyasi Risk Alıyor

Bu sürecin arkasında en tepede siyasi irade olmadan ilerleme mümkün olmazdı. Resmî açıklamada da sonuçların Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Başbakan Nikol Paşinyan’ın siyasi iradesiyle mümkün olduğu özellikle vurgulanıyor.

Aliyev açısından bakıldığında, Karabağ sonrası dönemde askeri kazanımı diplomatik ve ekonomik düzene dönüştürme sorumluluğu var. Paşinyan açısından ise tablo daha zorlu: Ermenistan kamuoyu savaş, kayıp, göç ve travma sonrası her tavizi ağır sorguluyor. Bu nedenle Erivan yönetiminin barış sürecini iç kamuoyuna “teslimiyet” değil, devletin geleceğini güvenceye alan stratejik normalleşme olarak anlatması gerekiyor.

Rusya ve İran’ın Tavrı  Ne Olacak?

Bu noktada en hassas mesele dış güçlerdir. Rusya ve İran, Güney Kafkasya’daki hiçbir gelişmeye kayıtsız kalmaz.

Rusya, uzun yıllar boyunca bu bölgenin güvenlik mimarisinde belirleyici aktördü. Ancak Ukrayna savaşı, Moskova’nın kapasitesini ve bölgesel ağırlığını sınırladı. Ermenistan’ın Rusya’ya bağımlılığı azalırken, Bakü daha özgüvenli ve çok yönlü bir dış politika izliyor. Moskova açısından en akılcı yol, süreci sabote etmek değil, yeni gerçekliğe uyum sağlayarak ulaşım, ticaret ve güvenlik mekanizmalarında yapıcı rol aramaktır.

İran açısından ise mesele daha karmaşık. Tahran, Azerbaycan’ın güçlenmesinden, Türkiye-Azerbaycan bağlantısının derinleşmesinden ve kendi kuzey sınırlarında yeni jeopolitik hatların oluşmasından rahatsız olabilir. Ancak İran’ın da ticaret, transit ve enerji üzerinden kazanabileceği alanlar var. Süreci engellemek yerine, bölgesel bağlantıların dışında kalmamak İran’ın da çıkarına olur.

Başka bir ifadeyle: Rusya ve İran bu süreci bozucu aktörler olmaktan çıkarılıp, sınırları belli, şeffaf, kazan-kazan çerçevesine dahil edilmelidir. Bunun yolu da Bakü-Erivan hattının doğrudan iletişimini güçlendirmekten, Türkiye’nin ise bu süreci sessiz ama kararlı şekilde desteklemesinden geçer.

Süreç Türkiye İçin Tarihi Önemde

Türkiye açısından bu süreç tarihî önemdedir. Azerbaycan-Ermenistan normalleşmesi, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin de önünü açabilir. Sınırların netleşmesi, ulaşım hatlarının açılması ve karşılıklı güvenin artması halinde Orta Asya’dan Kafkasya’ya, oradan Türkiye ve Avrupa’ya uzanan yeni lojistik ve enerji koridorları güçlenebilir.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 5.7 milyar dolar seviyesine ulaştı; buna karşılık Türkiye-Ermenistan ticareti son derece sınırlı kalmaya devam ediyor. Bu tablo bile normalleşmenin ekonomik potansiyelini göstermeye yeter.

Ancak Ankara’nın dili dikkatli olmalı. Bu süreç “kazanan-kaybeden” mantığıyla değil, “kazan-kazan” yaklaşımıyla yürütülmeli. Ermenistan’ın onurunu zedeleyen, iç siyasetini köşeye sıkıştıran veya Rusya-İran reflekslerini harekete geçiren aşırı zaferci söylemler sürece zarar verir.

İhtilafların Temeli: Belirsizlik

Bu sürecin nihai hedefi açık olmalı: Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sınırların uluslararası hukuk temelinde, karşılıklı kabul edilebilir ve sahada uygulanabilir biçimde çizilmesi.

Bu başarıldığında yalnızca teknik bir sorun çözülmüş olmayacak. İki ülke arasındaki bütün ihtilafların temelinde yatan belirsizlik ortadan kalkacak. Sınır netleşirse güvenlik riski azalır. Güvenlik riski azalırsa ticaret artar. Ticaret artarsa karşılıklı bağımlılık doğar. Karşılıklı bağımlılık doğarsa savaş ihtimali zayıflar.

Barış böyle kurulur: büyük nutuklarla değil, küçük ama geri döndürülemez adımlarla.

Kafkasya’da Barış Artık Hayal Değil

Bugün Güney Kafkasya’da barış hâlâ kırılgan. Ama artık imkânsız değil.

Haritadaki çizgiler yıllarca çatışmanın sembolü oldu. Şimdi aynı çizgiler, doğru çizilirse, barışın altyapısına dönüşebilir.

Asıl soru şu: Aliyev ve Paşinyan bu sürecin arkasında sonuna kadar durabilecek mi? Dış güçler süreci zehirlemek yerine yönetilebilir bir zeminde kalmasına izin verecek mi? Türkiye stratejik sabırla hareket edip bu tarihî fırsatı kalıcı bölgesel düzene çevirebilecek mi?

Cevap evet olursa, Güney Kafkasya yalnızca geçmişin savaşlarını kapatmaz; geleceğin ticaret, enerji ve bağlantı koridorlarından biri haline gelir.

Üç Tavsiye

Birincisi, Azerbaycan ve Ermenistan doğrudan temas hattını kesintisiz sürdürmeli; dış aktörler yalnızca kolaylaştırıcı olmalı, karar verici değil.

İkincisi, sınır delimitasyonu teknik süreç olarak görülmeli ama kamuoylarına siyasi zafer değil, karşılıklı güven ve istikrar projesi olarak anlatılmalı.

Üçüncüsü, Türkiye süreci yüksek sesli müdahalelerle değil, ekonomik bağlantı, ulaştırma, enerji ve ticaret projeleriyle sessiz ama etkili biçimde desteklemeli.

Mehmet Öğütçü

Londra Enerji Kulübü YK Başkanı

Recent Posts

Özel karambolde mi rozet taktı? Kocabıyık’ın CHP üyeliği durduruldu

CHP lideri Özgür Özel’in parti rozeti takması CHP içi ve dışında eleştirilere neden olan eski…

12 saat ago

“Amiral gemisi” Hürriyet, hükümetten “ana akıma” daha çok destek istiyor

Bazılarınızın “Yetmiyor muymuş?” dediğinizi işitir gibiyim. Ama aynıyla vaki. Bir zamanlar Türk medyasının “amiral gemisi”…

13 saat ago

Petrol Oyunu Değişiyor: BAE’nin OPEC’ten Ayrılması Ne Anlama Geliyor?

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 28 Nisan’da ani bir kararla en önemli üyelerinden olduğu Petrol İhracatçısı…

2 gün ago

Kıbrıs’ta Temmuz Eşiği: Yeni Girişim, Eski Sorunlar

  Kıbrıs meselesi, uzun bir durgunluk döneminin ardından yeniden yoğun bir diplomatik hareketliliğin içine girmiş…

2 gün ago

İmamoğlu ilk beş gün aç-susuz tutulmuş; “işkenceydi, hâlâ da yapılıyor”

Silivri’de devam eden “Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü” davasının 28 Nisan günkü oturumunda İstanbul Büyükşehir Belediye…

2 gün ago

Hakları İçin Direnen Maden İşçileri Kazandı, Örnek Oluşturdu

Doruk Madencilik şirketinden aylardır alamadıkları maaşları ile sigorta primleri ve diğer hakları için 9 gündür…

3 gün ago