Siyaset

Erdoğan NATO üzerinden AB’de Türkiye’ye yeni bir yer arıyor

Türkiye, coğrafyası, askeri gücü ve savunma sanayisiyle NATO üzerinden Avrupa savunmasında yer tutuyor. Ama bu yeterli olmayabilir.  Cumhurbaşkanı Erdoğan AB Güvenlik ve Dış Politika Sorumlusu Kallas’la görülüyor. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan NATO’nun ev sahipliğini yapacağı 7-8 Temmuz Ankara Zirvesinden en önemli beklentisini 29 Haziran’da İstanbul’daki NATO Parlamenter Zirvesinde şöyle ifade etti:
• Türkiye NATO’ya taahhütlerini yerine getiriyor. NATO misyon ve harekâtlarına en fazla katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasında. İkinci büyük ve terörle mücadelede deneyimli orduya sahip.
• Ancak Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağladığı faydalar bazı durumlarda göz ardı ediliyor. İttifakın “Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz.”
• Türkiye, Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine dahil edilmek istiyor. Türkiye’nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi, dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur.
Özetleyecek olursak, Türkiye, NATO bünyesinde (ve ayrıca göç ve terörizm konularında) Avrupa güvenliğine katkısının karşılığında AB sistemi içinde daha çok yer almak istiyor. Burada hedefin SAFE olarak ifade edilen yeni Avrupa güvenlik mimarisine dahil edildiği söylenmeli.

Üyelik değil ortaklık

Yoksa Türkiye’deki demokratik kalitenin AB ölçütlerine uymadığı açık. Bu konuda hem Ankara’nın hem de Brüksel’in siyasi ikiyüzlülük içinde olduğunu söylemek mümkün: kimse bağları koparan, ilk “hayır” diyen taraf olmak istemiyor. AB Türkiye’nin sunduğu güvenlik imkânlarından yararlanmak ama siyaseten uzak tutmak isterken, Türkiye de AB’nin siyasi ölçütlerini yerine getirmeden güvenlik kartıyla üyelik olmasa da ortaklık arıyor.
Nitekim AB Komisyonu’nun 30 Haziran’da Ankara’da temaslarda bulunma işaretlerini gördük.
AB Komisyonunun Güvenlik ve Dış Politika Sorumlusu Kaja Kallas, Genişleme Sorumlusu Marta Kos ile İçişleri ve Göç Sorumlusu Magnus Brunner’in Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşmeleri sonunda -İngilizce olarak- yayınlanan sonuç bildirisinde hem “hızla değişen jeopolitik ortamda” üye adayı Türkiye ile “ortak zorlukların ve karşılıklı faydaların” hem de üyelik için “yüksek demokratik standartların” vurgulandı.
Yani, bir yandan, bildiriye göre Türkiye-AB ilişkileri “Rusya’dan Ortadoğu’ya, Afrika’da Güney Kafkaslar’a” genişleyecek. Ama diğer yandan, örneğin Kıbrıs konusu nedeniyle Türkiye AB ağının dışında tutulacak. Sürdürülebilir görünmüyor.

NATO üzerinden AB?

Aynı gün NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Brüksel’deki basın toplantısında Türkiye’nin “NATO 3.0” çerçevesindeki rolü ve AB ile ilişkileri konusunda şunları söylüyordu:
• “Türk Silahlı Kuvvetleri son derece iyi donanımlı ve iyi eğitimli. Yaklaşık 3 bin şirketten oluşan devasa bir savunma sanayisi altyapısına sahip.
• “NATO olarak sürekli vurguladığımız konu ise kapsayıcılık. Tüm müttefikleri kapsayan bir ittifak inşa etmemiz gerekiyor.
• “AB üyesi olan 23 NATO müttefikinin yanı sıra, AB üyesi olmayan Norveç, İzlanda, İngiltere ve Türkiye gibi müttefikler de bulunuyor. Bu konuya ilişkin tartışmalar devam ediyor. Hepimiz, mümkün olan en kapsayıcı yapıyı oluşturduğumuz ölçüde daha güçlü olacağımız konusunda hemfikiriz.”
Buradaki kaçış noktası, “mümkün olan” ifadesidir. Örneğin İngiltere ya da Norveç için mümkün olan işbirliği Türkiye için ister demokratik kalite ister Kıbrıs gerekçesiyle, “mümkün olmayabilir”.

Yaman bir çelişki

AB bünyesinde 2024’te başlayan ve AB’nin nispeten küçük ülkelerinin kendi gündemleriyle, özellikle de dış politika ve güvenlik konularında stratejik adımları engellemesine engel olacak bir arayış var. Bu özellikle Türkiye-AB ilişkilerinin Kıbrıs boyutu açısından önem taşıyabilir. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de bu tartışma konusunda beyanları var. Leyen önceki Alman savunma bakanlarından, NATO dengelerini de bilen bir siyasetçi.
Ancak Türkiye’nin önde gelen AB uzmanlarından, kıdemli diplomat Selim Yenel, Fransa ve Almanya’nın başını çektiği bu girişimde de Türkiye’ye yer verilmeyebileceğini yazdı YetkinReport’ta. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AB heyetiyle görüşmeden bir gün önce, 29 Haziran’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile telefon görüşmesinde işbirliği projelerinin yanı sıra Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılmasını konuşması bu çerçeveye oturuyor. Keza Erdoğan’ın 30 Haziran Kabine toplantısı ardından Terörsüz Türkiye çerçeve yasasının Meclis’e tatil öncesinde geleceğini söylemesi de. Ancak diğer yandan Avrupa Parlamentosu tarafından “siyasi rekabetin yargı kararlarıyla engellenmesi” olarak suçlanan hukuk devleti açıkları duracak mı?

Sadece askerle zor

Türkiye’nin coğrafyası, askeri gücü ve şimdi askeri sanayisi sayesinde önemli bir jeopolitik kaldıraç gücü var. Bu doğru. Ama salt bu kaldıracı kullanarak, ihracatının yarısını oluşturan AB ülkelerinin (Made in Europe uygulaması gibi) giderek içine kapanan korumacılığını delmesi kolay görünmüyor.
NATO 3.0 dönemecine ABD Başkanı Donald Trump’ın işbaşına gelip Avrupalı NATO üyelerinden askeri harcamalarını artırmaları, Ukrayna örneği ortadayken Rusya’ya karşı sadece ABD’ye güvenmemelerini söylemesiyle gündeme geldi. 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi bu bakımdan önemli. Erdoğan’ın NATO üzerinden Türkiye’nin AB’deki yerini güçlendirmesi mümkün ama sadece askere dayanarak bu hedefe ulaşılması mümkün görünmüyor.
Hukuk ve siyaset alanında özgürlükçü adımlara ihtiyaç var, apaçık görünüyor.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Türkiye Avrupa Birliği Genişlemesiyle Hâlâ İlgileniyor mu?

  Geçtiğimiz ayın başında Almanya ve Fransa'nın Avrupa Birliği'nin genişlemesine ilişkin ortak önerileri basınımızda pek…

5 saat ago

Yeni partinin kuruluşu Kıbrıs veya Lozan’ın yıldönümünde

İstinaf mahkemesinin butlan kararı ile yönetimden uzaklaştırılan Özgür Özel ve arkadaşlarının üç ayaklı yol haritası…

1 gün ago

Nükleer silahı olmayan ülkeler mi hedef alınıyor?

Uluslararası ilişkilerde bazı sorular vardır ki cevapları yalnızca akademik değildir. Devletlerin kaderini belirler. Savaşların neden…

1 gün ago

Yargı paketleri amacına hizmet etmiyor

AK Parti Grup Başkanlığının Meclis’e sunduğu 12'nci Yargı Paketi’ndeki, ilk derece mahkemelerin görevsiz ve yetkisiz…

1 gün ago

Hak ve özgürlükler mücadelesi ABD ve AB’ye güvenilerek yürütülemez

NATO Zirvesi’nin hemen öncesinde, 30 Haziran’da Türkiye’ye geleceği bildirilen Avrupa Birliği Komisyonu heyetinin oluşumu ve…

2 gün ago

NATO Ankara Zirvesi: Askeri harcamalar, Ukrayna ve Türkiye’nin rolü

NATO’nun 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026’da Ankara, Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde düzenlenecek.…

2 gün ago