Siyaset

Öcalan “Üniter devlet” çağrısı yapar mı? 31 Temmuz Cuma’yı bir görelim

Terörsüz Türkiye’nin yol haritası olacak çerçeve yasa, aksaklık olmazsa 31 Temmuz’da çıkabilir. Peki, Öcalan’dan “üniter devlet” açıklaması gelir mi? Fotoğraf, Öcalan’ın İmralı’da kalan PKK’lı mahkûmlarla silah bırakma çağrısı yaptığı günden.

PKK lideri Abdullah Öcalan, tam da Terörsüz Türkiye projesinin yol haritasını oluşturacak çerçeve yasanın TBMM’de tartışılacağı günlerde çıkıp “üniter devlet” çağrısı yapar mı, dersiniz?
Yapamaz mı? Yapmaz mı?
İki yıl önce bu günlerde, yani 2024 Temmuz sonunda biri çıkıp Öcalan’a PKK’ya silah bırakma çağrısı yapsın, gelsin Meclis’te konuşsun dese başına ne gelirdi sizce? Ben söyleyeyim: en kısa yoldan, bir arkadaşımın kara mizahî tanımıyla, “transit Silivri” gelirdi.
Ama 22 Ekim 2024’te bunu Türkiye Cumhuriyeti’nde söyleyebilecek son kişi olacağını düşünülen MHP lideri Devlet Bahçeli söyledi. Öcalan bunun “köprüden önce son çıkış”, son siyasi fırsat penceresi olduğunu gördü, Bahçeli’nin 1 Ekim Meclis açılışında DEM Parti’ye uzattığı eline o da 27 Şubat 2025’te İmralı’dan karşılık verdi.
Geldik bugüne…

31 Temmuz’a dikkat

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un geçen hafta çerçeve yasa çıkmadan Meclis’in tatile girmeyeceğini açıklaması ardından siyasi trafik hızlandı. Bugün DEM Parti’nin siyasi parti gruplarıyla yeniden görüşmesi bekleniyor. Salı ya da Çarşamba, muhtemelen 7-8 maddelik bir taslağın Meclis Adalet Komisyonu’na önerilmesi, 31 Temmuz Cuma günü de Genel Kurul’da oylanarak kabul edilmesi bekleniyor, bir aksilik çıkmazsa.
DEM Partili TBMM Başkan Vekili ve İmralı ziyaret heyetinin kıdemli üyesi Pervin Buldan, bir süre önce YetkinReport’a “İstenirse 5 günlük işi var” demişti. Gidiş o yönde, eğer adımlar planlandığı gibi atılabilirse, 31 Temmuz bir tarihin başlangıcı olabilir.
Çerçeve yasada nelerin olup nelerin olmayacağının ana hatlarını Kurtulmuş açıklamıştı.
Örneğin, PKK’nın silahları bırakmasını denetleyip bunu MGK’ya bildirecek devlet görevlilerinden oluşacak bir kurulun (ve belki de bunun Meclis’te siyasi muhatabı olacak paralel bir kurulun) oluşmasını bekleyebiliriz.
Ama örneğin, “Genel ya da şahsi af” bekleyemeyiz. Kurtulmuş’un bu cümlesi, halkın zihninde bulunan, Öcalan’ın yoksa serbest mi bırakılacağı sorusuna yanıttı.

Öcalan nereden, nereye?

Öcalan PKK’yı 1978’de kurdu; tam açılımı, Kürtçe, Partiya Karkerên Kurdistanê idi, yani “Kürdistan İşçi Partisi”. 48 yıl önceydi, yarım asır. PKK’nın kuruluş amacı ve 5-6 Mayıs 2025’teki 12’nci Kongresi’ne fesih kararı alınana dek geçerli olan parti programı, silahlı mücadele yoluyla, Türkiye, İran, Irak ve Suriye sınırlarından alınacak topraklar üzerinde Marksist-Leninist bir yönetim kurmaktı.
Bu amaç uğruna başlattığı silahlı mücadele on binlerce cana, kalkınmaya harcanabilecek inanılmaz bütçelere, demokratikleşme yolunda atılamayan adımlara ve Türkiye’nin hesaplanamayacak siyasi itibar kaybına mal oldu.
Tarihte en uzun gerilla savaşı Vietnam’da, 8 yılı Fransa, 19 yılı ABD’ye karşı olmak üzere 27 yıl sürdü. Bu savaşların hemen hepsi ayaklanan silahlı güçlerin galibiyetiyle, bağımsızlık ya da belli bir bölgede özerklik almasıyla bitmiştir. Türkiye’de öyle olmamıştır. Başta Türkiye’nin tarih ve sosyolojisi buna izin vermemiştir.
PKK, yarım asırlık kanlı ve başka ülkelerce de desteklenen silahlı mücadelesi sonunda parti programındaki hedefini yerine getirmeden kendisini feshettiği, siyasi mücadeleye dahil olma koşullarıyla silah bırakmayı kabul etmiştir.

Madalyonun diğer yüzü

Madalyonun diğer yüzünde PKK’nın sadece bir “terör örgütü” olmadığı, sosyolojik taban edindiği gerçeği var. Öcalan, 1999’da Yunanistan’ın Kenya Büyükelçiliğinden çıkartılıp MİT ve CIA işbirliğiyle yakalandı, İmralı’ya hapsedildi, ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldı.
Üzerinden 27 yıl geçmiştir. Ama hem örgütün hem de sosyolojik tabanın üzerinde hâlâ etkili olduğu Bahçeli’nin çağrısına verdiği yanıt ve sonrasındaki gelişmelerle anlaşılmıştır. Son olarak, PKK yöneticilerinden Duran Kalkan’ın Medyascope söyleşisinde Ruşen Çakır’a söylediği gibi, iradesine biat edilmektedir.
DEM yetkilileri de AK Parti yetkilileri de TBMM’nin “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”na katılan diğer parti üyeleri de bugüne dek Anayasa değişikliği, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin adı, sınırları, bayrağı, resmî dili, üniter yapısı üzerine tek bir öneri gelmediğini, tartışma yapılmadığını söylüyorlar.
Yine de bu konuda toplumun ciddi bir kesiminde güvensizlik ve endişelerin, ciddi bir kesiminde de yine güvensizlik ve beklentilerin oluştuğu gözlemleniyor.
Öcalan’ın çerçeve yasanın çıkması ve uygulanmaya başlanması sürecinde “Türkiye’nin üniter yapısına” vurgulayan bir açıklamayı sürecin selameti açısından gerekli görmesi beni şaşırtmayacak.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Karadeniz’den Hazar’a, Türkiye’nin Etrafındaki Ateş Çemberi Yayılıyor

ABD ile İran arasındaki (başlatan İsrail’in artık adı anılmayan) savaş yalnızca iki devlet arasındaki askerî…

3 saat ago

Filenin Sultanları ikinci kez dünyanın en büyüğü

Kadın Voleybol Milli Takımı ikinci kez Milletler Ligi şampiyonu oldu. Filenin Sultanları 26 Temmuz’da Çin’in…

18 saat ago

İstanbul çıkarması fiyaskoya dönüştü: Kılıçdaroğlu kimlere emanet?

Öncelikle, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘İstanbul çıkarmasına kiralık kitle’ iddiası haberiyle eğer kendinizi boşuna…

19 saat ago

Özel, Yeni Parti’yi kurdu: siyasette yeni bir dönem

Özgür Özel, Yeni Parti’nin kuruluşunu ilan etti. Yargının 2023 kurultayını “mutlak butlan” sayıp Kemal Kılıçdaroğlu’nu…

3 gün ago

CHP seçmeni gözü kapalı ‘Evet’ mührünü Altı Ok’a basar mı?

Özgür Özel’in 1923 Lozan Antlaşması’nın yıl dönümünde, Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Nisan 1920’de TBMM’yi kurarken…

3 gün ago

Ne Af Ne İmralı: Öcalan İçin Üçüncü Bir Yol Mümkün mü?

Türkiye'nin yeniden ivme kazanan çözüm sürecinde hazırlanan çerçeve yasa yalnızca PKK'nın silah bırakmasını ve örgütün…

5 gün ago