Categories: Siyaset

Karadeniz’den Hazar’a, Türkiye’nin Etrafındaki Ateş Çemberi Yayılıyor

Kazakistan Cumhurbaşkanı Cömert Tokayev, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e Ukrayna ile “İstanbul 2.0” sürecini başlatmayı önerdi. Ukrayna’nın, Kazakistan’in da sahili olduğu Hazar Denizinde Rusya-İran silah bağlantılı iddiasıyla bir gemiyi vurması, iki savaşın birleşme endişesini ortaya çıkardı. (Foto: X/TheCaspianPost)

ABD ile İran arasındaki (başlatan İsrail’in artık adı anılmayan) savaş yalnızca iki devlet arasındaki askerî hesaplaşmadan ibaret olmaktan çıktı. Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’ın Cizan ve Yenbu’daki stratejik Aramco tesislerini hedef alması  Kızıldeniz ile Hürmüz hattındaki enerji güvenliği kaygılarını aynı anda büyüttü. Saldırıların hemen ardından Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Suudi mevkidaşıyla bölgesel savunma ve güvenlik konularını görüşmesi, Ankara’nın krizi yakından izlediğini gösteriyor.

Aynı esnada İran’ın Hazar Denizi’ndeki bir gemisine yönelik saldırıdan Ukrayna’yı sorumlu tutması ve Romanya (yani AB) karasularındaki bir Türk yük gemisinin Rus dronlarıyla vurulduğu haberleri geldi.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Cömeret Tokayev’in Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’a Rusya-Ukrayna savaşının dondurularak “İstanbul Formülü 2.0”a dönülmesini önermesi, Orta Doğu’daki savaş ile Avrasya’daki savaşın giderek aynı güvenlik ve diplomasi denkleminde buluştuğunu ortaya koyuyor.

Türkiye bu tablonun hem coğrafi hem de diplomatik merkezinde yer alıyor.

Ateş çemberi birleşiyor

Bu çatışma coğrafyası Hürmüz Boğazı’ndan Babülmendep’e, oradan Süveyş Kanalı’na, Doğu Akdeniz’e, Karadeniz’e ve Hazar Denizi’ne kadar uzanıyor. Türkiye’nin çevresindeki savaşlar artık birbirinden bağımsız krizler değil; aynı enerji hatlarını, ticaret yollarını, savunma ilişkilerini, istihbarat ağlarını ve diplomatik pazarlıkları paylaşan geniş bir çatışma alanına dönüşüyor.

Türkiye bu tablonun dışında kalamaz. Ancak sürece nasıl, ne ölçüde ve hangi araçlarla dahil olacağına karar verebilir.

Husilerin Aramco tesislerine yönelik füze ve İHA saldırıları yalnızca Suudi Arabistan’ı değil, daha geniş bir enerji jeopolitiğini de hedef alıyor. Yenbu, Hürmüz Boğazı’ndaki muhtemel kesintileri aşmak için kullanılan en önemli alternatif petrol ihracat merkezlerinden biri. Babülmendep’in de baskı altına girmesi, Körfez petrolünün Kızıldeniz ve Süveyş üzerinden Avrupa’ya taşınmasını daha pahalı ve riskli hâle getiriyor.

İki muhtemel etki

Bu bağlamda, Türkiye açısından ilk sonuç ekonomik alanda ortaya çıkacak. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış cari açığı ve enflasyonu yeniden yukarı çekebilir. Süveyş güzergâhının aksaması, Asya’dan gelen ürünlerin teslim sürelerini uzatırken navlun maliyetlerini artırabilir. Türk ihracatçıları Avrupa pazarında bazı alanlarda lojistik avantaj kazanabilir. Buna karşılık ithal girdiye bağımlı sektörler ağır bir maliyet baskısıyla karşılaşabilir. Böyle bir tablo iktidarın mevcut ekonomik sorunlarını daha da derinleştirir.

İkinci sonuç güvenlik alanında görülecek. Hazar Denizi’nde İran bağlantılı gemilerin Ukrayna tarafından hedef alındığı iddiası kalıcı bir eğilime dönüşürse Karadeniz, Kafkasya ve Hazar güvenliği aynı savaş denkleminin parçaları hâline gelebilir. Böyle bir durumda Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden geçen enerji ve ulaştırma koridorlarının stratejik önemi artarken sabotaj, siber saldırı ve vekil aktör faaliyetleri riski de büyür.

Türkiye artık güneyindeki ve kuzeyindeki savaşları ayrı ayrı izleyemez. Bu iki çatışma, Türkiye’nin doğusunda ve deniz ulaşım hatlarında birbirine temas etmeye başladı.

Kapasite Ölçüsünde Aktif Denge

Ankara’nın bölgedeki gelişmeler karşısında pasif kaldığını söylemek doğru olmaz. Türkiye, bir yandan Rusya-Ukrayna savaşının, artık Kazakistan’ın da desteğiyle son bulması için çabasını sürdürürken, diğer yandan Baltık’a NATO devriyesi gönderiyor. İran, ABD ve bölge ülkeleri arasında gerilimin düşürülmesini savunurken Körfez ülkeleriyle güvenlik ve savunma ilişkilerini güçlendiriyor. Hakan Fidan’ın açıklamaları ve Türkiye’nin Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan ile yürüttüğü diplomatik temaslar, Ankara’nın arabuluculuk kanallarını açık tutmaya çalıştığını gösteriyor.

Suudi Arabistan ile savunma iş birliği de bu politikanın bir parçası. Ancak Ankara, bu ilişkileri doğrudan askerî angajmana dönüştürmemeye ve İran’ın gözünde savaşın tarafı hâline gelmemeye dikkat ediyor. Çünkü Türkiye aynı anda NATO içindeki konumunu, İran’la komşuluk ilişkilerini, Irak ve Suriye’deki askerî varlığını ve Karadeniz’deki denge politikasını gözetmek zorunda.

Dolayısıyla mesele Türkiye’nin ne yapmadığı değil, kapasitesi ölçüsünde ne kadarını yapabildiği.

Ankara şu anda daha fazla cephede görünür olmak değil, savaşların tarafına dönüşmeden dengeyi korumaya çalışıyor.

Türkiye’nin Çıkarı Savaşların Bitmesi

Ortaya çıkan tablo Türkiye’ye bazı stratejik imkânlar sunsa da Ankara’nın temel çıkarı çatışmaların uzaması değil, mümkün olan en kısa sürede sona ermesi. Kızıldeniz ve Hürmüz hattındaki her yeni gerilim enerji maliyetlerini, ticaret risklerini ve güvenlik baskısını artırıyor. Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Türkiye’nin enerji merkezi olma iddiası ancak kalıcı istikrar ortamında gerçek değerine ulaşabilir.

Aynı durum savunma sanayisi için de geçerli. Artan talep kısa vadeli kazanç sağlayabilir; ancak bölgesel kutuplaşmanın derinleşmesi Türkiye’yi istemediği askerî ve siyasi angajmanlara sürükleyebilir. Bu nedenle Ankara’nın hedefi savaştan pay almak değil, savaşların yayılmasını önlemek ve diplomasi için alan açmak olmalı.

Sonuçta Türkiye’nin en büyük avantajı coğrafyası, en büyük kırılganlığı da yine coğrafyası. Hürmüz, Babülmendep, Hazar ve Karadeniz aynı savaş haritasında birleştiğinde Ankara için asıl başarı yeni fırsatlar toplamak değil, bu haritanın daha fazla büyümesini engellemek olacak.

Türkiye’nin kazanacağı gerçek zafer, savaşın merkezine yerleşmek değil, savaşın sona ermesinde merkezî rol oynamaktır.

Ahmet Erdi Öztürk

Londra Metropolitan Üniversitesi

Recent Posts

ABD seçimleri: Trump fena kaybetti. Türkiye nasıl etkilenir?

ABD ara seçimlerinde Demokratlar, Başkan Donald Trump'ı hezimete uğrattı. Sonuçların hem dünya hem Türkiye-ABD ilişkilerinde…

18 saat ago

Gürlek: Üst bürokrasiye sızılmış. Kimse makamına güvenmesin.

Adalet Bakanı Akın Gürlek fon krizinin üst düzey finans bürokrasisini de kapsayan bir suç örgütünün…

2 gün ago

Fon krizi üzerine sosyal medyada dolaşan demirden leblebi gibi sorular

Fon krizi, SPK'dan Borsa İstanbul'a dek mali kurumları sarstı. Bankacı Piraye Antika sistemin denetim yollarını…

2 gün ago

Volkswagen’in Türkiye’ye dönüş işareti Made-in-Europe umudu olabilir mi?

Doğuş Grubu'nun Volkswagen ile Türkiye'de üretim hedefiyle imzaladığı niyet mektubu AB ile "Made-in-Europe" tartışmalarında umut…

3 gün ago

Sinirlioğlu’nun BM Genel Sekreterlik rakibi kuzu kılığında kurt mu?

Türkiye'nin halen AGİT Genel Sekreteri olan Feridun Sinirlioğlu'nu BM genel Sekreteri adayı olarak ilan etmesinin…

3 gün ago

Aslan sosyal demokratların Sarıgüller açmazı. Bu da mı ders olmayacak?

Partiye nerede, nasıl ediniliği belli olmayan parayı getirdiği için aday yapılanların muhalif seçmeni utandırmasına, öfkelendirmesine…

4 gün ago