
Dışişleri, İçişleri ve Adalet bakanları Brüksel’de Türkiye’yi anlatmaya çalışırken, Türkiye’de gazeteciler basın özgürlüğü için sokağa çıkma kararı aldı. (Fotoğraf: X/Dışişleri)
Yukarıdaki fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Mustafa Çitçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’i, 20 Ekim’de Brüksel’de Türkiye’yi anlattıkları temasları sırasında bir kahve molasında görüyorsunuz. Keyifli bir sohbet göründüğüne göre, muhtemelen ne fon krizini ne de sanayicilerin Made-in-Europe kâbusunu konuşuyorlar. Libya’dan gelen deniz yetki alanları onayı müjdesi ya da Mekke Anlaşması’nın Meclis’e sunuluşu olabilir, bilemiyoruz. Aynı saatlerde Türkiye’deki belli başlı gazetecilik meslek örgütleri ise 24 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’te Türkiye’nin 10 büyük şehrinde “Sansüre hayır, habere özgürlük” yürüyüşü yapacaklarını ilan ediyordu.
Haber yazmak da yazmamak da
O saatlerde gazeteci Murat Ağırel, belki en fazla tanık olarak ifadesi alınması düşünülebilecek Sarıgül soruşturması nedeniyle tutuklanmıştı. Akşam saatlerindeyse gazeteci İsmail Arı ise akşam saatlerinde ifadeye çağrıldığı Ankara Emniyet Müdürlüğünde tutuklanacaktı.
Cumhuriyet gazetesi yazarı ve Onlar TV YouTube kanalı eş yapımcısı Ağırel, tutuklandığı sırada zaten fon krizi üzerine yazdıkları nedeniyle elektronik kelepçeyle ev hapsindeydi. Tutuklanma gerekçesi ise, belki de dünyada ilk kez, kaynakları güven vermediği için bir haberi yazmayarak “çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmasa da yardımcı olmak” idi.
Birgün gazetesi muhabiri Arı ise Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin’in hakaret şikâyeti üzerine tutuklanmıştı. Tutuklanmadan önce X hesabından, Şahin’in şikâyet nedenini, Şahin’in daha önceki TRÜK başkanlığına dair yaptığı bir haber araştırması için görüşünü almak istemesi olarak duyurdu. Arı, 2026 içinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aile üyelerinin 20 vakıfta yönetim kademelerinde olduğunu haber yaparak dezenformasyon yaptığı suçlamasıyla 75 gün tutuklu kalmış, sonra tahliye edilmişti.
Yasaklamalar, soruşturma ve tutuklamalar
Ağırel ile birlikte Sözcü gazetesi yazarı ve Sözcü televizyonu yorumcusu İsmail Saymaz’a da fon krizi nedeniyle 8 Ekim’de elektronik kelepçeyle ev hapsi cezası verilmişti.
9 Ekim’de gazeteciler Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç, yine fon kriziyle ilgili haber ve paylaşımlarında “halkı yanıltıcı bilgi yaydıkları” gerekçesiyle tutuklandı.
Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı Halk TV’ye hükümet 14 Ekim’de el koydu ve yayınını durdurdu.
Türkiye’nin en güvenilir haber sitesi T24’e de 30 Eylül’de erişim yasağı getirilmişti; gerekçe LGBT haber ve yorumlarıyla “Ailem güvende” operasyonu” çerçevesinde gösterildi.
Yine LGBT haberleri gerekçesiyle 13 Eylül’de gözaltına alınan gazeteci Tuğba Tekerek 15 Eylül’de tutuklanmıştı.
Gazeteci Ali Tarakçı 26 Eylül’de fon krizi nedeniyle “Cuma günü bir bakan istifa edecek” haberi nedeniyle tutuklandı.
Gazeteci Selahattin Günday 12 Eylül’de Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında “gizli bilgi bulundurma” iddiasıyla tutuklandı.
Nefes Gazetesi haber koordinatörü Fatih Ergin, Kozinoğlu soruşturmasında adı geçen ve ölü bulunan kişinin sıfatını “doktor” değil, “eski adli tıp çalışanı” olarak kullandığı için “yalan bilgi gerekçesiyle 28 Eylül’de tutuklandı.
Gazetecilik suç değildir, gereklidir
Gazeteci kökenli Yeni Parti milletvekili Utku Çakırözer’in 12 Ekim’de “Son 70 günde 25 gazeteci gözaltına alındı, 10’u tutuklandı” demesinden bu yana dahi rakamlar değişti.
Gün itibarıyla 12 gazeteci tutuklu.
Birgün yazarı ve televizyoncu Merdan Yanardağ’ın Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan ile birlikte “siyasi casusluk” iddiasıyla yargılandığı dava nedeniyle 27 Ekim 2025’ten bu yana, bir yıla yakındır tutuklu olduğunu da hatırlatalım.
Gazetecilere en çok “dezenformasyon”, diğer deyişle “yalan olan bilgiyi yayma” suçlaması yöneltiliyor.
Gazetecilik suç değildir.
Topluma asıl zarar veren propaganda ve fısıltı gazetesidir.
Özgür basın nefes alsın ki fısıltı gazetesi çalışmasın, halkın haber alma hakkına saygı duyulsun, yanlış olan gösterilsin, eleştirilsin, düzeltilsin, toplum da nefes alsın.


