Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in başörtüsü kararını geri almasını isteyen başdanışmanı Oktay Saral’ı görevden aldığı haber, henüz doğrulanmasa da siyaseti sarstı.
Öncelikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e başörtüsü ayarı veren ve kararını geri almasını isteyen başdanışmanı Oktay Saral’ı görevden aldığına dair en azından 26 Ekim sabahı itibarıyla bir Resmî Gazete kararı ya da resmî açıklama yapılmadığını hatırlatalım.
Elimizde Saral’ın görevini Erdoğan’ın “talimatı” üzerine ve “muhtemelen” Azerbaycan’la ilgili sözleri nedeniyle bıraktığı yolunda gazeteci Talat Atilla’ya yaptığı açıklama var. Bir de Nefes’ten Tarık Işık’a yaptığı, kendisine Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından iletilen bir talep olduğu. 26 Ekim sabahı itibarıyla Sabah, Hürriyet, Milliyet, Yeni Şafak gibi sahiplikleri AK Parti’ye yakın gazete ve haber sitelerinde bu haber hiç görülmemiş. Bu konuda taraf olan Yeni Akit ise “Talat Atilla’nın iddiası” olarak haber yapmış. Henüz bir yalanlama da olmadığı için bu varsayımdan ilerleyebiliriz.
Çünkü Erdoğan’ın Saral’ı görevden alması ya da artık kanıksanmış ifadeyle “görevden affını kabul etmesi” bu birkaç açıdan önemli bir gelişme sayılır.
Çünkü eğer doğruysa, kim derdi ki Erdoğan bir gün bir başka ülkenin liderine başörtüsü konusunda ayar veren sadık bir yardımcısını muhtemelen o ülkeyle siyasi ilişkileri bozulmasın diye gönderecek?
O ülkenin Türkiye’nin “iki devlet, bir millet” dostu olan Azerbaycan olması, o liderin “kardeşim” diye hitap ettiği Aliyev olması, o kararın Türkiye ve Erdoğan için itibar vesilesi sayılan önemli bir zirve öncesinde alınmış olması ve Cumhurbaşkanı’nın isteğiyle görevden alınması hep önemli unsurlar.
Ama Saral’ın görevden alınmasını, eğer doğruysa, iç politika merceğinden bakarak şu sözcüklerle ifade etmek de mümkün: Erdoğan, Türkiye’nin siyasi çıkarlarının öyle gerektirdiğini gördüğü için ideolojisinin en önemli unsurlarından olan başörtüsü konusunda Azerbaycan lideri Aliyev’den kararını geri almasını isteyen danışmanını görevden almıştır.
Bunun Erdoğan’ın siyasi çizgisinde bir dönüm noktası olup olmadığını söylemek için de vakit erken.
Ama Erdoğan, Türkiye’nin çıkarlarının Azerbaycan ile ilişkilerinin bozulmasını, dahası Türkiye’nin Orta Asya’daki Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyeleriyle ilişkilerin bozulmasının önüne geçmek için, eminim ki üzülerek bu zor kararı almış görünüyor.
Bu açıdan baktığımızda Erdoğan’ın bu örnekte ulusal çıkarları, ideolojik tercihlerinin önüne koyduğunu da söylemek mümkün.
Az önce sıraladığımız unsurlara şunu da eklemek gerekiyor:
Erdoğan, Saral’ı gönderme kararını Aliyev’in 21 Ekim’de, aralarında Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan’ın da bulunduğu 31 Türk vatandaşının içişlerine karışma gerekçesiyle Azerbaycan’a girmesini yasaklamasından ve aynı gün Aliyev’i telefonla arayıp 20-30 Ekim’de Ankara’da toplanacak TDT liderler zirvesine davet etmesinden sonra almıştır.
Deneyimli diplomat Hasan Göğüş, daha 25 Ekim sabahı YetkinReport’ta yayınlanan analizinde, diplomatik kuliste Aliyev’in TDT Zirvesi’ne katılmak için Saral’ın görevine son verilmesini istediği “söylentisinin” konuşulduğunu yazmıştı.
Nitekim 26 Ekim sabahı itibarıyla Aliyev’in Zirve’ye katılacağı hâlâ teyit edilmedi.
Bu işin dış politika açısı.
İç politika açısından bakıldığında, Aliyev tarafından ülkeye girişi yasaklanan Fatih Erbakan, Erdoğan’ın siyasi rakibidir. Nitekim Erbakan, gece saatlerinde zehir zemberek bir yayın yaptı X hesabından.
Dolayısıyla Erdoğan, Saral’ı (Saral’ın ifadesine göre Aliyev’in isteğiyle) gönderdiyse, bunun siyasi sonuçlarını da hesaba katmıştır. Nitekim Saral’ın görevden alınması haberinin ardından AK Parti dünyasından Erdoğan’a eleştiriler başladı. Gece saatlerinde “#OktaySaralYalnizDegildir” etiketi X’te TT oldu. AK Parti’den İBB davasında bir sanığa siyasi nüfuz kullanarak menfaat teklif ettiği gerekçesiyle AK Parti’den atılmak üzereyken istifa eden Mücahit Birinci, Erdoğan’dan Saral’ı daha üst makamla, örneğin “bakanlık” vererek “taltif” etmesini istedi.
Gelinen noktada Erdoğan, Saral’ı görevden almadığını açıklasa da, bu hem dış hem iç politikada başka karmaşık sonuçlara yol açacaktır.
Bütün bunlar, AK Parti’nin tabanında siyasi etik sarsıntılarına yol açan fon krizinin ortasında meydana geldi.
Ama atlanmaması gereken başka ayrıntılar da var: 21 Ekim telefonuyla ile 25 Ekim’de Saral’ın gönderildiği haberi arasında iki gelişme…
Biri, Erdoğan’ın 22 Ekim’de TDT Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev’le Cumhurbaşkanlığında yüz yüze yaptığı görüşmedir. Erdoğan bu görüşmede önemli nabız almıştır.
Türkiye ve Azerbaycan’ın arasına kara kedinin girmesinin başta İsrail’den İran’a, Yunanistan’dan Rusya’ya dek pek çok ülke başkentini memnun edecek bir gelişme olacağı açıktır.
Temmuz ayında Ankara’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan, Kasım başında Antalya’da İklim Zirvesi COP31’e ev sahipliği yapacak olan ve daha iki gün önce İstanbul’da Avrupa ve Ortadoğu güvenliğini bir arada ele alan ilk R4+E3 toplantısını düzenleyen Türkiye için, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’yla birleştirilmiş TDT Zirvesi önemlidir; Aliyev’in böyle bir nedenden gelmemesi olumsuz etkiye yol açacaktır.
Bahçeli, ABD ve AB’nin hem Rusya’nın hem de Çin’in, ama aynı zamanda Türkiye’nin etkisini kırmak için TDT ülkelerine oluk oluk para akıttığının farkındadır.
Burada bir de parantez açalım: Saral, Aliyev’den başörtüsü kararını geri almasını isteyen X mesajını 12 Ekim’de yayınladı.
9 Ekim’deyse, akrabası olan Of Belediye Başkanıyla birlikte Bahçeli’yi ziyaret etmişti. Bahçeli’nin 26 Eylül’de yeraltı dünyasının kavgalı iki ailesi, Şahinler ve Sarallar’ı barıştırmasında da geniş Saral sülalesinin bir ferdi olan Oktay Saral’ın da payı olduğu medyaya yansımıştı.
Bu ayrıntı da gelişmeleri iç politikaya bağlıyor.
Bu hafta Meclis’e gelmesi beklenen Mekke Anlaşması da aslında dış politika meselesinden çok iç politika meselesine bağlanıyor.
Haftanın ikinci yarısındaki TDT Zirvesi de artık öyle, fon krizi de çoktan bir mali piyasalar konusu olmaktan çıktı.
Önümüzde hareketli günler var.
Yeni Parti lideri Özel, kendisine "Hayırdır, savaşta mıyız?" diye yüklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yanıtladı: vallahi savaştayız,…
Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerini "iki devlet, tek millet" ilkesi üzerinde kurdu ama bu birbirlerinin işlerine…
Gecikmenin nedeni kapasite eksikliği mi, ihmal mi, çıkar çatışması mı? Siyasi veya şahsi bağlantılar denetimin…
Basın özgürlüğünü kısıtlayan baskı, yasak ve tutuklamalar gazetecileri sokağa döktü; 10 ilde eş zamanlı protesto…
Sırbistan'da yolsuzluklara karşı tepkileri muhalefet partilerinin dışında örgütleyen Öğrenci Listesi hareketi 25 Ekim seçimlerinde Vuçiç…
AB'nin Türkiye'yle arası giderek açılırken, Türkiye yeni işbirliği zeminleri arayışında. Kanada Başbakanı Carney Ankara'da Cumhurbaşkanı…