

Bakü ile Erivan arasında 37 yıldır süren Dağlık Karabağ çatışmasını sona erdirmek ve Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında fiziki bağı sağlama amacıyla kurulan Zengezur koridorunun statüsünü belirlemek amacıyla 8 Ağustos 2025’te Washington’da tarihi barış anlaşması imzalanmıştı. (Foto: X/@NikolPashinian)
Hafta başında benim gibi Ermenistan’a hiç ayak basmamış emekli büyükelçi meslektaşlarımdan Hasan Servet Öktem (Tahran Büyükelçiliğimizde görevli olduğu 1984 yılında ASALA mensuplarının suikast girişiminden yaralı olarak kurtulmuştur) ve Ömer Önhon’la birlikte 3 günlüğüne Erivan’a gittik.
Ziyaretimiz tümüyle turistik bir nitelik taşımakla birlikte, bu vesileyle halen resmi görevde olmayan Ermenistan’ın önemli şahsiyetleriyle görüşmek ve bir ay kadar sonra, 7 Haziran’da seçimler öncesinde havayı koklamak imkânı da bulduk.
Bu çerçevede Ermenistan’ın ilk Devlet Başkanı Ter Petrosyan’a danışmanlık yapan ünlü Amerikalı Ermeni tarihçi ve siyaset adamı Gerard Libaridian, 2018-2020 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı görevinde bulunan Zohrab Mnatsakanyan, Ermenistan işgali yönetimindeki Karabağ’ın son “Dışişleri Bakanı” Karel Mirzoyan ve Türk Ermenilerinden Samson Özararat’la ayrı ayrı yemeklerde bir araya geldik. Görüşmelerimizde muhataplarımızın dile getirdiklerinden ve kendi gözlemlerimizden oluşan değerlendirmelerimi aşağıda özetlemeye çalışacağım.
Farklı bir Ermenistan
Ermenistan, en azından gördüğümüz kadarıyla Erivan, hiç de öyle Türkiye’de sanıldığı gibi, geri kalmış, karanlık ve kasvetli bir yer değil. Sovyet döneminden kalma görkemli yapılar, sabaha kadar pırıl pırıl aydınlatılıyor. Hiçbir semtte eski binalar yıkılıp çarpık bir yapılanmaya gidilmemiş. Yerlerde sigara izmaritleri, sokaklarda yere tüküren insanlar görmüyorsunuz. Arabaların çoğunluğu Çin yapımı, 5-10 seneden eski model araba yok. Sokak kahveleri cıvıl cıvıl gençlerle dolu. Eczaneler, süpermarketler 24 saat açık. Ermenistan son yıllarda büyük gelişme kaydetmiş.
Dışişleri Bakanı Mnatsakarayan, kendi döneminde ülkeye 250 bin turist geldiğini, acaba 500 bini ne zaman göreceğiz derken, geçen yıl 3 milyon turist ağırladıklarını, Rusların, İranlıların ve Ukraynalıların Ermenistan’a akın ettiklerini, hatta Rus ve Ukraynalıların ortaklaşa kurdukları şirketlerle ambargolara takılmadan Avrupa’ya ihracat yaptıklarını söyledi.
Kim Kime Daha Çok Benziyor?
Azerbaycan ve Türkiye için iki devlet tek millet söylemi kullanılır. Yunanlılar ile Türklerin birbirleriyle ne kadar çok benzeştikleri söylenir. Yunanistan’da iki yıl sefirlik yaptım. Azerbaycana çok gidip geldim. Dil faktörü bir kenara bırakılacak olursa, Ermenistanı gördükten sonra Türklerle en fazla ortak özelliklere sahip milletin Ermeniler olduğunu söyleyebilirim.
Türkiye’de Antep’e giderseniz sadece Antep yemeklerini, Kayseri’ye gittiğinizde Kayseri mutfağına özgü yemekleri yersiniz. Ama Erivan’da herhangi bir lokantaya girdiğinizde Antebin yoğurt ve bulgurdan yapılan “dövme çorbasını”, Kayseri’nin çıtır mantısını, Eskişehir’in çiğ böreğini aynı anda bulabiliyorsunuz. İnsanlarımız birbirlerine çok benzeşiyor. Sokakta karşılaştığınız 10 Ermeniden en az üçü dördü Türkçe konuşabiliyor. Ermenilerle son gece gittiğimiz restoranda üç Türk olarak, Samson Özararat ve Karel Mirzoyan ile aynı masada yemek yiyip Türkçe sohbet ederken, yanımızdaki masada genç bir kızla oturan yaşlıca bir adam yanımıza gelerek kendisinin kızıyla birlikte Fransa’da yaşayan Ermeni diasporasına mensup olduğunu, Türkçe konuştuğumuzu duyunca çok hoşuna gittiğini söyledikten sonra, hepimizin Türkiye Ermenisi olup olmadığımızı sordu. Belli ki Ermeninin kendisi bile aramızda kimin Ermeni, kimin Türk olduğunu ayırt edememiş.
Yaklaşan Genel Seçimler
7 Haziran’da Ermenistan’da genel seçimler yapılacak, ama seçim havasına henüz girilmemiş. Adayların tek tük seçim afişleri olmasa, ülkede 1 ay sonra seçim yapılacağını anlamazsınız. Seçim yarışı Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğini yaptığı “Sivil Sözleşme Partisi” ile hükümete karşı darbe hazırlığı yaptığı iddiasıyla yargılanan ve halen ev hapsinde tutulan Samvel Karapetyannın “Güçlü Ermenistan Partisi” arasında geçecek.
Kamuoyu yoklamalarında yüzde 30’luk bir halk desteğiyle Paşinyan önde görünüyor. Ama takside, restoranlarda karşılaştığımız Ermenilerin birçoğu hangi partiye oy vereceklerini sorduğumuzda tercih belirtmekten kaçındılar. Benim hatırladığım, tarihte savaşı kaybeden komutanın kellesi alınır. 2023 yılındaki Azerbaycan’a karşı kaybedilen ikinci Karabağ savaşından sonra 7 Haziran’da gerçekleştirilecek ilk seçimler sadece Paşinyan’ın geleceğini değil, Ermenistan’ın siyasi yönünü belirleyecek olması açısından büyük önem taşıyor.
Osmanlı’nın son dönemlerinde İttihat Terakki (1889) ile aynı dönemde kurulmuş Taşnak Partisi (1890) ilk yıllarında dağılmakta olan İmparatorluktan bir Ermenistan çıkarmak için (Vilayeti Sitte olayı) Çarlık Rusya’sıyla işbirliği içinde 1915 trajedisi ile biten eylemler peşinde koşmuş. Daha sonra ASALA ile rekabet etmek için Türk temsilcilere suikastlar düzenleyen Ermeni Adalet Komandolarını kurmuş. Ama bugün eski gücünden çok uzak. Parlamento’da iki milletvekili ile temsil ediliyor. Aldığı oy oranı yüzde 1 civarında ama sesi çok çıkıyor.
Seçimlere Etki Edebilecek Dış Güçler
1800 kişinin çalıştığı Erivan’daki Amerikan Büyükelçiliği ABD’nin dünyadaki en kalabalık sefaretlerinden biri. Ancak Amerikalılar Ermenistan’da Ruslar kadar etkili değil. Paşinyan geçen hafta Moskova’yı ziyaret etti. Putin basının önünde yaptığı konuşmada, Rusya’nın dostları hapiste tutulduğu sürece Ermenistan ile iyi ilişkiler geliştiremeyeceklerini söylemiş. Görüştüklerimizden bir yetkili, Amerikalıların 10 dolar harcayarak yarattığı etkiyi Rusların bir dolarla sağlayabildiklerinden söz etti. Ermeni siyasi hayatında daima belirli bir ağırlığı bulunan Kilise de Paşinyan’a sıcak bakmıyor.
Azerbaycan’ın 2020’de İkinci Karabağ Savaşının kazanmasından sonra 6 günde 118 bin Karabağ Ermenisi anavatanları Ermenistan’a göç etmiş. Karabağlılara henüz Ermenistan vatandaşlığı verilmemiş. Bu nedenle önümüzdeki seçimlerde oy kullanamayacaklar. Dönenlere evlerini yapabilmeleri için sadece arsa tahsis edilmiş. Karabağlılar kendilerine yeterince sahip çıkılmadığı için Paşinyan’a öfkeli. Ez cümle Paşinyan’ın işi o kadar kolay değil.
Türkiye-Ermenistan İlişkilerinin Normalleşmesi
Baştan kabul etmek gerekir ki, “Soykırım” iddiaları, Ermeni milli kimliğinin en önemli bir parçası haline gelmiş. 1915 olaylarının soykırım olmadığını söyleyecek bir politikacının Ermeni siyasetinde hiç şansı yok. Paşinyan doğru bir tercihle bu iddiaları uluslararası planda dillendirmekten vazgeçerek ön koşulsuz olarak Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesine yönelmiş. 100 yıldır Türk düşmanlığının pompalandığı bir ülkede üç yıl önce savaş kaybetmiş bir lider için bu çok cesur bir adım. Ancak Ermeniler bu adımın karşılık görmediği gerekçesiyle Türkiye’ye kırgınlar. Açıkça telaffuz etmeseler de kafalarında Alican sınır kapısının söz verildiği halde yıl başında açılmamış olması var. Seçimlere kadar kalan bir ay içerisinde Türkiye’nin Paşinyan’a açıktan bir destek vermesinin ters tepeceği kanısındalar. Ama normalleşmeyi destekleyen birkaç somut adım beklentisi içerisindeler.
Halen normalleşme önündeki en büyük engel 1991 tarihli Ermeni anayasası. Anayasada soykırım sözü geçmiyor, ancak dibacesinde atıf yapılan bağımsızlık bildirisinde 1915 olayları “soykırım” olarak tanımlanıyor. Anayasanın 11.maddesinde de Türkiye’nin doğu ve güney doğusunda bazı bölgeler “Batı Ermenistan” olarak nitelendiriliyor. Paşinyan anayasanın bu sorunlu maddelerinin değiştirilmesi gerektiğini söyleyerek cesur bir adım daha atmış ama seçimlere kadar böyle bir adım atmasına imkân yok.
İngiltere’nin 1800’lü yıllarda yaşamış eski başbakanlarından Lord Palmerstone’un ”İngiltere’nin ebedi dostları ve düşmanları yoktur, değişmez çıkarları vardır” sözünü hatırlarsınız. Ermenistan’ın olduğu gibi Türkiye’nin de çıkarları iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesini gerektirmektedir. Devletler duygusal organizmalar hiç değildir.
Türkiye sevdası Azerbaycan’ın yakın geçmişin en büyük soykırımına imza atan ve Türkiye’nin kanlı bıçaklı olduğu Binyamin Netanyahu’nun İsrail’inin sayılı müttefiklerinden biri olmasına nasıl engel olmuyorsa, Can Azerbaycan da Türk-Ermeni ilişkilerinin geliştirilmesinin önünde durmamalı.
Boşuna kaçan balık büyük olur dememişler.
Tatsız bir Vize Krizi
Bu vesileyle yaşadığım bir vize krizinden de söz etmek isterim
Ermenistan ziyaretim benim için hoş olmayan sürprizlerle başladı. 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren diplomatik ve hususi pasaport hamillerine internet üzerinden vize verilmesi uygulamasından yararlanarak her üçümüz de aşağı yukarı aynı tarihlerde vize müracaatında bulunduk. Diğer iki meslektaşıma 3-4 gün içerisinde vize verildiği e-posta adreslerine bildirilmesine rağmen bana herhangi bir cevap gelmedi. Yine internetteki vize başvurusundaki bağlantıdan yaptığım soruşturmada tek kelimelik “declined” (red) yazısını görünce çok şaşırdım. Dışişleri Bakanlığımız aracılığıyla vize talebinin neden ret edildiğini sordurduğumda, başvuru forumunda pasaport numarasının yanlış yazılmış olduğu bilgisini aldım. Halbuki vize başvuru forumunda pasaportumun ilk üç sahifesi de ekliydi. Pasaport numarası farklı yazılmışsa başvuruyu baştan kabul etmemeleri gerekirdi. Yeniden yaptığım ikinci vize müracaatına bu sefer aynı gün içerisinde olumlu yanıt geldi. 26 Nisan akşamı Sabiha Gökçen Havaalanında Erivan’a hareketimizden önce her ihtimale karşı cep telefonlarımıza gelen vizelerin birer çıktısını yanımıza aldık.
Sabaha karşı saat üç gibi Erivan havaalanına vardığımızda ikinci bir şok yaşadım. Ömer Önhon ve Hasan Öktem sorunsuz bir şekilde pasaport kontrolünden geçerken benimle ilgilenen görevli, pasaportumu alarak bir üst amiriyle görüşmeye gitti. Kontrol kabinine geri döndüğünde, vizemin iptal edilmiş olduğunu, yeni bir düzeltme yapılana kadar ülkeye giremeyeceğimi söyledi. Sakin kalmaya çalışarak bir sorun yaşamamız halinde temas edilmek üzere Ankara’da bize verilen telefon numarasından Ermeni Dışişlerinde Türkiye’den sorumlu Daire Başkanını aradım. Tabii Pazar gecesi saat üçte adı geçene ulaşmak kolay olmadı. Güçlükle iletişim kurabildiğim Daire Başkanının talebi üzerine pasaportumun ilk üç sayfasının ekran görüntülerini yeniden kendisine gönderdim. Bir yandan da gecenin o saatinde 80 yaşındaki Libaridian’ı uyandırarak yardımını rica ettim. Neredeyse her 10 dakikada bir telefonla aradığım Daire Başkanı bir aşamada sorunun verdiğim pasaport numarasının 2024 yılında yürürlük süresi dolan bir başka pasaportuma ait olmasından kaynaklandığını, meseleyi çözmek için çalıştıklarını ifadeyle biraz süre vermemi istedi. Havaalanında 2 saat bekletildikten sonra Ermeni Dışişlerinden gelen istisnai vizeyle Ermenistan’a giriş yapabildim. Pasaport amirinin odasında beklerken herhangi bir kötü muameleye maruz kalmadım. Odaya girip çıkan herkes (kadın bir görevli benimle Türkçe konuştu) gayet nazik davrandı. Sonradan öğrendiğime göre benimle ilgili sorunun çözümlenebilmesi için Konsolosluk Dairesi gece yarısı Bakanlığa çağrılmış. Tüm bu yaşananlardan sonra kendi açımdan neden böyle bir sorunla karşılaştığımı hala çözebilmiş değilim.

