Türkiye’de kadın-erkek eşitliğinin temeli kabul edilen Medeni Kanunun kabulünün 100’üncü yıldönümü olan 17 Şubat 2026’da bir grup aydın “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bir bildiriyi dijital ortamda imzaya açtı. “Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında” cümlesiyle başlayıp “Karanlığa teslim olmayacağız” cümlesiyle biten bildiride, Türkiye’nin “ABD ve İsrail planları doğrultusunda” laik eğitim ve hukukun adım adım ortadan kaldırılmaya
Siyaset, erkek-kadın rekabetinin en sert ama kapılarının en sıkı kapalı tutulduğu alanlardan biri. Erkek egemen dayanışma ağları, görünmeyen bariyerler, ekonomik ve zamansal engeller, kadınların kapının önünde bekletilmesine yol açıyor. Bu kapı, kendi kendine açılmıyor. “Kadın kotası gereksiz, kadınlar mücadele etsin” diyen erkek siyasetçiler, ilk bakışta mücadeleyi teşvik ediyormuş gibi görünse de bu söylem yüzyıllardır süren
Türkiye’nin dört bir yanından, gece yarısı otobüslere binerek, 81 ilden, büyük bir coşkuyla yollara düşen EŞİK Platformu gönüllüsü kadınların istikameti Ankara idi. Ankara’da onları bekleyen kızkardeşleriyle ve kadın vekillerle 3 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde buluşup, bir kez daha eşitlik ve özgürlükten vazgeçmeyeceklerini seslendirdiler. EŞİK temsilcisi Hülya Gülbahar’ın sözleriyle, aslında yeni bir şey de yapılmıyordu.


