Zülfü Livaneli, Türkiye’de yıllardır süregelen hak ve adalet arayışının simgesi olmuş bir isim. Elinden sazı, kalemi, mikrofonu düşürmemiş bir sanatçı. Milyonlara mâl olmuş bir müzisyen, yazar ve siyasi aktör… Şarkıları nesiller boyu dillerden düşmeyen, kendini sürekli yenilerken bile değerlerine sadık kalan bir kültür adamı…
Türkiye’de onu tanımayan yoktur, hatta komşu ülkelerde ve Avrupa ülkelerinde de oldukça popüler bir isim. Son olarak “Serenad” adlı romanının Amerika baskısı için New York’taydı. Ülkemizde çok satan listelerinden düşmeyen bu eser, Other Press yayınevinin basımıyla ve “Serenade for Nadia” ismiyle yeni okurlarla buluştu.
Aynı dönemdeki seyahatimin yarattığı güzel bir tesadüfle ben de kendisini Columbia Üniversitesi’nde bir söyleşide ağırlama fırsatını buldum. Zülfü Livaneli, New York günlerinde müzikten de ayrı kalamayarak, Mevlana’nın dizelerinin kendi besteleriyle harmanlandığı Rumi Suite konserlerine de katıldı. Demet Sağıroğlu’ndan Ara Dinkjian’a müthiş bir müzisyen kadrosuyla, kendi ezgilerini bu ‘hiç uyumayan’ şehirle paylaşmış oldu.
Zülfü Livaneli, edebiyatın toplumlar için dönüştürücü gücüne inanan bir yazar. “Edebiyat ulaşılabilir olmalı, toplumlar için pozitif anlamda dönüştürücü olmalı” diyor. Kitap konularını ve yazma üslubunu bu öncelikler üzerinden kurguluyor. Kitaplarında da ezgilerindeki doğallık ve duygu yoğunluğunu, merak uyandıran bir hikâye dizini içerisinde bulmak mümkün.
Tarihi vakaları bir tuval gibi kullanan yazar, Serenad’daki Maya Duran karakterinde olduğu gibi kendi yarattığı kahramanlarıyla şekillendiriyor romanlarını. Kitabın büyük ölçüde İstanbul’da geçmesi ve Türkiye’nin kendi yüzleşme gerektiren hikâyeleriyle ana hikâyenin iç içe sunulması, uluslararası okurlar için de farklı bir boyut olabilir.
Serenad’da, İstanbul ile yolu kesişen talihsiz Struma gemisinin hikayesi ele alınıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın zulmünden kaçarken Şile kıyılarında Sovyet torpidosuyla batırılan gemide öldürülen Yahudi mültecilerin çaresizliğiyle, en son Yunanistan sınırında yaşananların paralelliği, insanın kanını donduruyor. Batılı toplumlar ne kadar göz ardı etse de, umudu körelmiş mülteci topluluklarının varlığı geçici bir durum değil. Ortak çözümlere ve uluslararası bir sorumluluk mekanizmasına ihtiyaç var.
“Türkiye ve bölge için umutlu musunuz?” diye sorduğumda “Ne Doğu ne de Batı tarafından tam olarak kabul gören Türkiye, aslında bu çatışmadan belki de en çok zarar gören ülke” diyor Livaneli. Yine de umudu elden bırakmıyor her zamanki gülümsemesiyle.
Romanda da dile getirildiği üzere, “İnsanların kendi milletini veya kendi inancını diğerlerinden daha üstün görmesi ne korkunç olaylara, ne büyük acılara neden oluyordu bu dünyada!” Bölgemizdeki kanayan yaraların birçoğunda da bu yaklaşımın payı çok büyük. Birbirimizi anlamak ve ortak bir gelecek için çalışabilmek aslında dünyamız için tek çıkış yolu. Bunu genç nesil bizden çok daha hızlı kavradı.
Ülkelerin esas değeri, insanlarının yarattığı değer. İşte Zülfü Livaneli, bizim coğrafyamızın gönül geleneğini taşıyan, ama yalnız Türkiye’ye değil dünyaya seslenebilen, dünya için de değer yaratabilen bir aydın. Ülkemizin sesini, geleneğini, hikâyelerini evrensele taşırken aynı zamanda ortak bir gelecek kaygısı taşıyabilmek de kaçınılmaz olmalı.
Corona virüsünün ekonomileri ve insan ilişkilerini darmaduman ettiği şu günlerde, umuda, iş birliğine ve birbirimize güvenmeye çok ihtiyacımız var. Bu husus, geliştirilmeye çalışılan yeni tedavi ve aşılar kadar önemli…
İşte müzik, edebiyat, ve Zülfü Livaneli gibi isimler, bu zor günlerde umut tazelememiz için önemli ilham kaynakları…
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ve 5 kişinin 29 Temmuz sabahı gözaltına…
Her barış süreci, aynı anda hem büyük bir umut hem de büyük bir stratejik sınavdır.…
AK Parti iktidarına son verme iddiasındaki Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki (CHP) sosyal demokratlar bölündü, ayrılanlar, Yeni…
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Türk-Kürt kardeşliğinin ilan edilmesi” gerektiğine ilişkin sözleri, Türkiye’nin yeniden şekillenen çözüm…
PKK lideri Abdullah Öcalan, tam da Terörsüz Türkiye projesinin yol haritasını oluşturacak çerçeve yasanın TBMM’de…
ABD ile İran arasındaki (başlatan İsrail’in artık adı anılmayan) savaş yalnızca iki devlet arasındaki askerî…