Avatar

Gazeteci-Yazar

Cumhurbaşkanı Erdoğan önümüzdeki üç haftanın koronavirüs salgınıyla mücadele amacıyla katı ama gerekli önlemler altında geçeceğini açıkladı. (Foto: TRT Twitter sayfası)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın koronavirüs salgınına karşı 18 Mart günü ilan ettiği yeni önlemler paketinin ekonomiye 100 milyar liralık destek öngören kısmını iktisatçılar inceleyecek nasıl olsa, YetkinReport’ta da ayrıntılı tahliller yayınlanacak.
Benim ekonomi paketinde ilk aşamada en çok dikkat ettiğim iki konu oldu. Birincisi, Erdoğan’ın kolaylıklardan yararlanmak isteyen şirketlerin işten insan çıkarmamasını önkoşul olarak söylemesi. Bunu söylerken de “Anlaşıyoruz değil mi?” diyerek TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun oturduğu yöne doğru baktı. Hisarcıklıoğlu da “Anlaşamasak ne yapacağız ki?” dercesine acı acı gülümsedi. Çoğu işveren bu süreçte işten çıkarmaların kolaylaştırılmasından yanaydı. Umarım bu önkoşul titizlikle ve yandaş olsun olmasın her şirket için uygulanır, dünyayı saran bu felaketin faturası çalışanlara ödetilmemiş olur. İkincisi de, elektrik, doğalgaz, ulaşım gibi temel giderlerde, sadece üretici şirketlere değil, bu zor zamanlarda halka da kolaylık sağlansa iyi olurdu. Vakit hala çok geç değil bunu da eklemek için.
Gelelim asıl sağlıkla ilgili uygulamalara.

Üç hafta kritik, üç ay önemli

Cumhurbaşkanının açıklamalarından önümüzdeki üç haftanın hastalığın yayılmasının yavaşlatılması bakımından kilit önemde olduğu anlaşılıyor. Coronavirüs tehdidinin atlatılıp atlatılamadığını anlamak içinse Haziran sonunu beklememiz gerekecek. Öğrenci seçme sınavlarından, esnaf borçlarının ertelenmesine dek bütün takvimlerin Nisan-Mayıs-Haziran aylarına yoğunlaşması bunu gösteriyor.
Çin’den başlayarak, Güney Kore, Japonya, Singapur, Tayvan gibi doğudaki olumlu örneklerin, İtalya, İspanya gibi olumsuz örneklerin bize gösterdiği bilimsel bir gerçek var. O da sadece kişisel temizliğin bu salgınla mücadelede yetmediği. Aynı zamanda kişisel ve toplumsal tecrit de önem taşıyor. Yani bir süre birbirimizde uzak duracağız. Evlerimizden mecbur olmadıkça çıkmayacağız. Çıkmak zorunda kalanların sorumluluğu devlete aittir, böyle var saymak zorundayız. O nedenle başta sağlık çalışanları olmak üzere, enerji, maden, sanayi işçileri, güvenlik güçleri gibi çalışanların korunması ve haklarına bu süreçte çok daha fazla özen göstermek gerekiyor.
Bu sağlık önlemlerine uymak hepimizin yararına. Uymayanları uyarmak hepimizin yararına. Üç hafta zor geçecek belki ama, ölümler ister istemez olacak gibi, ama bu önlemlere uyarsak hastalığın yayılmasını yavaşlatmak, en az kayıpla atlatmak mümkün. Öte yandan, bazı devlet kuruluşlarının, ya da görevlilerinin bu kuralları ciddiye almadığına dair haberler var. Örneğin gazeteci-yazar Büşra Sanay, ölümlü vakalara rağmen herhangi bir önlemin alınmamış olduğu İngiltere’den geldiği halde karantinaya alınmadıklarını yazdı. Bir dostumun çocuğu da ABD’den İstanbul’a indikten sonra herhangi bir işllem yapılmadan evine gelmiş. Bunlar kendilerini karantinaya alma bilincine sahip sorumlu yurttaşlar. Bir de karantinadayken kaçıp bazıları polis tarafından yakalanan umreci haberleri var medytada.
Erdoğan’ın açıklamaları üzerine yazılacak çok şey var. Yazacağız elbette. Ama önce sağlık. Önce sağlık kurallarına toplumsal dayanışma ruhuyla uymanın önemini vurgulamak gerekiyor. Bu şimdi her şeyden önemli.