Mehmet Gün

Avukat, İSTA, Daha İyi Yargı Dernekleri Başkanı, TÜRKONFED Başkan Yardımcısı

Fotoğraf: TBMM Genel Kurulu’nun Facebook sayfasından.

2019’da kamuoyuna sunulan Yargı Reformu Stratejisi 2019 belgesinde Temel hak ve özgürlüklerin korunması en öncelikli amaç olarak belirlenmiş; Hedef 1.1.’de “Hak ve özgürlüklere ilişkin standartları yükseltmek üzere mevzuat gözden geçirilecek ve gerekli değişiklikler yapılacaktır.” denilmiş bu hedefi gerçekleştirecek faaliyetlerden: (a) başlığı altında: “İfade özgürlüğüne ilişkin mevzuat ve uygulama analiz edilerek, bireylerin hak ve özgürlük alanlarını daha da genişletilecek düzenlemeler yapılacaktır.” denilmiş; (c) başlığı altında da: “Özgürlük ve güvenlik hakkını etkileyen gözaltı, tutuklama ve diğer koruma tedbirlerine ilişkin mevzuat ve uygulama gözden geçirilerek, ölçülü bir şekilde uygulanması yönünde değişiklikler yapılacak ve tedbirler alınacaktır.” denilmişti.

Üstünden bir seneye yakın bir süre geçtikten sonra TBMM’ye getirilen 70 maddelik “İnfaz Kanunu Paketi” 2019 Yargı Reformu belgesinin samimiyetinden şüphe duyulmasına neden olmakta.

COVID-19 karşısında mahkûm ve tutukluların hastalık ve ölüm tehlikesinden kurtarılması için kamuoyunda oluşan havadan yararlanan paket, cezaevlerindeki mevcut kapasitesinin üstünde doluluk sorununu mahkûmları daha erken bir tarihte şartla salıvermek suretiyle çözmeyi hedeflemekte.

Açık cezaevleri 31 Mayıs’a kadar boşalacak

COVİD-19 salgını nedeniyle, halen açık cezaevinde bulunanların veya açığa geçme hakkını haiz olup da COVİD 19 salgını nedeniyle, halen açık cezaevinde bulunanların veya açığa geçme hakkını haiz olup da kapalıda bulunan hükümlüler 31 Mayısa kadar izinli sayılacaklar, bu izin 2 aylık sürelerle uzatılabilecek. Bu düzenlemeyle tüm açık cezaevleri bir anda boşalacaktır. Kapalı cezaevlerindeki hükümlülere derhal telefonla haberleşme hakkı tanınacak, salgın veya afet nedeniyle farklı izinler birleştirilebilecek, izinden geç dönenlere ceza verilmeyecektir.

Paket, diğer yandan da infaz hukukumuzda gerçekten önemli değişiklikler yapmakta…

İnfaz hâkimlikleri güçlendiriliyor 

İnfaz hâkimliği güçlendirmekte, hâkimlerin odaklanmaları İnfaz hâkimliği güçlendirmekte, hâkimler infaz sorunlarına odaklanması amaçlanmakta; görev alanı genişletilerek tüm infaz işlemlerini; ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına dair savcılığın tüm kararlarına ilişkin şikâyetler görevinin kapsamına alınmaktadır. İnfaz hâkimlerinin kararlarına karşı Ağır Ceza Mahkemelerinde itiraz edilebilecektir. Bunun aynısı Sulh Ceza hâkimlikleri kararlarına karşı da getirilmelidir.

Otomatik İyi Hal Yerine Değerlendirme Geliyor

Mevcut uygulamada, tutum ve davranışları sağlıklı bir şekilde değerlendirilmeden otomatik olarak verilen denetimli serbestlik hakkı sağlayan “iyi hal” kâğıtları verilirken, teklife göre, hükümlünün ceza infaz kurumlarında geçirdiği tüm zamanlardaki davranışları değerlendirilecek. İyi uygulandığı takdirde oldukça olumlu sonuç getireceği açıktır. Fakat bu düzenleme mevcut durumda uygulanmayacaktır.

Fiili hapis süresi 6’da 4 birimden 6’da 3 birime indirilmekte

5275 sayılı kanun m. 107/2 gereğince hükümlüler süreli hapis cezalarının 6’da 4’ünü (kanun 2/3 diyor) çektiklerinde koşullu salıverilmekteler. Örgüt ve örgütlü suçlarda, mükerrirlerde, TCK m. 102/2’deki cinsel saldırı suçunda, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçlarında, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda bu koşul 3/4 başka bir deyişle 4’te 3’tür.

Teklifin 48. maddesi, 6’da 4 genel kuralını (kanunda 2/3) 6’da 3 (kanunda 1/2) olarak değiştirmekte; fakat kasten adam öldürme, işkence, cinsel saldırı, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti ve terör suçlarındaki 3/4 oranını muhafaza etmektedir. Uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretinden ve cinsel dokunulmazlığa karşı suç işleyen çocuklar ve mükerrirler cezalarının 4’te 3’ü yerine 2/3’ünü yattığında koşullu salıverilecektir.

Sonuçta tahminen yüz bine yakın hükümlü koşullu olarak salıverilecektir.

Paket detaylarını burada sayamayacağım başka değişiklikler de getirmekte; fakat Covid-19 karşısında tutukluların durumu hakkında bir hüküm içermemektedir. Ancak taslak, mahkemeleri tutukluluk tedbirinin sağlayacağı fayda ile tutukluya Covid-19’un vereceği zararı tartarak tutukluluğu diğer tedbirlere çevirme veya kaldırmaya karar vermeye teşvik edecektir.

“Üye olmamakla birlikte” terör suçu garipliği

Fakat Teklifte, ifade özgürlüğü bakımından uygulamada sıkça eleştirilen kamuoyunda da yoğun tartışma konusu olan terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçunun garipliği bu tasarı ile de ortaya çıkmaktadır. Zira muhtemelen, terör suçu sayılması nedeniyle vicdanlarda rahat yer bulmayan bu suçtan mahkûm olanlara dair bir düzenleme yoktur. Verilen mahkûmiyet kararları kamuoyu vicdanında aynı yerde karşılığını bulmamakta; bir yandan mahkemelerin kanunun hükmünü yorum şekli eleştirilirken diğer yandan kanunlarımızda böyle bir suç hükmü bulunmasının meşruiyeti tartışılmaktadır.

Fakat bir eyleme de girişmedikleri halde fikirleri ve sözleri nedeniyle mahkûm olanların – başka bir deyişle fikir ve ifade özgürlüğünü ilgilendiren suçlar için iyileştirme yapılmazken, toplum için tehdit de teşkil edebilen adi suçlardan mahkûm olanların ıslah olup olmadıklarına bakılmaksızın yeniden toplumun içine salıverilmesi bir çelişkidir.

İfade özgürlüğünde uyumsuzluk

Fakat daha da önemli olanı infaz paketinin, Yargı Reformu Strateji 2019’deki  “Hak ve özgürlüklere ilişkin standartları yükseltmek” hedefine; “İfade özgürlüğüne ilişkin bireylerin hak ve özgürlük alanlarını daha da genişletilecek düzenlemeler yapılacaktır.” ve “…gözaltı, tutuklama ve diğer koruma tedbirlerine ilişkin mevzuat ve uygulama gözden geçirilerek, ölçülü bir şekilde uygulanması yönünde değişiklikler yapılacak ve tedbirler alınacaktır.” vaatlerine uyarsız olmasıdır.

İnfaz Paketi, reform mu yapmayı; cezaevlerindeki yığılmayı mı gidermeyi, cezaların sürelerini kısaltmayı mı yoksa Covid-19’dan hapishanelerdeki mahkûm ve tutukluları korumayı mı amaçlamaktadır?