Önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Anayasa Mahkemesi üzerine 15 Ekim’de yaptığı çıkış yalnızca tartışmayı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin çekmeye çalıştığı zeminden çıkarmakla kalmıyor. Aynı zamanda Cumhurbaşkanlığından ayrılmasından bu yana yaptığı en siyasi çıkış.
“Yüksek yargı mensuplarının veya herhangi bir hâkimin siyasi görüşlerini, polemikli görüşlerini sosyal medya vasıtasıyla paylaşmasını çok yanlış bulurum. Devletin yüksek kademelerinde görevli memurların, hakimlerin, savcıların, bunları asla yapmaması lazım. Ama burada gördüğüm kadarıyla özgürlükçü zihniyete saldırılıyor” diyen Gül’ün açıklamasında öne çıkan noktalar şöyle:
•“Anayasa Mahkemesi, AİHM içtihatlarıyla karar veriyor diye üstüne gidiliyor ve AYM’ne hücum ediliyor. AYM’nin bütün özgürlükçü kararlarına ‘evet’ diyen üyeleri saldırı altında.
•”Anayasa Mahkemesi’nin kararına hoşlanmadığınız bir karardan dolayı uymazsanız yarın başka biri başka bir sebepten uymaz. Kaosa fırsat vermemek gerekir. Yanlış bir gelişme.
•“AK Parti iktidardayken, çoğunluğu varken bir oyla kapatılmaktan kurtuldu. Yani Tayyip Bey, birçok önemli insan, yasaklı hale gelmekten bir oyla kurtuldu. O zamanki AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın bile kıymeti bilinmedi.”
Gül “Böyle bir yasakçı zihniyet arayışı içinde olmayı çok yadırgıyorum. Türkiye böyle mi olacaktı?” diye soruyor “Hayret ediyorum” diyor.
Gül’ün bu sözleri ardından da Kılıç konuştu ve şunları söyledi:
•“Bireysel başvuru AYM’nin saygınlığı adına büyük bir kazanımdı. Son olan bitenlerden dolayı üzülüyorum. Kazanımlar örseleniyor ve etkisiz hale getiriliyor. Mahkemenin kararlarının uygulanmaması herkesi ilgilendirir.
•“Anayasa Mahkemesi, 14. Ağır Ceza hakkında suç duyurusunda bulunmalıdır. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül bu konuya ilgisiz kalmıştır. Sorun itirazlarla mutlaka düzeltilecektir. Düzeltme yapıldığında hukuk devletinin gereği yerine getirilmiş olur.”
Kılıç dönemindeki AYM üyelerinden Osman Paksüt de AYM kararının reddedilmesiyle “Devlete güvenin zedelendiğini” söyledi.
Hem Gül, hem Kılıç tartışmaların adaletin yerini bulmasına değil, AYM üyesi Engin Yıldırım’ın “ışıklar yanıyor” Tweet’i ve istifa etmesi halinde AYM dengesinin nasıl değişeceği tartışmasına yoğunlaşmasından rahatsız. Yıldırım’ın mesajı bence de gereksiz, “Hâkimler kararlarıyla konuşur” diye bir ilke vardır. Ama bu konunun “darbe mi kast etti” iddiasına çekilmesi de o kadar gereksiz ve gündem saptırmayı amaçlıyor.
Gül Cumhurbaşkanlığından ayrıldığından bu yana, hatta 2018’de adaylığından bahis olduğunda dahi doğrudan siyasi polemiğe girmekten kaçındı. Oysa son çıkışında doğrudan “Tayyip Bey” hitabıyla, şimdi karşı çıktığı AYM kompozisyonunun kendisini çok daha ciddi sorunlardan nasıl “bir oyla” kurtarmış olduğunu, o bir oyun da dönemin AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın sayesinde olduğu imasıyla dile getiriyor. Bu sadece bir vefa, ya da diyet borcunun hatırlatılmasından öte anlamlar taşıyor. Keza İlker Başbuğ ve gazetecilerin de bireysel başvuru sayesinde tahliye edilmeleriyle AYM’nin ‘FETÖ kumpasının boşa çıkarılmasındaki rolünü’ hatırlatıyor. Gerçi bağımsız yargıyı savunmak siyaset değildir; hepimize her zaman lâzım. Ama doğrudan Erdoğan’ı muhatap almasıyla, Gül’ün artık siyasetin bütünüyle dışında durmayacağı, ya da duruyormuş gibi yapmayı bırakacağı sonucunu dahi çıkarmak mümkün. Bu durum siyasette Erdoğan aleyhine bir rüzgâra dahi yol açabilir. Göreceğiz.
Önce neyin tartışıldığına bakalım. Erdoğan “özür yetmez, istifa etsin” demiş, Yıldırım istifa ederse artık Cumhurbaşkanı olarak Gül’ün atadığı üyeler azınlığa düşecek ve Erdoğan’ın atadığı üyeler çoğunlukta olacakmış.
Bunu belki göze girmek için övünerek söyleyenler, “Erdoğan’ın atadığı üyelerin” çoğunluğa geçmesiyle artık kararların Erdoğan’ın siyasi iihtiyaçları doğrultusunda karar vereceğini varsaymış oluyor, böylece bütün AYM üyelerini de töhmet altında bırakıyorlar.
Bir yandan da MHP lideri Devlet Bahçeli’nin AYM’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile uyumsuzluğu nedeniyle kapatılabileceğini söylemesi ve Erdoğan’ın da buna destek vermesi ardından hukuk ekiplerinin çalışmaya başladığı haberleri var.
AYM’yi kaldırmak için Anayasa değişikliği gerekiyor. Baskı altına almak içinse herhalde bundan böyle her kararlarını “darbe ve vesayet özlemi” ile suçlanmasına tanık olacağız. KONDA yöneticisi Bekir Ağırdır T24’te Murat Sabuncu’ya bu girişimlerin altında “seçim sistemi, yerel yönetimler” yasaları gibi hamlelerin olabileceğini söyledi. Buna Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı adaylığı konusu da eklenebilir.
Türkiye ve dünya tarihi yasalarla böyle oynamanın getirdiği hüsranlarla dolu ama gelin de anlatın.
CHP’de ayrılığın ilk gongu 30 Mayıs “Bayramlaşma” mitingleriyle vuruldu. CHP’nin sosyolojik tabanı dün partinin ayrılık…
Ankara’da “Bayramlaşma” adı altında yapılan iki miting, CHP tarihindeki dönüm noktalarından biri olarak anılabilir ileride.…
Trump’ın onayı, İsrail’in tutumu, İran içindeki güç dengeleri ve Körfez ülkelerinin güvenlik kaygıları İran Savaşı'nda…
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’e kaybettiği ancak istinaf mahkemesinde yok sayılan 2023 kurultayı öncesi TBMM Grup…
İstinaf Mahkemesinin “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin başına atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatının başvurusuyla polisin CHP Genel…
Dünya enerji dengeleri bugün yeniden şekilleniyor. ABD Başkanı Donald Trump’tan sadece birkaç gün sonra Rusya…