Nuriye Ortaylı

Doktor, halk sa?l??? uzman?

Deneysel yaklaşım

Bir önceki yazımda Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci’nin, verilerinden sorumlu olduğu Bakanlığın verilerini yalanlayan makalelerinden ve bu çalışmalara imzasını koyan tuhaf araştırma ekibinden bahsetmiştim. Maşallah Sayın Bakan Yardımcısının, bir yandan pandemi ortasında veri toplama, analiz, rapor etmek gibi zor bir işin en üst düzey sorumlusuyken, bir yandan da spektrumu lösemili Covid hastalarına uzanan bir dizi bilimsel araştırmanın tasarımcısı ve beş ay gibi bir süre içinde beş ayrı çalışmanın yazarı olduğundan bahsetmiştim. 

Yanılmışım. Bir altıncı makale daha varmış. “Novel Treatment Approach To The Novel Coronavirus with a New Inhaler Theurapetic” (Yeni Bir Solunum Yoluyla verilen Tedavi Ajanıyla Yeni Koronavirüs Tedavisine Yenilikçi Bir Yaklaşım). Araştırma camiasının ilgisini çekebilecek ve aciliyeti olan konularda (mesela Covid) yapılan çalışmaların henüz bir dergi tarafından kabul edilmeden önce (preprint) yayınlandığı bir platform olan Researchgate’de bulunuyor(du) bu makale. Bakan Yardımcısının makaleleri tartışma konusu olunca, diğer makaleler gibi hızla silindi, ama başlığı hala orada, ve ben erken ulaşanlar arasında olduğum için makaleyi indirip okuyanlardanım. 

Makalenin içeriğine girmeden önce yazarlarına bir bakalım. Daha önce bahsettiğimiz, Bakan Yardımcısının, yapıldığı kurum ve çalışma tarihlerinin sehven farklı yazıldığını söylediği makaledeki muhteşem ekip burada da var. Bazı eklemeler olmuş, mesela Kırgızistan’dan bir göz hastalıkları doktoru eklenmiş. Türkiye’de Mersin, İstinye Üniversitesi Medical Park Tarsus Hastanesinde ve İstanbul’da Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yürütülmüş çok merkezli, zatürre hastalarında yepyeni bir tedavinin incelendiği çalışmada Kırgızistan’da çalışan bir göz hastalıkları uzmanı. Yazar kadrosu kalabalık. Hepsi ilginç ama biz birinci yazara, yani bu deneysel bir çalışma olduğuna göre “Sorumlu Araştırmacı”ya bakalım. 

Reçete yazma yetkisi olmayan Sorumlu Araştırmacı

Yine Oğuz Güvenmez. Şubat-Mart, pardon Mart-Nisan aylarında Tarsus’da, pardon Mersin ve İstanbul’da yapılan çalışmanın da esas araştırmacısıydı. O zaman bağımsız araştırmacıydı. Aynı tarihlerde yapılan bu çalışmada, konu öyle gerektirdiği için İç Hastalıkları, ayrıca Geleneksel Tedaviler konusunda bağımsız araştırmacı olmuş. İnsan bu şahsı merak ediyor. Zira göz hastalıklarından, kulak burun boğaza, otizmden, çocuklarda depresyona, oradan temel bilimlere atlayıp virüs genomlarına, derken Covid zatürresi tedavisine yirmiden fazla yayın yapmış son iki yıl içinde. Bu iki yıllık süre içinde nerede, hangi kurumda çalışmış? Makalelerden bir kaçında Adana’da özel bir klinikte çalıştığını yazmış, bir tanesinde de ismini vermiş, Sözü Hikmet Kliniği. Arayıp tarıyoruz. Adana’da kayıtlı böyle bir klinik yok. Türkiye’de kamuda ya da özel sektörde çalışan doktorların kayıtlı olduğu sorgulama sistemine girip Oğuz Güvenmez adını yazıyoruz. Türkiye Sağlık Sistemi tarafından doktor olarak tanınmıyor. Kısacası, reçete yazsa, yazdığı reçeteyle eczaneden ilaç alamazsınız. 

Bakanlık deneysel çalışmaya izin vermiş

Bu reçete yazma yetkisi bile olmayan “doktor”, araştırma yönetmeliğinde açıkça “Türkiye’de mesleğini icra etme yetkisine sahip olma” şartı olmasına rağmen, Bakan Yardımcısıyla birlikte bir sürü makalenin yazarı, ve deneysel bir çalışmanın esas araştırmacısı olarak Sağlık Bakanlığından gerekli izinleri almış. Makalede öyle yazıyor, numarasını bile veriyor araştırma izninin: 2020-04-29T23. Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Etik Kurulu da izin vermiş. İzin başvurusu numarası 2020.07.2.14.115. Eğer numaralardaki kodlamalara bakarsak bu çalışmaya önce 29 Nisan’da Bakanlıktan izin alınmış, ondan iki buçuk ay sonra 2 Temmuz’da Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Etik Kuruluna izin için başvurulmuş. Çalışma ise 1 Mayıs ve  1 Haziran tarihleri arasında yürütülmüş. Yani Bağcılar Hastanesindeki hastalarla çalışma yapılıp bittikten bir ay sonra hastane etik kuruluna çalışma yapılabilir mi diye izin için başvurulmuş. Üstelik süreç de ters çevrilmiş. Yeni ilaçların deneneceği çalışmalarda önce araştırmanın yapılacağı kurumun etik kurulundan izin alınır, onların onayı alındıktan sonra Bakanlığa bildirilir. Tarsus’daki merkez için ise Mersin’de Etik kurul izni alındığına ilişkin bir ibare yok. 

Bilinmeyen bitkisel ilaç Covid hastalarına entübasyon tüpünden verilmiş

Makale toplam on altı hastaya, bir kısmı entübe, bir kısmı değil, adı açıklanmayan bir bitkisel üründen elde edilen maddenin buharlaştırılarak entübasyon tüpünden ya da oksijen maskesinin içine eklenerek verildiğini söylüyor. Bitkinin ne olduğunu bilmiyoruz. Patent başvurusu olduğu için yazmadıklarını söylüyorlar. Bitki Tedavileri konusunda uzman olanlar bitkilerin patentlenemeyeceğini, sadece onların çeşitli formlara, mesela merhem, mesela uçucu madde vb, dönüştürme yollarının patentlenebileceğini söylüyorlar. Dolayısıyla böyle bir makalede bitkinin adının açıkça yazılması gerekiyor. İkinci olarak tedavi aracıyla geleneksel olarak kullanılan bitkiler de geleneksel kullanımda olmayan bir yöntemle, örneğin bu makalede anlatıldığı gibi doğrudan solunum yoluna verilecekse, bu kullanımının insana zararlı olmayacağının gösterilmiş olması, toksikoloji çalışmalarının yapılmış olması ve bunlara referans olması gerekiyor. 

Diğer bir deyişle ıhlamur çiçeklerini sıcak suyla demleyerek içmenin soğuk algınlığına iyi geldiğini biliyoruz, orada bir sorun yok. Ama ıhlamur çiçeklerinin yağını çıkarıp, bunları buhar haline getirip doğrudan ciğerlere verecekseniz, bu yeni şeklin ciğerlerde bir zararlı etkide bulunmayacağından emin olmak için, önce test tüpünde uygun yöntemlerle, sonra hayvan modellerinde ve en son da sağlıklı gönüllülerde denemiş, ve bunu belgelemiş olmanız lazım. Bu bütün yeni tedavi ajanları için izlenmesi gereken bir yol. 

Makale, bu yeni karışımları deneyecekleri hastalardan ve yakınlarından onam alındığını söylüyor. İnşallah. Becerikli Bay Oğuz’a güvenemiyoruz bu konuda. Ama ona araştırma yapma izni vermiş olan Sağlık Bakanlığı’nın ve çalışma bittikten sonra yaptığı başvuru ile durumdan haberdar olmuş olması gereken Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Etik Kurulunun sayın üyelerinin, bu onamların usulüne uygun alınıp alınmadığının takipçisi olduklarını umuyoruz. 

Kim destekliyor?

Olayın neresinden baksanız skandal. Doktorluk mesleği icra etme yetkisi olmayan, ama ada ülkelerindeki hayalet yayın evlerinde kitap bastırmaktan, dünya üzerinde para karşılığı yayın yapıyormuş havası veren naylon dergiler hakkında engin bir bilgiye sahip olan bir becerikli Bay Oğuz’un bitmeyen uygunsuz işleri. İş burada kalsa, haber üçüncü sayfaya, Bay Oğuz da muhtemelen mahkeme kapılarına düşer. Ama başka sorular var. 

Bay Oğuz, Sağlık Bakanlığından, ve hiç bir kurumsal ilişkisi olmayan çeşitli Bakanlık Hastanelerinden (bir önceki makale de Adana Şehir Hastanesi Etik Kurulundan izin almıştı) bu izinleri nasıl alıyor? Kim kendisine referans oluyor?

İkinci ve daha önemli soru, Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci’nin Oğuz Güvenmez’le ilişkisi nedir? İki önemli çalışmayı, üstelik bunlardan birisi ruhsatsız bir (geleneksel) ilacın denenmesi gibi hassas bir çalışmayı birlikte planlamışlar, kotarmışlar, yazmışlar, basılsın diye dergilere göndermişler. Salgının verilerinin, yalnız onların da değil, hepimizin kimlik ve kişisel sağlık verilerinin yer aldığı bilişim sisteminin Sağlık Bakanlığındaki en üst düzey sorumlusu, görünüşe bakılırsa Güvenmez ile yakın mesai içinde. 

Soru önergesi

19 Ekim sabahı çeşitli gazetelerde CHP milletvekili Murat Emir’in bu makalede anlatılan usulsüzlükler hakkında bir soru önergesi verdiği haberi çıktı. Hep birlikte izleyelim bakalım sonucu ne olacak?