Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

2020’den çıkan iki önemli ekonomi dersi

Yazar: Gizem Öztok Altınsaç / 30 Aralık 2020, Çarşamba / Oda: Ekonomi
Pandemi, küresel planda ekonomide önceliklendirmenin önemini ve Türkiye’de ise piyasa müdahalelerinin nelere yol açabileceğini gösterdi gösterdi. (Foto: Obi Onyeador/Unsplash)

Bir bütün olarak 2020’nin hepimize çok şey öğrettiği kesin; buna pandeminin can yakan sonuçları da dahil. Krizler, ders çıkarıp öğrenme anlamında çok kıymetli. Ekonomi tarafına bakarsak, en kısa haliyle son bir yıla dair iki ders öne çıkabilir. Bunlardan ilki küresel ekonomide, “önceliklendirmenin önemi”. İkincisi de Türkiye ekonomisi bacağında, serbest piyasaya müdahale ettiğinizde sonucun nerelere varacağı konusu.
Küresel ekonomiden başlarsak; Şubat ortası, Mart 2020 başları… Pandemi var ama henüz “pandemi” demiyoruz. Çin’i konuşuyoruz sadece. Derken tüm dünyaya hızla yayılmaya başlıyor. Mart ayının başı, ABD Merkez Bankası, FED, aniden toplanarak faizi düşürüyor. Piyasa olarak şaşkınız. Bir çok iktisatçıdan, küresel çapta, bu nasıl hareket ne anlamı var gibi eleştiriler duyuyoruz. İktisatçılar da sık sık yanılabiliyorlar. Ardından, Mart 15, 2020, bir Pazar günü.. O hafta Perşembe günü ABD Merkez Bankası FED’in olağan toplantısı var. Toplantıya dört gün kalmış. FED, toplantıya kadar bekleyemeden Pazar günü yine acil toplanarak faizleri sıfıra düşürüyor.
Ve aslında kısa bir süre sonra görüyoruz ki, FED, bir merkez bankasının atabileceği en hızlı adımı en kısa vadede atmış oluyor.

Ekonomide pandemi sarsıntıları

İlerleyen dönemde, arka arkaya tüm merkez bankalarından, emsali görülmemiş miktarda para basıldığına şahit oluyoruz. O dönem FED, Avrupa Merkez Bankası ve Japon Merkez Bankasının 14 trilyon dolar olan toplam bilanço büyüklükleri bir yıl içinde 23 trilyon dolara çıkıyor (Aralık 2020). Büyük merkez bankaları bu ani adımları ile, gelmekte olan koronavirüs krizinin bir finansal krize dönüşmesini engellemeye çalışıyorlar. Çünkü en öncelikli konu sürecin bir “finansal krize dönüşmesini engellemek”.
Küresel finansal koşulların aniden sıkılaşmaya başladığı, tüm finansal varlıkların da çok şiddetli değer kaybettiği bir Ocak-Mart dönemine şahit oluyoruz. Global borsalar iki ay gibi kısa vadede %35 değer kaybediyorlar. Aynı dönem, büyük merkez bankalarından gelen dev adımlar ve yüklü maliye politikası desteği ile, küresel çapta bir finansal kriz önleniyor. Ardından da hızla hane halkı ve şirketlere destekler gelmeye başlıyor. Bu adımlar atılırken ve ekonomiler şiddetli daralırken de tüm global borsaların Nisan ortasından bu yana yükselişe geçtiğine de şahit oluyoruz.

Ekonomi daralırken borsalar nasıl yükseldi?

O dönem piyasaların coşkuyla kutladığı konu, küresel bir finansal krizin kenarından dönülmüş olması idi. Ekonomiler hızla dibe giderken piyasaların bu tepkisini pek çok kesim anlamlandıramamıştı. 2020 sonuna geldiğimiz bugün borsaların yükselişinin hala devam ettiğini görüyoruz. Elbette global faizlerin dibe vurmuş olmasının da bunda etkisi azımsanamaz.
Unutmayalım, hem parasal teşvikler hem de mali teşvikler 2021’de devam edecek. Buradaki plan, FED ve diğer büyük merkez bankaları daha o ilk adımı atarken, 2021 sonu hesaplanarak yapılmıştı. Küresel ekonominin neredeyse %15’inin silindiği bir dönem geçiriyoruz. Krize girdiğimiz 2020 başına, henüz dönebilmiş değiliz. Virüs ve mutasyon konusu daha da kötüye gitmez varsayımı ile yapılan tüm projeksiyonlar, reel anlamda başladığımız noktaya ancak 2021 ortasında geleceğimizi gösteriyor. Dolayısıyla, basılan para, aslında etrafa saçılmış da değil, pandemi kaynaklı ekonomilerde açılan çukurları doldurmaya ancak yetiyor.

Gelelim Türkiye’ye

Sanırım 2020’de finansal piyasalarda olan herkesin, bir kitabı dolduracak kadar anısı olmuştur. Her güne yeni bir regülasyonla, değişiklikle uyandığımız, bakalım bu haftasonu ne gelecek dediğimiz çok zor bir dönemi geride bırakıyoruz.
Çok fazla konu öğrendik ama bir tanesi kanımca hepsinden önemli. O da liberal piyasa işleyişine, haddinden fazla müdahale edersek sonucun nerelere varacağını görmüş olmamız. Kısa vade kazanımlar için, piyasa dengesi ile oynadığımızda, orta vadede neleri kaybedeceğimizi önceden çokça anlatsak da maalesef bugün o hataların sonuçlarını yaşayarak görüyoruz.
Ne yaptık? Mayıs’tan Ağustos’a kadar, büyüme hedefiyle, olması gerekenin çok üzerinde, enflasyonu çok da ciddiye almadan, muazzam bir kredi desteği verdik. 2021’deki kredi büyümesini öne çektik. Şimdi, neresinden baksanız en az 4-5 ay bu kredi büyümesini göremeyeceğiz. Dolar kurunu Haziran civarlarında 6.85’te 1,5 ay kadar sabitleme macerasına girdik, rezervlerimizi çokça erittik. Gün sonunda kaçınışmaz olarak daha ani bir değer kaybıyla karşılaştık. 2019 sonunda milli gelirimiz 750 milyar dolardı, bu yılı 700 milyar dolar ile bitireceğiz. Hatırlarsak 2013’te milli gelirimiz 960 milyar dolar idi.

Enflasyon hedefi

2020’ye %11,5-12 enflasyon ile başlamıştık. Fakat faizi çok hızlı ve fazla düşürdük: Bir de yüklü kredi büyümesi olunca, hem enflasyon hem kur rayından çıktı. Elbette sürekli regülasyon değişikliğinin ve aktif rasyosu gibi uygulamaların da bu sürece olumsuz yansıması oldu.
2021’e bakarsak…
Yılın son iki ayını ekonomi yönetimindeki ani bir değişiklik ile geçirdik. Atılan adımlar doğru yönde ve kararlı olunca da finansal piyasaların olumlu karşılık verdiğini görüyoruz. Yılı %14,5 civarında bir enflasyonla tamamlıyoruz. Piyasaların 2021 ilk yarıda bakacağı en önemli konu, enflasyonun %15-16 bandından aşağı dönüp dönmeyeceği olacak. Son yapılan paylaşımlardan ve aksiyonlardan da anlıyoruz ki, bu konuda Merkez Bankası’nın duruşu net ve kararlı. Dolayısıyla zorlu bir ilk yarının ardından, 2021 ikinci yarıyılda enflasyonda kısmen rahatlayabiliriz. Yine de tüm piyasanın 2021 sonunda halen çift hane %11 civarı bir enflasyon tahminiyle çalıştığını not edelim.
Bu şekilde doğru adımlarla devam edersek 2021’de gelişmekte olan ülkelere para girişi başladığında, bu fırsattan yararlanma ve rezerv biriktirme şansımız olur.

Disiplinden sapmamak şart

2020’yi %1 gibi bir pozitif büyüme ile tamamlıyoruz. 2021 içinse beklentiler %3,5-4 civarında dalgalanıyor. Yolumuzun zor ve uzun olduğunu unutmamak lazım. Son iki aydır doğru adımlar atılsa da enflasyon ve dış finansman ihtiyacı gibi konular halen masada. Özellikle önümüzdeki vadeyi disiplinden sapmadan, ana amacımızın tüm paydaşlarca tam mutabakat içinde, enflasyonu düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak olduğunu bilerek geçirmemiz gerekiyor.
Bu kapsamda sadece para politikası değil hem BDDK hem maliye politikası gibi daha kapsamlı bir program çerçevesinin sunulmasının büyük faydası olacaktır. Bu tamamlayıcı aksiyon da geldiği takdirde, en azından iktisadi tarafta doğru adımlarla öne çıktığımız bir 2021 yılı söz konusu olabilir.
2021’e girerken, evrene daha güzel davrandığımız bir yıl dilerim. Herkese iyi seneler.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: borsa, dolar, enflasyon, faiz, Gizem Öztok Altınsaç, Merkez Bankası, pandemi

OKUMAYA DEVAM EDİN

Bayram Motorin Zammıyla Geldi, Diğerleri Sırada, Fatura Halka Çıkıyor
Exxon ile LNG anlaşması: Beyaz Saray, Külliye ve Katar ilişkileri
Yeni asgari ücretin ne kadar eriyeceğini 22 Haziran’da göreceğiz
  • İran ile ABD’nin Hürmüz pazarlığı ve Fidan’ın BAE ziyareti ne anlatıyor?29 Eylül 2026
  • Kurtulmuş: (Borsa krizi) yolsuzluklar dışında ekonomik güvenlik meselesi28 Eylül 2026
  • Siyasetten ilk fon firesi AK Parti’den: eski bakan Kaya ve yeni sorular27 Eylül 2026
  • Borsa/fon skandalında “Pusula” dosyası açıldı, sıra “Tera” dosyasında26 Eylül 2026
  • Canan Tolon: Beyaz bir sayfa sonsuz ihtimaller barındırır26 Eylül 2026
  • Ömer Koç’tan ABD ve AB’ye İsrail tepkisi: ahlâki inandırıcılığı kalmadı25 Eylül 2026
  • Adalet Bakanı: MASAK’ta FETÖ kaynaklı askeri casusluk yapısı bulduk25 Eylül 2026
  • BM’de konuşurken herkes barışçı. Peki, savaşları kim çıkarıyor?25 Eylül 2026
  • Fon krizinde yeni perde: Erdoğan’ın attığı neşter siyasete uzanacak mı?24 Eylül 2026
  • Fon Krizinde Asıl Soru: Para Nerede, Kim Geri Getirecek?24 Eylül 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP