2053 Ulaştırma Planı: Kulağa Hoş Geliyor Ama Sorular Çok

5 Nisan 2022’de çalışmaları tamamlanan Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu tarafından: “5’er yıllık planlamalarımız sonunda 2053 yılına geldiğimizde, demir yolu, kara yolu, deniz yolu, hava yolu ve haberleşme için 198 milyar dolar yatırım yapacağız,” diyerek açıklandı.

Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Nisan’da gerçekleştirilen kabine toplantısı sonrası, 2023’ün eşiğinde olduklarını, dolayısıyla bir sonraki vizyon eşikleri olan 2053’e yönelik hazırlıklarını hızlandırdıklarını belirterek, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na sundukları katkı beyanıyla 2053 vizyonunun ilk somut hedefini ilan ettiklerini bildirdi ve 2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planını açıkladı.

Önce şu tespiti yaparak başlayalım: Sektörlere göre enerji tüketiminde endüstriden sonra, ulaştırma en yüksek enerji tüketiminin sahibidir. 2018 yılındaki bu değer 30 milyon ton petrol eşdeğerine yakındır. Sektörlere göre CO₂ emisyonları (2018) sıralamasında da yine ulaşım, elektrik ve ısı üretiminden sonra yüzde 22 ile en yüksek paya sahiptir.

Grafik 1 ve 2: IEA Uluslararası Enerji Ajansı

Ulaşıma ait bu kötü karneyi göz önüne alırsak, Çevreci (Sürdürülebilir) Senaryoyu temel almış olan bir Ulaştırma Ana Planı, Paris Anlaşması gereklerini yerine getirmek açısından da önemlidir ve minimumda uygulanmalıdır.

Mevcut ulaştırma ana planı revize edildi

Projeksiyon yılı 2035 olan mevcut Ulaştırma Ana Planı, lojistik sektörü de dâhil edilerek ve hedef yılı 2053 olarak değiştirilerek kamuoyu ile paylaşıldı. Planda, emisyonların azaltılması amacıyla yolcu ve yük taşımacılığında karayolu payının azaltılarak; demiryolu taşımacılığının payının artırılması öngörülüyor.

Ulaştırma ve lojistik yatırım ve faaliyetleri kapsamında tüm doğal varlıkları, kültürel ve tarihi varlıkları ve çevreyi korumak; iklim değişikliğine karşı önlem almak, enerji verimliliğini artırmak, uluslararası önlemler çerçevesinde hareket etmek; yeşil ulaştırma ve yeşil lojistik yatırım ve uygulamalarını geliştirmek ve sürdürmek, ana hedefler olarak sunuluyor.

Enerji verimliliğini artırmak için yenilenebilir enerji üretimi ve kullanımının teşvik edileceği, petrole bağımlılığın azaltılacağı ve çevresel duyarlılığın gözetileceği ileri sürülüyor.

Çevreye verilen olumsuz etkilerin adil ve şeffaf ölçütlere dayalı olarak bu olumsuzluğu yaratanlar tarafından karşılanmasına yönelik şekilde “Kirleten Öder” ilkesinin uygulanacağı belirtiliyor.

Ulaştırma planı kim tarafından uygulanacak?

Bütün bu hedefler kulağa çok iyi geliyor ama uygulama ile destekleneceğine dair kanıtları görebilmemiz kaydıyla. Çünkü, raporun dilinde bu uygulamanın kim tarafından yapılacağı konusunda kuşkular yaratacak cümleler var. Hedefin 2053 yılı olması nedeniyle mi acaba, raporun bazı bölümlerinde “malı-meli” cümleleri kurularak gelecek nesillere önerilerde bulunur hale geçilmiş:

* “Yerli ve milli ulaşım çözümlerini destekleyecek ve elektrikli araç kullanımının yaygınlaştırılmasını sağlayacak finansman teşvik modelleri oluşturulmalıdır.”

* “Hareket kabiliyeti kısıtlı bireylerin erişilebilirliğini sağlamak amacıyla ortaya çıkacak erişilebilirlik maliyetlerinin (araç, altyapı ve tesis dönüşümü vb.) karşılanmasına yönelik finansal teşvik modelleri oluşturularak ulaşım sistemlerinin herkes için erişilebilirliği sağlanmalıdır.

Böyle bir dil, yapılacaklarla ilgili öneride bulunulduğunu ve kimin bunları yapacağının ortada kaldığını düşündürüyor.

Atatürk’ün demiryolu vizyonu yine yol gösterici oldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özellikle altını çizdiği demiryollarının ön plana çıkarılması hedefi Atatürk’ün en önem verdiği konulardan birinin tekrar hatırlanması demektir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Türkiye Hükümetinin belirlediği projeler çerçevesinde kararlaştırılan zamanlar içinde, vatanın bütün bölgeleri çelik raylarla birbirine bağlanacaktır. Bütün vatan, bir demir kütle haline gelecektir. Demiryolları, memleketin tüfekten, toptan daha önemli bir güvenlik silahıdır” şeklinde desteklediği politikanın iki ana prensibi, ülkenin uzak şehirlerinin yeni hatlarla merkeze bağlanması ve mevcut imtiyazlı yolların devletleştirilmesi olmuştu.

Mustafa Kemal Atatürk bu konuya verdiği önemi göstermek için, Nazilli Sümerbank Basma Fabrikasının açılışına da 1937 yılında motorlu trenle gitmişti.

TC Devlet Demiryolları adına 2021’de basılmış olan Demiryolu Medeniyeti kitapçığında, demiryolları tarihimize baktığımızda, 1923-1940 yılları arasında 3359 km demiryolu hattı inşa edildiğini görüyoruz.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yılda 198 km demiryolu

Savaştan yeni çıkmış, pek çok konuda olanaksızlıklara sahip genç Cumhuriyetin ilk 17 yılında o günün teknik olanaklarında yıl bazında 198 km demiryolu inşa edilmiş.

Yabancı devletler tarafından yapılıp işletmeye açılan demiryolu hatları 1928, 1934, 1935 ve 1937 yıllarında çıkarılan yasalarla toplam 429 milyon İsviçre Frangı, 162.5 milyon Fransız Frangı ve 1.8 milyon İngiliz Sterlini ödenerek millîleştirilmiş.

Bu arada, 1924 yılında Demiryolları Genel Müdürlüğü’nün Haydarpaşa Garı’na taşınmışken ve İstanbul için bir simge olmuşken, 19 Haziran 2013 günü tren seferlerine tamamen kapatıldığını da hatırlamak gerekir.

Atatürk’ün millileştirme politikasının, yerli ve yabancı işletmecilerin kendi trenlerini işletebilmesine imkân sağlayan 6461 sayılı “Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun”un 1 Mayıs 2013 tarihinde yürürlüğe girmesi ile değiştirildiğini de hatırlatmakta fayda var.

Serbestleşme ile yerli ve yabancı firmalar da artık yük ve yolcu trenleri işletebilme hakkına sahip oldu.

Plan ile yetkililerin açıklamalarındaki çelişki

Demiryolu Medeniyeti Kitapçığındaki mevcut yönetime ait, 2003-2021 dönemi “demiryollarının altın çağı” olarak tanımlanmış ve demiryolu ağının 10984 km den 12803 km’ye çıkarılmış olduğu belirtilmiş. Teknolojinin çok daha ileri olduğu ve “altın çağ” olarak nitelendirilen 18 yıllık bu dönemde yıl bazında 101 km hat inşa edilmiş ve Atatürk dönemindeki başarıya yaklaşılamamış.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, yaptıkları yatırımlarla hat uzunluğunu 13 bin 22 km’ye çıkardıklarını hedefin bu rakamı 2053’te 28 bin 590 km’ye taşımak olduğunu aktardı. Yani (28590-13022=)15568 km’lik bir hedef gösterdi. Ancak Ulaştırma ve Lojistik Ana Planına ait rapordaki hedef tablosundan görüleceği gibi yatırım programında 2019-2053 arasında planlanan ağ uzunluğu toplam (6196+1474+622+262=) 8554 km. Rakamlara biraz dikkat edilince ortaya çıkan bu çelişkiler yapılacaklarla ilgili de kuşku yaratıyor.

Çevreci (Sürdürülebilir) Senaryonun Maliyeti

Açıklanan Ulusal Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı sonucunda 125.48 Milyar Avro maliyetle, ülkemizin refahına 2053 hedef yılında 156,15 Milyar Avro’luk fayda sağlanacağına dair çok uzun soluklu bir iddia ile karşı karşıyayız.

Haberleşmenin de dahil edilmesiyle toplamda 189,33 Milyar Avro’luk bir yatırım planı söz konusu ve bu plan tam da emeklilerin bayram ikramiyesi ile ilgili müjdenin beklendiği toplantı sonrası açıklandı.

Halkın acil sorunları için bütçede kaynak yokken, 2053 hedefinde hangi finansman modelleri ile bu yatırımlara başlanacağını öğrenmek için bekliyor olacağız.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...