Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Karadeniz’i yine sel vurdu: Tek sorumlu sağanak yağış mı?

Yazar: Nermin Pınar Erdoğan / 29 Haziran 2022, Çarşamba / Oda: Hayat

Batı Karadeniz bir yılın ardından yine sel felaketiyle karşı karşıya. 27 Haziran’da başlayan yoğun sağanak yağış Kastamonu, Zonguldak, Sinop, Karabük, Bolu, Düzce ve Bartın’da su baskınlarına sebep oldu. Birçok ilçede dereler taştı, köprüler yıkıldı. İçişleri Bakanlığının aptığı son açıklamaya göre iki kişi kayıp. 

Karadeniz’de sel felaketi yeni değil. Son 21 yılda sadece Rize’deki sel felaketlerinde 82 kişi hayatını kaybetti. Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Karadeniz’i vuran selde resmi kaynaklara göre 82 kişi hayatını kaybetti, 228 kişi yaralandı, aynı yıl Haziran ayında sel Rize’de 6 kişinin canına mal oldu. 

Bu yıl da Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Valilikler, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Afet ve Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) üst üste açıklamalar yaptı, iş yerlerinin açılmaması, vatandaşların üst katlara çıkması, dere kenarlarından uzaklaşmaları uyarıları yapıldı. 

Tüm haberler ise aynı cümle ile başlıyor: Karadeniz’de etkili olan sağanak yağış sel felaketine yol açtı. Tek sorumlu sağanak mı?

İnşaat, inşaat, inşaat

Geçtiğimiz yıl sel felaketinden en çok etkilenen bölge yine Kastamonu’nun Bozkurt ilçesi olmuştu. Küre Dağları’ndan akan yağmur suları ilçenin ortasından geçen Ezine Çayı’na karşışmış, ilçe su altında kalmıştı. Felaketin ardından tartışmalar tek bir şeye yoğunlaşmıştı: ilçe en başından yapılaşmaya açmamalıydı; zaten Bozkurt, dere yatağının kendisiydi.

Geçen yıl Murat Yetkin yazmıştı, 2019’da Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde hazırlanan bir raporda Bozkurt ve Abana ilçelerinin bir sel baskınında büyük oranda sular altında kalacağı tahmini devlet kayıtlarına geçirilmiş olmasına rağmen ilçede yapılaşmanın önü açılmıştı. Bu tartışmaların üzerine Meclis Başkanı Mustafa Şentop da bir açıklama yapmış “ilçede yapılaşmaya izin verilmemeliydi” demişti. Yine de izin verilmişti. Dere yatağına toplu konut yapılınca sel felaketi kaçınılmaz olmuştu. 

Sahil Yolu, Taş Ocakları, Maden Ocakları

Karadeniz’in doğasının içinden geçtiği sınav yalnızca yapılaşma ile sınırlı değil. 2007 yılında başlayan Karadeniz Sahil Yolu projesi ile neredeyse tüm kıyı yıllarca bir şantiyeye dönüştü, kıyı suni bir şekilde dolduruldu, derelerin denize çıkışları engellendi. Sahil Yolunun çevreye vereceği etkinin raporları değerlendirilmedi. Yollar çöker dendi, çöktü; toprak kayması dendi, yaşandı. 

Taş ocakları, maden ocakları bir bir açıldı. Artvin’de 2015’de açılacak maden ocağına karşı ayaklanan halk tek bir şeyden yakınıyordu, bunlar felaket getirecekti. Yollar yapılırken, taş ocakları yapılırken hafriyatlar dere yataklarına boşaltıldı, derelerin doğal yolları değiştirildi. Giresun’da bir köy, taş ocağının yarattığı toprak kayması sebebiyle boşaltılmak zorunda kaldı. Köy kayıyordu. 

HES üstüne HES

Bununla da kalmadı, 15 yıl içerisinde tüm Türkiye’de 685 Hidroelektrik Santrali kuruldu. Dereler HES’ler ile kurutuldu, yağışı toplayabilecek doğal ekosistem değişti. 

HES’lerin bir yönü daha var. HES’ler Paris Antlaşmasına göre temiz enerji santrali olarak geçiyor. Türkiye tüm bu HES’leri fosil yakıttan temiz enerjiye geçiş yatırımı olarak başlattı. Karbon ticaretinin önemli bir parçası haline geldi. Sıfır karbon emisyonu için bir politika üretemeyen Türkiye, HES’lerin sayısını arttırdı; bir derede üç tane HES kurulmasına sebep oldu.

Uzunca süredir haberlerde eylem görüntüleri izlediniz. Belki okudunuz. Karadeniz’de falanca ilçede taş ocağına karşı vatandaşlar nöbet tutuyor, falanca ilçede maden ocağına karşı çıkıyor, HES’lerin yapımını durdurmak istiyor. Tüm bunların bir sebebi var. 

Büyüme uğruna yok sayılan bir doğa katliamı ile karşı karşıya bırakıldık. Üstelik bir çok yapılan iş geri dönüşsüz tahribata sebep oldu. Şimdi her yıl yaz aylarında sel felaketleriyle boğuluyor, orman yangınlarıyla kavruluyoruz. Tek sorumlu yağışlar mı?

 

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

OKUMAYA DEVAM EDİN

Dünyada yıldızı yükselen iki genç bilim kadını daha
Daron Acemoğlu’na bir not: Atatürk neden önce laiklik ile başladı?
4Y Kuşağı: Yaşlı, Yoksun, Yoksul ve Yalnız
  • Savaş Herkesi Etkiliyor Ama Türkiye Enerji Enflasyonunda Birinci14 Nisan 2026
  • İran Savaşı Etkisiyle Türkiye Veri Trafiğinde Yeni Rota Olabilir mi?14 Nisan 2026
  • AİHM’den Türkiye’ye Siyasi Yargı Soruları ve Sürecin Sürdürülebilirliği13 Nisan 2026
  • Hazar’dan Akdeniz’e, Karadeniz’den Afrika’ya Türkiye Enerji Mimarisi13 Nisan 2026
  • Macaristan’da ekonomik kriz ve “yeni elit” yolsuzlukları Orban’ı devirdi13 Nisan 2026
  • İsrail İran’da Kürtleri Kışkırtamayınca Sinirinden Türkiye’yle Uğraşıyor12 Nisan 2026
  • Cindoruk: Devlet Mezarlığına Gömülmek İstemeyen Demokrasi Avukatı12 Nisan 2026
  • Madem CHP Batıyor, AK Parti Neden Seçime Gidip Güven Tazelemiyor?11 Nisan 2026
  • Çin-Tayvan Hattında İran Savaşıyla Eşzamanlı Gelişmeler11 Nisan 2026
  • AK Partili Vekiller Gelmiyor, Meclis Toplanamıyor; İşte Nedeni10 Nisan 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP