Hayat

Kraliçe öldü, İngiltere Kralı ve önündeki seçenekler

Kraliçe II. Elizabeth’in hayatını kaybetmesinin ardından tahta Kral III. Charles oturdu. III. Charles Mayıs ayında konuşma yaparken. Photo: House of Lords 2022 by Annabel Moeller

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaygınlaşan bir laf vardı: Geriye sadece İngiltere kralı ile iskambil destesinin kralı kalacak. (Bizim Papaz dediğimiz kâğıt Batı dillerinde King, Roi, König olarak adlandırılıyor) Bu lafın çıktığı yıllarda Avrupa’da imparatorluklar dağılıyor, krallıklar çöküyor, tahtlar devriliyor, taçlar yuvarlanıyordu. Bir haftadır yaşamakta olduğumuz olaylar bu öngörüyü doğruluyor gibi.

Saksonlardan başlarsanız 1000 yılı aşkın, Normanları sıfır noktası alırsanız neredeyse 950 yıllık İngiltere tahtının son sahibi II. Elizabeth, tahtta 63 yıl kalan büyük annesi Kraliçe Victoria ile girdiği yarışta 70 yılı geçince İngiltere tahtında en uzun oturan hükümdar unvanını ele geçirdi.

Üstelik eski İngiliz sömürgeleri de bağımsızlıklarını ilan edip İngiltere’den ayrılmaya yönelince buldukları harika bir sistemle sürüden ayrılmaya niyetlenenleri “sizi şöyle alalım” diyerek yarattıkları Comomwealth (kelime anlamı ortak servet) üyesi yaparak, bir zamanlar “üzerinde güneş batmayan” İngiltere İmparatorluğu’nun güneşi bir ölçüde soluklaşsa da, herkes yatarken kalan ışığı söndürse de hala bir yerlerde ışığın yakın kaldığı bir “milletler topluluğu” olarak devam ettirmeyi becerdiler.

İngiltere Kralı simgesel ama…

Hayatını kaybeden Kraliçe İkinci Elizabeth aynı zamanda 14 bağımsız ülkenin törensel devlet başkanı idi. Bunlar arasında (seçilmiş başbakanlar tarafından yönetilse de) Kanada gibi dünyanın en zengin ülkelerinden birisi, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi Kuzey ve Güney kutuplarının, Atlantik ve Pasifik okyanuslarını kontrol eden stratejik konumdaki ülkeler de bulunuyor. Prens unvanından 73 yaşında kurtulan yeni İngiltere Kralı Üçüncü Charles bu ülkelerin de simgesel, törensel devlet başkanı sayılıyor. Arkaik bir sistem ama o ülkelerden itiraz gelmedikçe hâlâ düşe kalka işliyor.

Üstelik Kraliçe’nin “tebası” ile kurduğu ilişki şu anda İngiliz parlamentosunun en eski binası Westminister Hall’deki katafalkı 24 saat canlı yayınlayan İngiliz televizyonlarından da görülebiliyor. Binanın dışına çıkıp önce Thames nehri boyunca uzayan, sonra Westminister Hall’ün karşısındaki parka gelince de kıvrım kıvrım devam eden kuyruk da kraliçeye karşı duyguların bir göstergesi. Şu anda kuyruğun uzunluğu 8 kilometreyi bulmuş vaziyette. Bu aşağı yukarı 24 saat kuyrukta bekleme anlamına geliyor.

Yeni kral pek asabi

Devlet internette kurduğu bir web sitesi üzerinden vatandaşlarına kuyruktaki son durumu, vatandaşların ne zaman gelirlerse ne kadar bekleyeceğini filan bildiriyor. Durum böyle olunca kuyruk boyunca susayanlara su dağıtan su istasyonları/sebiller, seyyar tuvaletler kurulmuş vaziyette. Başka bir nedenle sıradan ayrılmak zorunda olanlara takılan plastik bilekliklerle sıralarını kaybetmeden eski yerlerine dönebilmelerini garanti ediyorlar.

Kraliyet karşıtları başta olmak üzere muhalifler halktan doğal gaz ve elektrik tasarrufu istenirken bu şatafata harcanan paraya itiraz ediyorlar ama Kraliçeye saygı kuyruğu da ortada.

Bütün bu gelişmeleri gözlerini ayırmadan izleyenlerin kafalarında beliren soru kraliçenin yerine geçecek yeni İngiltere Kralı Üçüncü Charles’ın halktan aynı desteği alıp alamayacağı. Charles’ın zorunlu yetki devri işlemleri sırasındaki kibirli ve asabi tavırları, örneğin masanın yerine getirilmesi gereken bazı işleri yaparken gösterdiği asabi tavırlar (belgeleri imzalayacağı masanın yeterince hızlı boşaltılmamasına gösterdiği tepki, mürekkep akıtan dolma kaleme sinirlenmesi) bu kuşkuları artırıyor.

Daha ne kadar

Bu asabi tavırlar Kralı halkın gözünden düşürdüğü gibi Milletler Topluluğunun güçlü üyelerinin halklarının gözünden de düşürür mü? Bunun bazı ülkelerin artık milli günlerini Kralın doğum gününe değil de kendi egemen kararlarına göre belirlemelerinin önünü açar mı örneğin?

Bu gelişmeler sonucu yeni İngiliz Kralı amcası Yedinci Edward gibi uzak bir adanın valiliği ile yetinmek zorunda kalır mı, yoksa bir başka İngiliz atasözünde olduğu gibi “Taç giyen baş akıllanır” mı?

Ama o durumda dahi, yazının başındaki öngörüde olduğu gibi, neticede kraliyet sisteminden geriye sadece iskambil destesindeki kral (papaz) ile İngiltere kralı mı kalır?

Nuri Çolakoğlu

Gazeteci, televizyoncu

Recent Posts

İmamoğlu ‘Savunma hakkım engelleniyor’ dedi, hâkim dışarı çıkarttı

Silivri’deki Marmara Cezaevinde sürmekte olan İBB davasında mahkeme başkanı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem…

18 saat ago

Erdoğan Trump’ın, Trump Avrupa’nın sözünü tutmasını bekliyor

Türkiye açısından Ankara’da iki zirve var. Biri NATO’nun yeni bir döneme “3.0 dönemine” gireceği zirve…

22 saat ago

İkinci Soğuk Savaşın NATO’su Ankara Zirvesinde kuruluyor: 3.0 o demek

NATO’nun 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi’ni “Yeni Soğuk Savaş” NATO’sunun kuruluş toplantısı olarak baktığınızda, Türkiye’deki CHP…

2 gün ago

NATO’nun Türkiye üzerinden Orta Doğu açılımı ve Trump’ın iki görüşmesi

Batı savunma ittifakı NATO 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi'nde öncelikle üyelerin askeri harcamalarını artırmasını istiyor, ama…

3 gün ago

2026 Dünya Futbol Kupasına farklı bir bakış

Dünya Kupaları yalnızca futbolun değil, dünyanın değişen dengelerinin de aynası haline geldi. 2026 Dünya Kupası…

4 gün ago

Modern Seyyahların Piri Bir Çizgi Roman Kahramanı: Corto Maltese

Bizi biz yapan, kişiliğimizi, isteklerimizi, meraklarımızı, hayattaki amaçlarımızı, beklentilerimizi şekillendiren şüphesiz çocukluk yaşantımızdır. İnternet çağı…

4 gün ago