Siyaset

Batıda kaybet-kaybet senaryoları: büyük çelişki derinleşiyor

Münih Güvenlik Konferansında Batı’nın “Kaybet-kaybet” senaryoları gündemde. (Grafik: MSC 2024 Raporu)

Amerikalı siyaset yazarı Ian Bremmer “Münih Güvenlik Konferansı etkisini yitiriyor” diye yakınıyor kurup yönettiği GZERO sitesinde; “Konferansın 60’ıncı yılı, ama özel bir etkinlik de yok, heyecanı sönmüş.” Bremmer, Konferansa dünya liderlerinin de eskisi kadar rağbet etmediğini saptamış. Aslında 2024 Konferans raporunun “Kaybet-kaybet” başlığını taşıması dahi pek çok şey anlatıyor.

“Batısızlık” saptamasıyla başlamıştı

Münih Güvenlik Konferansı (MSC) birkaç yıl öncesine dek dış politika ve güvenlik alanlarında dünyanın en etkili tartışma zemini sayılıyordu. Soğuk Savaşın sona ermesiyle doğu ve batı liderlerinin çatışmasız ortamda buluşma zeminiydi. Katılma, izleme fırsatı bulduğum toplantılarda sadece Amerikalı ve Batı Avrupalı değil, Rusya ve Çin’den İran ve Suudi Arabistan’a dek pek çok ülkenin siyasi liderleri, dışişleri, savunma bakanları, istihbarat yetkilileriyle Münih’in Bayericher Hof otelinin toplantı salonlarında, lobi ve koridorlarında karşılaşabilirdiniz.

Bu özellik Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı Ukrayna savaşıyla ortadan kalktı. MSC 2023 Raporunda Rusya’yı bir numaralı tehdit ilan etti. Soğuk Savaş saflaşmasının hâkim olmasıyla Münih Konferansının çok-taraflı, çok-katmanlı özelliğini yitirmesi kaçınılmazdı.

Batı kavramındaki içten çürüme aslında “Batısızlık” başlıklı 2020 konferans raporunda öngörülmeye başlamıştı. Batı; 1-Liberal demokrasiye ve insan haklarına bağlılık, 2-Piyasa ekonomisi, 3-Uluslararası kuruluşlar bünyesinde uluslararası iş birliği demekti ama bu kavramlar aslında Batı’da da geçerliliğini yitirmeye başlamıştı rapora göre.

“Batısızlık” endişesi birkaç yıl içinde “kaybet-kaybet” karamsarlığına dönüşmüştü.

Rusya’dan Gazze’ye dek

Düşünsenize, bir yandan Ukrayna krizi, Avrupa Birliğinin (AB) ABD’nin fiziki askeri koruması olmadan siyasi bir güç olmaktan çıktığını gösteriyor. Diğer yandan ABD’de kasım seçimlerinde Joe Biden’ı yenip yeniden iktidara gelmeyi hedefleyen Donald Trump, Avrupalı müttefiklerini milli gelirlerinin yüzde 2’sini NATO’ya ödemezlerse Rusya’ya karşı korumayacağını ilan ediyor. Ve buna rağmen –“Batı” tanımının çekirdeğinde yer alan- G7 ülkesi vatandaşları arasında yapılan anketlerde 2022’de ilk sırada yer alan Rusya, 2023’te savaşın olanca hızıyla sürmesine rağmen 4’üncü sıraya düşmüş durumda. Gazze Krizinde de Batılı hükümetlerin İsrail destekçisiyken halklarının Filistin sempatisi geliştirmesi gibi bu konuda da hükümetlerin siyasetiyle halkların algısı arasında fark var.

Bu arada Konferansa Türkiye’den katılacak resmî heyette Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın bulunuyor. Dışişleri Sözcüsü Öncü Keçeli, haftalık basın toplantısında Fidan’ın Münih’te 20’den fazla ikili temas yapacağını ve “Gazze’deki insani trajediyi” öne çıkaracağını söyledi. 2023’’te kaybet-kaybet denkleminde Ukrayna halkına Filistin halkı da eklendi.

“Kaybet-kaybet” senaryoları

Batı’nın kaybet-kaybet senaryolarına dönersek, MSC raporuna göre G7 ülkelerinde (ABD, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa, Kanada, İtalya) 2023 itibarıyla risk değerlendirmelerinde ilk sırayı “Aşırı hava koşulları” almış ve ona bağlı orman yangınları almış.

Aşırı hava koşulları bu yıl Davos’taki Dünya Ekonomik Forumunca da önümüzdeki on yılda en büyük tehlike olarak gösterilmişti.

İkinci sırada rakip devletlerden kaynaklı siber saldırılar var. Onu doğal habitatın tahribi ve Rusya izliyor. Beşinci sırada “radikal İslamcı terörizm” yer almış.

Davos raporunda yer alan dezenformasyon, iklim değişikliği, toplu göçler ve artan eşitsizlik Münih’teki tehdit değerlendirmelerinde de ön sıralarda.

Yani ekonomide olduğu gibi uluslararası siyaset ve güvenlikte de çevre felaketleri siyasi ve ekonomik krizlerden daha büyük endişe kaynağı haline gelmiş.

Bir yandan kaybet-kaybet senaryolarında çevre felaketlerini ön sıralarda gören batı-Doğu fark etmeden güçlü ülkelerin diğer yandan sistemin devamını askeri sanayi ve kirlilik ve tahribat kaynağı enerji yatırımlarında görmesiyse insanlığın büyük ve giderek derinleşen çelişkisine dönüşüyor.

Münih Güvenlik Konferansı raporlarında son üç yılın tehdit değerlendirmeleri arasında görülen değişim.

 

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Petrol Oyunu Değişiyor: BAE’nin OPEC’ten Ayrılması Ne Anlama Geliyor?

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 28 Nisan’da ani bir kararla en önemli üyelerinden olduğu Petrol İhracatçısı…

23 saat ago

Kıbrıs’ta Temmuz Eşiği: Yeni Girişim, Eski Sorunlar

  Kıbrıs meselesi, uzun bir durgunluk döneminin ardından yeniden yoğun bir diplomatik hareketliliğin içine girmiş…

1 gün ago

İmamoğlu ilk beş gün aç-susuz tutulmuş; “işkenceydi, hâlâ da yapılıyor”

Silivri’de devam eden “Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü” davasının 28 Nisan günkü oturumunda İstanbul Büyükşehir Belediye…

1 gün ago

Hakları İçin Direnen Maden İşçileri Kazandı, Örnek Oluşturdu

Doruk Madencilik şirketinden aylardır alamadıkları maaşları ile sigorta primleri ve diğer hakları için 9 gündür…

2 gün ago

Hayvancılıkta Bitmeyen Çile: Yemde Dışa Bağımlılık

Tarımı konuşuyorsak, hayvancılığı da konuşmak zorunda olduğumuz, çünkü tarım ve hayvancılığın  birbirinden ayrılamaz olduğu her…

3 gün ago

Hanslar, Corçlar ve Mehmetler: Yeni İtttifaklar Kurulurken Türkiye

ABD Başkanı Donald Trump’ın kural tanımayan dış politika uygulamaları, NATO’dan çekilme tehdidi ve savunmasını ABD’nin…

3 gün ago