Siyaset

İsrail’in Hizbullah darbesi: kitle suikastı bir taşla kaç kuş vurdu?

Çağrı cihazları genel olarak cep ve kemerde taşındığı için yaralanmaların çoğunun karaciğer-böbrek civarında olduğu görülüyor. Fotoğrafta İsrail’in 17 Eylül kitlesel suikast sırasında Hizbullah bağlantılı bir kişi görülüyor.

İsrail, Hizbullah’ın örgüt içi haberleşmede kullandığı çağrı cihazlarını aynı anda patlayacak bombaya dönüştürerek tek hamleyle en az 3000 kadrosunu devre dışı bıraktı. Öyle ki hangi Hizbullah kadrolarının devre dışı bırakılacağını isim isim bilmesi bile gerekmiyordu; artık o isimlerin tamamını biliyor: MOSSAD’ın kimlerin 17 Eylül saat 15.30’dan itibaren hastanelik olduğu kayıtlarına bakması yeterli.

Taşınabilir telefonlar üzerinden suikast yöntemi yeni değil.

İlk kitlesel suikast

Çeçen isyancı komutan Cohar Dudayev’in 1996’da Rus füzesiyle öldürülmesinde yerinin kullandığı uydu telefonuyla saptandığı biliniyor. Yine aynı yıl, İsrail’in Hamas’ın bombacısı Yahya Ayyaş’ı kullandığı cep telefonuyla öldürdüğü kayırlarda var; örnekleri çoğaltmak mümkün.

Suikast bugüne dek hep belli bir kişiyi öldürme kavramıyla özdeş kullanıldı. Belki de tarihte ilk kez aynı anda farklı mekanlardaki çok sayıda kişinin hedef alındığı bir “kitle suikastı” eylemiyle karşı karşıyayız.

Ama ilk kez taşınabilir haberleşme cihazlarının aynı anda bombaya çevrilmesiyle, belki de tarihte ilk kez kitle suikastı kavramıyla tanıştık.

El Kaide 11 Eylül 2001 saldırılarında sivil yolcu uçaklarını silah gibi kullanarak terörizm tarihinde yeni bir sayfa açmıştı. Bugün havalimanlarında iç çamaşırımıza dek aranıyorsak kaynağı odur.

İsrail gizli servisleri de kitle iletişim aygıtlarını kitlesel suikast silahına dönüştürerek benzer bir sayfa açtı. Yanımızdan ayırmadığımız cep telefonlarına muhtemel silah gözüyle bakmaya başladık.

Nitekim Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun “Türkiye’de risk yok” derken açıklaması dahi yeterince dikkat çekici: “Neredeyse hiç kullanılmıyor.” (*)

Hizbullah ağır darbe aldı

Hizbullah lideri Şeyh Hasan Nasrallah bu yıl 17 Şubat’ta -muhtemelen İran’ın istihbarat desteğiyle- İsrail’in Lübnan’ın telefon ve internet şebekesine bütünüyle sızdığını, İsrail’in cep telefonları üzerinden suikastlara girişebileceğini söyleyerek üyelerinden örgüt içi haberleşmeyi cep telefonlarıyla yapmamalarını istemişti.

Hizbullah’ın bunun üzerine -Çin korkusuyla ABD’yle tam işbirliğinde olan- Tayvan’ın Gold Apollo şirketine 5 bin çağrı cihazı ısmarladığı anlaşılıyor. (**) Gold Apollo’nun sahibi Hsu Ching-kuang bu siparişi Macaristan’da kendileri için fason üretim yapan BAC şirketine yönlendirdiklerini söylüyor. Reuters haber ajansına göre bu izi süren Mossad, Hizbullah siparişi bu 5 bin çağrı cihazına, teslimat öncesi patlayıcı maddeler ve bir elektronik devre yerleştirmiş.

Geriye Hizbullah’ın bu cihazları önem verdiği kişilere ulaştırıp kullanmaya başlamasını beklemek ve düğmeye basmak kalmış.

Saldırının hemen ardından Beyrut’tan yayına bağlanan El Cezire muhabiri Zeina Khodr’un “Caddede bir anda patlamalar oldu, bazı insanlar kanlar içinde yere yığıldı” anlatımı distopya filmlerinden çıkmış gibiydi.

Hizbullah bunun şimdiye dek İsrail’le savaşlarındaki en büyük güvenlik açığı olduğunu itiraf ediyor.

Bir taşla kaç kuş vurdu?

İsrail, Hizbullah darbesiyle bir taşla en az dört kuş vurdu.

1- Hizbullah yönetimin özel çağrı cihazı vermeye değer bulduğu düzeyde, cephe komutanından Beyrut yatırımcısına dek 3000 kişiyi aynı anda vurdu ve mücadele dışı bırakmak anlamında “etkisiz hale getirdi”.

2- İran’ın Beyrut Büyükelçisi Mücteba Amâni’nin de yaralılar arasında bulunması Hizbullah ile İran arasında bir organik ilişki kanıtı daha oldu. Keza Suriye’de de patlayan çağrı cihazları olduğu bildiriliyor.

3- İsrail’in bütün aktif Hizbullah üyelerini bilmesi ihtimali çok zayıftı. Şimdi örgüt şemasını çıkaracak bütün bilgiler hastane kayıtlarıyla ellerinde.

4- Siyasi açıdan İsrail’deki Binyamin Netanyahu hükümeti bu saldırıyla sadece İran ve Hizbullah’a meydan okuma şiddetini artırmakla kalmadı. Daha Hamas lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da Hizbullah askeri sorumlusu Fuad Şükür’ün Beyrut’ta suikasta kurban gitmesi üzerinden kırk gün anca geçti. İsrail bu eylemle Gazze Krizini bölgesel savaşa çevirmekten çekinmeyeceğini gösterdi.

ABD bu “kitlesel suikastla” ilgisi olmadığını söylese de özellikle 5 Kasım seçimleri öncesi İsrail’e her bakımdan tam desteğini sürdürecektir.

Not:

(*) Nuri Çolakoğlu çağrı cihazlarının doktorlar tarafından yaygın olarak kullanıldığı uyarısında bulundu. Belki Sağlık, Ulaştırma ve İçişleri Bakanlıkları MİT’le birlikte bir çalışma yaparlar.

(**) Genç okurlar için, Hizbullah tarafından eski teknoloji diye güvenlir bulduğu ettiği çağrı cihazı, cep telefonu öncesi bir iletişim teknolojisidir. Ayrıntılar için Füsun Sarp Nebil’in yazısını okuyunuz.

18 Eylül 2024, saat 12.28’de güncellenmiştir.

 

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

“Terörsüz Türkiye” Raporu: Yeni Bir Barış Mimarisine Doğru mu?

Türkiye, Kürt meselesini uzun yıllardır iki eksen üzerinden yönetmeye çalıştı: güvenlik ve siyasi irade. Ancak…

6 saat ago

Batı Demokrasilerinde Yükselen Sağın Arka Planı

  Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından  hazırlanan "Batı Demokrasilerinde Yükselen Sağın Arka Planı: Amerikan Seçmeni Üzerinden…

6 saat ago

Terörsüz Türkiye Raporu İtirazlarla Oylandı. Ne Lafta ne Rafta Kalmalı

Kamuoyunda Terörsüz Türkiye Komisyonu olarak anılan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 5 Ağustos…

13 saat ago

MİT 36 milyar lirayı nasıl, nereye harcadı?

Birleşmiş Milletler, SIPRI ve bu konuda veri toplayan uluslararası kuruluşlara göre, 2010’de dünyada 35 civarında…

1 gün ago

Medeni Kanunun 100. Yılında “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” Bildirisi

Türkiye’de kadın-erkek eşitliğinin temeli kabul edilen Medeni Kanunun kabulünün 100’üncü yıldönümü olan 17 Şubat 2026’da…

1 gün ago

Erdoğan’ın Bileşik Arap Emirlikleri Ziyareti Neden Ertelendi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşik Arap Emirliklerine yapacağı ziyaretin ertelenmesinin ardından, Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in ziyaretinin  de ertelendiğinin…

2 gün ago