Siyaset

Suriye’de işler iyi gitmiyor: Şara faturası Erdoğan’ın üstünde kalabilir

Trump’ın Suriye’de rejim değişikliğini Erdoğan hesabına yazıp övmesi iyiydi de Şara dönemi faturasının Türkiye’ye çıkarılmaması için temkinli olmak gerekiyor. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Suriye’de işler iyi gitmiyor.
Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara, kendisini iktidara taşıyan silahlı Selefi gruplara da orduya dahil ettiği HTŞ milislerine hâkim olmakta zorlanıyor.
Son örneği Suveyda olayında görüldü. Şara’nın daha sonra Bedevi kabileler diyerek kendisinden ayrıştırdığı Selefi gruplar, ülkenin güneyinde, İsrail sınırında Dürzilerin yoğun yaşadığı Suveyda şehrini kuşatmaya aldı. Suriye ordusu ilk başlarda Selefi milislerin Dürzilere yaptığı zulme seyirci kaldı, bazı örneklerde katıldığı görüldü, sonra iş kontrolden çıktı. Benzeri bir durum birkaç ay önce ülkenin kuzeyinde, Alevilerin yoğun yaşadığı Lazkiye şehri civarında yaşanmış, ABD ve AB’nin yanı sıra Türkiye’nin de devreye girmesiyle Alevlerin katlinin büyümesi önlenmişti.
Suriye’de istikrarsızlığın artması ve bölünmüşlüğünden çıkarı olan İsrail bu defa Dürzilere “Arkanızda biz varız” mesajını Suriye askeri birliklerini, hatta Genelkurmay binasına hava saldırılarıyla vurdu.

“Davut Koridoru” komplosu

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, saldırıların durması için MİT’in MOSSAD ile doğrudan temas kurarak Türkiye’nin elindeki “Bilgi ve görüşleri” paylaştığını söyledi. Fidan’ın sözleri, daha önceki İsrail saldırılarında Ankara’nın verdiği tepkiye göre temkinliydi; İsrail’le bilgi ve görüş paylaşılması, yanlış bilgileri düzeltme ve ortak nokta sağlama kaygısı anlamına geliyordu.
Fidan, ABD, Suriye, Suudi Arabistan, Ürdünlü muhataplarının yanı sıra, Dürzi lider Hikmet el Hicrî’yi de aramıştı. Açık İsrail manipülasyonunda görülen Hicrî, Suveyda’dan ülkenin Kuzeydoğusunda, artık ABD tarafından da PKK/YPG türevi olarak tanımlanan SDG kontrolündeki Haseke’ye bir koridor açılması ve SDG’nin Suriye ordusuna karşı yardımlarına gelmesini istiyordu.
Yahudi kutsal metinlerindeki Davut Koridoruyla irtibatı kurulan bu rota yalnızca PKK’nın İsrail’le fiziki teması anlamına gelmeyecek, İsrail’in kara güçleriyle de Fırat Nehri ve Türkiye sınırına yaklaşması ve Suriye’nin petrol ve gaz yataklarının büyük kısmına erişim sağlaması anlamına geliyordu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın müttefiki MHP lideri Devlet Bahçeli bunu “Suriye’nin bölünmesi ve Türkiye’nin hedef alınması” olarak lanetledi.

Suriye’de çok yönlü sıkıntı

Ankara, desteklediği Şara yönetiminin daha önce Aleviler, şimdi Dürzilerle yaşadığı ve her ikisinde de İsrail’le karşı karşıya geldiği çatışmaların Suriye’de, Türkiye sınırlarında -dahası İsrail, dolayısıyla ABD himayesinde bir Kürt devleti, ya da özerkliğiyle sonuçlanmasını istemiyor. Erdoğan Suveyda olayları ardından Türkiye’nin Suriye’nin bölünmesine dün de karşı çıktığını, bugün ve yarın da karşı çıkacağını” söyledi; 2016-2019 sürecindeki askeri operasyonların hatırlatılmasıdır.
Erdoğan ayrıca bu gelişmelerin Türkiye’de PKK’nın 47 yıllık savaşında ilk defa sembolik de olsa silah bıraktığı “Terörsüz Türkiye” sürecini batırmasını da istemiyor. Fidan’ın İsrail’le temas açıklamasını yaparken YPG’yi de “Aman diyeyim!” ifadesiyle, muhtemel İsrail desteğini fırsat saymaması yolunda uyarması bunun göstergesi. PKK içinden sürece karşı çıkanlar şimdiden “devlet somut adım atmadıkça” başka silah bırakmayacaklarını söylemeye başladı.

Trump överken iyiydi ama…

Bu durumda AK Parti “sürecin yasal ve idari zemini için” TBMM Komisyonunu Meclis tatile girse dahi daha fazla geciktirmeyecektir. TBMM Başkanının bu Komisyonu kurması için yasa gerekmiyor nasıl olsa.
Ancak Suriye’de olup bitenler Ankara açısından başka riskler de içeriyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Beyaz Saray’da ağırlarken Suriye’de Esad’ın devrilip yeni yönetimin gelmesinde Türkiye’nin ve Erdoğan’ın rolünü övmüş, onun işi olduğunu söylemişti.
Batı’daki genel algı da bu yönde. Bu algı Erdoğan’ı memnun ediyor ama bir sorumluluk da yüklüyor. Şara’nın kontrolde güçlük çektiği grupların “Ama biz Şeriat yönetimi kuracaktık” hamleleri kanlı olaylarla sürdükçe, bunun faturasını Türkiye’ye çıkarmak için hazır bekleyenler olduğu unutulmamalı.

ABD’nin  Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, şimdilik çoğunlukla Erdoğan’ın duymak istediklerini söylüyor ama Trump’ın şu anda Barrack ile Türkiye’nin önceliklerini konuşacak hali var mıdır, bilmiyorum. Malum, Trump şu aralar boğazına kadar Epstein skandalı iddialarına batmış durumda. Temkinli olmakta yarar var.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Erdoğan ve AK Parti, Özel ve CHP Üzerindeki Baskıyı Artıracak

CHP Genel Başkanı Özgür Özel gerçekten kendisini eritip bitirircesine bir tempoyla koşturuyor. 18 Şubat akşamı…

5 saat ago

“Terörsüz Türkiye” Raporu: Yeni Bir Barış Mimarisine Doğru mu?

Türkiye, Kürt meselesini uzun yıllardır iki eksen üzerinden yönetmeye çalıştı: güvenlik ve siyasi irade. Ancak…

1 gün ago

Batı Demokrasilerinde Yükselen Sağın Arka Planı

  Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından  hazırlanan "Batı Demokrasilerinde Yükselen Sağın Arka Planı: Amerikan Seçmeni Üzerinden…

1 gün ago

Terörsüz Türkiye Raporu İtirazlarla Oylandı. Ne Lafta ne Rafta Kalmalı

Kamuoyunda Terörsüz Türkiye Komisyonu olarak anılan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 5 Ağustos…

1 gün ago

MİT 36 milyar lirayı nasıl, nereye harcadı?

Birleşmiş Milletler, SIPRI ve bu konuda veri toplayan uluslararası kuruluşlara göre, 2010’de dünyada 35 civarında…

2 gün ago

Medeni Kanunun 100. Yılında “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” Bildirisi

Türkiye’de kadın-erkek eşitliğinin temeli kabul edilen Medeni Kanunun kabulünün 100’üncü yıldönümü olan 17 Şubat 2026’da…

2 gün ago