Siyaset

Kıbrıs’ta Sekiz Yıl Sonra İlk Doğrudan Müzakere ve Sorular

Müzakerecilerin katıldığı ilk bölümün ardından Erhürman ve Hristodulidis’in 15 dakika başbaşa görüştüğü toplantıya BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar da video konferansla katıldı. (Foto: KKTC Cumhurbaşkanlığı)

Kıbrıs müzakere sürecinde sekiz yıl sonra ilk kez iki lider, 20 Kasım’da ara bölgede Birleşmiş Milletler gözetiminde bir araya geldi. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis arasındaki bu buluşma, 2017 Crans-Montana kopuşundan bu yana liderler düzeyinde yapılmış ilk anlamlı temas niteliğini taşıyor. Görüşmenin kendisi tek başına bir ilerleme üretmemiş olsa da, yeniden açılan diplomatik koridorun Aralık ayında şekillenecek temaslara zemin oluşturduğu açık.

2017 Haziran’ında Crans-Montana’nın başarısız kapanışı, Kıbrıs müzakere tarihinde uzun bir duraklamaya yol açmış, liderler düzeyindeki temaslar büyük ölçüde durmuştu. Aradan geçen sekiz yılda sosyal etkinliklerde yüzyüze gelmeler yaşansa da, tarafları aynı masa etrafında toplayan bu düzeyde resmî bir görüşme yapılmamıştı.

20 Kasım buluşması bu açıdan sürecin yeniden canlandırılabileceğine dair ilk teknik işaret olarak görülebilir. Görüşmenin formatı da bunu destekler nitelikteydi: Müzakerecilerin katıldığı ilk bölümün ardından 15 dakikalık başbaşa görüşme yapıldı ve toplantıya BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar Lima’dan video konferansla katıldı.

Holguín Ziyaretinin Ertelenme Nedeni

Holguín’in 3–11 Kasım arasında planlanan Kıbrıs ve Türkiye, Yunanistan ziyareti, Erhürman’ın talebiyle 4 Aralık’a ertelendi. Bu talebin arkasında iki temel gerekçe bulunuyor. Türk tarafı hem Ankara ile yeni dönemin çerçevesini istişare etmeye hem de Crans-Montana’dan kalan tüm belgeleri yeniden gözden geçirerek sürece hazırlıklı girmeye öncelik verdi. Erhürman’ın uzun süredir dile getirdiği dört maddelik “metodoloji yaklaşımı” bu hazırlık döneminde yeniden teknik bir çerçeveye dönüştürüldü.

Bu nedenle Aralık ayı yalnızca bir ziyaret takvimi değil, aynı zamanda tarafların yeni bir müzakere mimarisinin mümkün olup olmadığını test edecekleri bir eşik olarak öne çıkıyor.

İlk Temasta Pozisyon Yoklaması

20 Kasım buluşması, her iki taraf için de pozisyonların test edildiği bir ilk temas niteliğindeydi. Rum lider Hristodulidis görüşmeyi “iyi bir toplantı” olarak nitelerken Erhürman, “çözüm atmosferinin henüz ada genelinde mevcut olmadığını” vurguladı. Bu iki açıklama, sürecin hassas dengesini yansıtıyor: Taraflar yapıcı bir ton yakalarken, temel uyuşmazlık başlıkları ilk aşamada gölgede tutuldu.

Liderlerin kendi toplumlarına verdikleri mesajlarda da temkinli bir yaklaşım hâkimdi. Hristodulidis, Erhürman’ın federasyona bağlılık veya metodoloji konusundaki tavrına ilişkin soruları “Bunları kendisinin açıklaması daha doğru olur” diyerek geri çevirdi. Türk lider ise “iletişim kanallarının sürekli açık tutulması” ve “düzenli temsilci temasları” konusunda karşılıklı mutabakat sağlandığını belirtti.

Çözüm Atmosferi Yaratacak Öneriler

Erhürman’ın görüşmede sunduğu 10 maddelik öneri paketi, kapsamlı çözümden önce “çözüm atmosferinin” yaratılmasına odaklanıyor. Ada’daki günlük hayata doğrudan temas eden bazı pratik düzenleme önerileri şunlar:

• Karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakkı,

• Yeni geçiş noktalarının açılması,

• Yeşil Hat ticaretindeki bürokratik engellerin azaltılması,

• Hellim üreticilerinin bekleyen sözleşme sorunları,

• Güvenlik güçleri arasında doğrudan iletişim hattı,

• Ara bölgede yapılacak yol genişletme çalışmalarına iki liderin ortak katılımı,

• İki liderin Kayıp Kişiler Komisyonu toplantısına birlikte katılmaları.

Bu maddeler, güven artırıcı adımlar yoluyla tıkanmış süreci hareketlendirmeyi hedefleyen bir yaklaşımı yansıtıyor. Paket, taraflar arası güvenin zayıf olduğu bir dönemde “günlük hayat üzerinden diplomasi” yönteminin yeniden devreye sokulabileceğini gösteriyor.

Erhürman’ın Metodoloji Önerisi

Erhürman’ın uzun zamandır kamuoyunda dile getirdiği dört maddelik metodoloji önerisinin, ilk kez BM ve Rum tarafına resmî bir çerçeve olarak sunulması önemli bir yenilik. Bu metodoloji, geçmiş sürecin en büyük sorunu olan “ucu açık müzakere döngüsüne” karşı bir yanıt niteliği taşıyor.

Teknik çerçevenin ana hatları şöyle:

• Sürecin takvime bağlanması,

• Ucu açık ve sonuçsuz müzakere yöntemlerinin terk edilmesi,

• Siyasi eşitliğin tartışma konusu yapılmaması,

• Yeni bir müzakere mimarisinin baştan tanımlanması.

Bu noktada Rum tarafının Crans-Montana’dan “kaldığı yerden devam” yaklaşımı ile Türk tarafının “önce metodoloji” ısrarı Aralık ayında doğrudan karşı karşıya gelecek. Holguín’in temaslarının bu ikilemde bir köprü kurup kuramayacağı sürecin kaderini belirleyecek.

Jeopolitik ortam: Dış dinamiklerin baskısı

Kıbrıs diplomasisi, ada içi dinamiklerden bağımsız bir alan değil. Doğu Akdeniz’de artan tansiyon, İsrail–İran gerilimi, enerji projelerindeki belirsizlik, AB’nin 2026’daki Kıbrıs Rum Yönetiminin Dönem Başkanlığı öncesinde Türkiye ile ilişkilerini yeniden düzenleme arayışı gibi faktörler, yeniden başlatılabilecek bir süreci destekleyen dış baskılar yaratıyor.

Bu koşullar BM’yi de daha aktif bir tutum almaya yönlendiriyor. Holguín’in süreci “yeni bir yol haritası” çerçevesinde test etmeye çalışması, hem uluslararası konjonktürün hem de sahadaki ihtiyaçların bir sonucu.

Aralık 2025: Çerçeve netleşecek

5–6 Aralık’ta liderlerle yapılacak ikili görüşmeler, ardından planlanan üçlü toplantı, Holguín’in Türkiye ve Yunanistan ziyaretleri ve AB temsilcisi Johannes Hahn’ın adaya ziyareti, yeni dönemin parametrelerini ortaya çıkaracak. Bu temaslar, tarafların niyetlerini, kabul edilebilir sınırlarını ve olası bir sürecin nasıl şekillenebileceğini gösterecek.

20 Kasım buluşması çözüm anlamına gelmiyor; ancak çözüm ihtimalinin yeniden test edilebileceği bir sürecin başladığını gösteriyor. Aralık ayındaki temaslar bu sürecin yönünü belirleyecek.

Kıbrıs’ta top diplomasi alanında; şimdi göz Aralık’a, Holguín’in temaslarına ve tarafların bu temaslardan çıkaracağı somut çerçeveye çevrilmiş durumda.

Yusuf Kanlı

Gazeteci - Yazar

Recent Posts

NATO zirvesi Türkiye’ye AB kapısını açar mı?

NATO Zirvesi 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak. Zirve sayesinde Ankara yeni bir havalimanına kavuşuyor. Yıllardır kapasitesinin…

10 saat ago

ABD-İran anlaşması daha imzalanmadan İsrail “Bizi bağlamaz” dedi

ABD Başkanı Donald Trump tarafından 80’inci doğum günü olan 14 Haziran’da duyurulan, Pakistan Başbakanı Şahbaz…

1 gün ago

Yeni Nesil Savaşların 5 Cephesi: Süngüden Algoritmaya

Bir sabah uyanıp televizyonlarda “Üçüncü Dünya Savaşı başladı” anonsunu duymayı bekleyenler büyük ihtimalle yanılıyor. Tarih…

2 gün ago

CHP’deki krizin asıl sorusu: Yetki geri alınabilir ama ya rıza?

CHP'deki son gelişmeler yalnızca bir parti içi liderlik mücadelesi olarak okunursa, meselenin özü kaçırılır. Tartışmanın…

2 gün ago

Öztrak: Özel’e öyle şey söylemedim, Tekirdağ’da istediği zaman yürürüz

CHP’nin 2023 kurultayını mutlak butlan, tümden hükümsüz sayan mahkeme kararıyla Genel Başkanlıktan düşürülen Özgür Özel,…

3 gün ago

Neden Seyahat Etmek İsteriz?

Fuji dağının eteklerindeki Fujikawaguchiko kasabasının belediyesi yolun ortasında dikilip arkasına Fuji dağını alarak poz veren,…

3 gün ago