Hukuk ve siyasetin durumu ortadayken Türkiye’nin NATO’daki askeri ve coğrafi üstünlüğüyle AB ile siyasi ve ekonomik olarak yakınlaşacağı görüşü gerçekçi değil. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)
NATO Zirvesi 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak. Zirve sayesinde Ankara yeni bir havalimanına kavuşuyor.
Yıllardır kapasitesinin altında kullanılan Etimesgut Askeri Havaalanı, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık uçağı Air Force One’ın, yani Boeing 747’nin de rahatça inip kalkabileceği şekilde ve “Ankara Havalimanı” adıyla uluslararası havalimanı sınıfına yükseltildi. Böylece Ankara’ya gelen yabancı devlet yöneticileri Esenboğa Havalimanı’ndaki sivil trafiği (ve şehir içi yolları da) engellemeyecek.
Ankara’dan dünya başkentlerine, özellikle de Batı başkentlerine daha çok doğrudan sefer beklentisi bir süredir vardı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yönetimin NATO Zirvesi’nden beklentileri büyük.
Bölgesel “orta” güçler sınıfındaki Türkiye, dünyadaki belirsizlik ortamından güçlenerek çıkmak istiyor.
NATO Zirvesiyle Türkiye’nin askeri olarak Karadeniz, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Kafkaslar’da daha etkili rol üstlenmesi mümkün.
Coğrafi konumu, cüsseli ve savaş deneyimine sahip ordusu, son yıllarda gelişen savunma sanayisi buna izin veriyor.
Ankara’nın NATO Zirvesi’nden beklentileri bunların ötesinde; Avrupa Birliği ile siyasi ve ekonomik yakınlaşma.
NATO zirvesinin Türkiye’ye AB kapılarını açıp açmayacağı sorusuna önce vatandaşı en çok ilgilendiren soruyla başlayalım: örneğin vize serbestisi sağlar mı?
Türkiye’nin askeri işlevi, 2016 Anlaşması’yla taahhüt ettiğimiz ama ilerleme sağlamak bir yana gerilediğimiz, terörle mücadele yasasından veri paylaşımına dek değişen o 6 maddeyi Brüksel’in görmezden gelmesini sağlar mı?
Avrupa Parlamentosu,
• İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde Ekrem İmamoğlu başta CHP’li belediye başkanlarını hapse atan Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yaptırım oylarken,
• Ortadoğu’daki çatışma ortamı Avrupa siyasetindeki göçmen karşıtı, Müslüman karşıtı tepkileri harlarken,
• Osman Kavala, Selahattin Demirtaş gibi Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kendi Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamazken
Türkiye silah sanayisini toparladı diye Türk vatandaşlarına kolay seyahat vizesi verir mi diyorsunuz?
Olur mu olur? Neler olmuyor ki, değil mi?
Ya da Türk iş dünyasının “Artık yeter” kampanyasını dikkate alarak yeni icat “Made in Europe” kampanyasını Türkiye’nin ihracat pazarını daha da kesmeyecek şekilde “Made with Europe” kapsamına çevirir mi dersiniz? Çin, BYD üretimini neden Türkiye’den Macaristan’a çekiyor dersiniz?
Ya Gümrük Birliği? AB’nin, evet, büyük haksızlık yaparak Ada’nın tamamını temsilen üye aldığı Kıbrıs Rum hükümetinin vetosunu, Türkiye yeni bir NATO kolordusuna ev sahipliği yapacak diye geri çeker mi acaba? Türkiye bastırınca KKTC’yi Türk Devletleri Zirvesi’ne davet eden dost ve kardeş Kazakistan, zirvenin hemen ardından ağırladığı Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı’na neden madalya taktı acaba? AB ile daha çok ticaret için olabilir mi?
Yoksa NATO zirvesi Türkiye’ye daha çok dış yatırım gelmesini mi sağlar?
Türkiye’ye yatırım yapmayı elbette isteyen çok yatırımcı vardır. Peki, acaba onlar Türkiye’deki 13 büyük beyaz et üreticisinin bir sabah kalktıklarında devletin şirketlerine el koyup kayyım atadığı haberlerini okumuşlar mıdır?
Bize olmaz, hem bağımsız yargıda hakkımızı ararız mı, demişlerdir?
Kendi adıma Erdoğan’ın çeyrek asırlık devlet yönetimi deneyimiyle Türkiye’nin sadece;
• NATO zirvesi sayesinde,
• Bin yıldır tutabildiğimiz coğrafyası sayesinde,
• Atılım yapan silah sanayisiyle,
AB kapılarından geçeceğine gerçekten inanabileceği kanısında değilim.
NATO/ABD etkisiyle yeni Avrupa güvenlik mimarisine (SAFE) sınırlı da olsa katılım başarı sayılmalı.
Ama Erdoğan’ın etrafında yokla çıktığı siyasi kadrolar azaldıkça ve teknokrat kökenli danışmanlar arttıkça bir tür yeni-İttihatçı olduklarını tartışabileceğimiz bir grup oluştu. Enver Paşa’nın Türk İmparatorluğu çökerken Alman Genelkurmayının Rusları durdurma taktiğini Kızılelma seferi olarak sunup 1915’te Sarıkamış’ta on binlerce Mehmetçiği ölüme sürüklemesi gibi bir özgüven patlaması gözlenebilir, o gözle bakılırsa. İlginçtir, MHP bu konuda daha temkinli ama benzeri anlayışta gruplaşmayı Kemal Kılıçdaroğlu çevresinde de görebiliyoruz.
Bence gelişmelere İsrail dolduruşuyla İran seferine çıkıp bozgununu zafer olarak sunmaya çalışan Trump’ın Kasım 2026 ara seçimlerinde hem Senato hem Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu yitirirse küresel siyaset dengelerinin nasıl değişeceği açısından da bakmak gerekir.
Trump “topal ördek” durumuna düşerse, karşısına tuzluk gibi dizerek sîgaya çektiği Avrupalı siyasilerin intikamı acı olabilir. ABD’nin NATO ve ABD ile ilişkileri yeniden değişebilir.
ABD’ye doğrudan vurmak istemeyen AB liderleri hedeflerine Türkiye’yi alabilir.
Hazırlıklı olmak lazım diye söylüyorum.
ABD Başkanı Donald Trump tarafından 80’inci doğum günü olan 14 Haziran’da duyurulan, Pakistan Başbakanı Şahbaz…
Bir sabah uyanıp televizyonlarda “Üçüncü Dünya Savaşı başladı” anonsunu duymayı bekleyenler büyük ihtimalle yanılıyor. Tarih…
CHP'deki son gelişmeler yalnızca bir parti içi liderlik mücadelesi olarak okunursa, meselenin özü kaçırılır. Tartışmanın…
CHP’nin 2023 kurultayını mutlak butlan, tümden hükümsüz sayan mahkeme kararıyla Genel Başkanlıktan düşürülen Özgür Özel,…
Fuji dağının eteklerindeki Fujikawaguchiko kasabasının belediyesi yolun ortasında dikilip arkasına Fuji dağını alarak poz veren,…
Zaten siyaset sahnesinde değil miydi diye sorabilirsiniz, ama bu defa başka. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sıfatıyla…