Siyaset

Çin: Xi Jinping’in Gücü Sarsıldı mı, Yeniden mi İnşa Ediliyor?

Çin lideri Xi Jinping (Şi CinPing) rejimin iki numarası diye bilinirken soruşturmaya konu edilen Orgeneral Zhang Youxia (Çang Youşia) ile Çin Komünist Partisi’nin bir törenine girerken görülüyor. (Foto: Xinhua)

Çin’de son aylarda yaşanan ve kimi çevrelerce “askerî darbe girişimi” olarak sunulan, daha yaygın ve temkinli biçimde ise üst düzey askerî tasfiye dalgası olarak tanımlanan gelişmeler, Xi Jinping’in (Şi Cinping) iktidarının gücü ve niteliği üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi. Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) tepesindeki generallerin birbiri ardına görevden alınması, soruşturma altına alınması ya da kamuoyunun gözünden kaybolması ister istemez şu soruyu gündeme taşıdı: Xi Jinping’in gücü sarsılıyor mu?

Benim değerlendirmem, bu sürecin Xi’nin tahtını zayıflattığı değil; aksine, gücün daha dar bir merkezde yeniden toplandığı, potansiyel rakip odaklarının sistematik biçimde tasfiye edildiği bir “yeniden inşa” sürecine işaret ettiği yönünde. Ancak bu yeniden inşa, Çin ordusunun yapısını, karar alma kültürünü ve Çin siyasetinin doğasını uzun vadede köklü biçimde değiştirecek nitelikte.

Burada özellikle altını çizmek gerekiyor: Çin gibi kapalı ve son derece opak bir sistemde yaşanan her gelişme, dışarıdan bakıldığında abartılı senaryolara son derece açık. Bu nedenle, başka ülkelerin istihbarat servislerinin ya da sosyal medya kaynaklı dezenformasyonun tuzağına düşmeden, teyitli bilgilerle spekülasyonu bilinçli biçimde ayırmak şart.

Darbe Girişimi Doğrulanmış Değil

Xi Jinping, Mao Zedong’tan bu yana Çin’in gördüğü en güçlü lider olarak kabul ediliyor. 2018’de yaptırdığı anayasa değişikliğiyle devlet başkanlığı için öngörülen süre sınırını kaldırdı; Kuşak ve Yol Girişimi’ni de anayasal çerçeveye dâhil ederek kendi küresel vizyonunu rejimin kalıcı bir parçası hâline getirdi. Teorik olarak bu, Xi’yi rakipsiz bir lider konumuna taşıdı.
Ancak otoriter ve kapalı sistemlerin bildik bir paradoksu vardır: Resmî rakiplerin ortadan kalkması, tehdit algısını yok etmez; tam tersine görünmeyen rakip korkusunu büyütür. Güç merkezileştikçe, liderin etrafındaki çember daralır ve kuşku artar.
Son üç yıldır Pekin’e her gidişimde kulağıma gelen “fısıltı gazetesi” haberleri – askerî huzursuzluklar, üst düzey generaller arasındaki çekişmeler, hatta darbe söylentileri – Batılı başkentlerde çoğu zaman abartılı ya da spekülatif bulunuyordu. Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu söylentilerin tamamen temelsiz olmadığını; en azından ordunun üst kademelerinde bir memnuniyetsizlik ve güvensizlik birikimi olduğunu söylemek mümkün.
Ancak burada dikkatli olmak gerekiyor: Güvenilir uluslararası haber ajansları ve Çin’in resmî kaynakları, bir askerî darbe girişimi, suikast ya da infaz gibi iddiaları doğrulamış değil. Bunlar büyük ölçüde sosyal medyada dolaşıma sokulan, teyitsiz ve çoğu zaman politik amaçlı anlatılar.

Çin: Bildiklerimiz, Bilmediklerimiz

Bugün itibarıyla teyitli olan tablo şu: Çinli yetkili kaynaklar ve parti medyası, Merkezi Askerî Komisyon’un (CMC) kilit isimlerinden Zhang Youxia (Çang Youşia, Xi Jinping’in sag kolu) ve Liu Zhenli (PLA kurmay baskanı) dâhil olmak üzere bazı üst düzey generallerin “ciddi disiplin ve hukuk ihlalleri” nedeniyle soruşturma altında olduğunu doğruluyor. Bu ifade, Çin Komünist Partisi terminolojisinde oldukça geniştir; yolsuzluk, siyasi sadakatsizlik, hizipçilik ya da parti otoritesini zayıflatma gibi birçok başlığı kapsayabilir.
Bu gelişmeler, Xi Jinping’in yaklaşık on yıldır sürdürdüğü yolsuzlukla mücadele ve siyasi sadakat kampanyasının PLA içindeki yeni bir evresi olarak görülüyor. Daha önce Savunma Bakanlarının, Roket Kuvvetleri komutanlarının ve birçok generalin benzer gerekçelerle tasfiye edildiğini hatırlayalım.
Buna karşılık, doğrulanmamış olan şudur:
– Somut bir askerî darbe girişimi,
– Generallerin öldürüldüğü ya da idam edildiği,
– Gelişmeleri Çin bakımından yeni dünya düzenine hazırlık  olarak da okumak mümkün, diğerleri  teyitsiz iddialar olarak ele alınmalı.

Parti Ordusundan Lider Ordusuna mı?

Çin Halk Kurtuluş Ordusu, klasik anlamda devletin değil, tarihsel olarak Parti’nin ordusu olagelmiştir. Mao’dan bu yana bu böyledir. Xi Jinping ise bu geleneği bir adım daha ileri taşıyor: Parti’ye sadakatten, giderek liderin şahsına sadakate dayalı bir yapıya doğru evrilen bir model.
Xi bugün yalnızca cumhurbaşkanı değil; aynı zamanda Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri, Çin’in küresel stratejisinin fiilî mimarıdır. Modern Çin’de iktidar, hiç olmadığı kadar kişiselleşmiş durumda.
PLA içindeki rahatsızlıkların üç temel başlıkta toplandığı görülüyor.
– İlki Tayvan. Xi Jinping için Tayvan artık gelecek kuşaklara bırakılacak bir dosya değil; kendi tarihsel mirasının merkezinde. Ancak ordunun bazı deneyimli komutanları, olası bir askerî müdahalenin operasyonel zorlukları, ekonomik yıkımı ve uluslararası yaptırım riskleri konusunda ciddi çekincelere sahip.
– İkincisi güven krizi. Stratejik bilgilerle ilgili sızıntı iddiaları – doğruluğu kanıtlansın ya da kanıtlanmasın – Xi’nin orduya bakışında derin bir şüphe yaratmış görünüyor. “İhanet” söylemi burada yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda güçlü bir siyasi araç.
– Üçüncüsü ise yolsuzluk. PLA içindeki çıkar ağları uzun süredir bilinen bir sorun. Xi’nin kampanyası, bir yönüyle gerçek bir temizlik; ama aynı zamanda güç konsolidasyonunun en etkili enstrümanı.

Güç Pekişiyor, Sistem Kırılganlaşıyor

Zhang Youxia gibi isimlerin tasfiyesi, sıradan bir yolsuzluk dosyası değil; orduda deneyim ve kurumsal hafıza temelli bir liderlikten, sadakat ve kişisel bağlılık esaslı bir yapıya geçişin işareti. Bu, kısa vadede Xi’nin kontrolünü artırıyor. Ancak uzun vadede ordunun lideri uyarma, alternatif senaryolar üretme ve stratejik esneklik kapasitesini zayıflatıyor.
Otoriter rejimlerin klasik paradoksu burada devreye giriyor: Lider güçlendikçe, sistem kırılganlaşıyor.

İçeride Sert, Dışarıda Daha Sert

İçeride kontrol arttıkça, dış politikada da daha iddialı ve sert bir söylem ortaya çıkıyor. Çin’in son dönemde, resmî doktrin metinlerinden ziyade gayriresmî kanallar aracılığıyla, dünyanın herhangi bir noktasını 20 dakika içinde vurabilecek kıtalararası balistik füze kapasitesini açıkça dolaşıma sokması tesadüf değil.
Bu, ABD’ye ve müttefiklerine verilen bilinçli bir mesaj: Çin artık yalnızca bölgesel değil, küresel bir askerî denge aktörü.

ABD ve Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?

Bu gelişmeler, ABD’nin yeni ulusal güvenlik doktrininde Çin’i “düşman”dan “sistemik rakip” olarak tanımladığı, ancak ticaret, teknoloji, enerji, kritik mineraller ve nadir toprak elementleri alanlarında rekabetin kızıştığı bir döneme denk geliyor. Washington artık topyekûn kopuş değil, kontrollü ayrışma hedefliyor. Ancak bu, rekabeti azaltmıyor; daha teknik ve daha sert hâle getiriyor.
Türkiye açısından tablo daha karmaşık. Ankara bir yandan Çin’le olan yaklaşık 45 milyar dolarlık dış ticaret açığını azaltmaya, daha fazla Çin yatırımı çekmeye ve teknoloji işbirliğini artırmaya çalışıyor. Diğer yandan Uygur dosyasını ilişkileri koparmadan yönetme, Orta Koridor ile Kuşak Yol arasında gerçek bir sinerji yaratma çabasında.
Çin’in daha güvenlik-merkezli ve daha sert bir aktöre dönüşmesi, Türkiye’nin bu denge siyasetini zorlaştırıyor. Ancak aynı zamanda, ABD–Çin rekabeti keskinleştikçe, her iki tarafla da konuşabilen ülkelerin diplomatik değeri artıyor.

Güçlü Ama Daha Az Öngörülebilir

Benim kanaatim net: Xi Jinping’in tahtı sarsılmadı; yeniden inşa ediliyor. Ancak bu yeni yapı, daha dar bir çevreye, daha sert bir disipline ve daha yüksek bir korku dozuna dayanıyor. Bu da Çin’i daha güçlü ama aynı zamanda daha az öngörülebilir bir aktör hâline getiriyor.
Dünya, artık daha merkezi, daha kişiselleşmiş ve daha sert bir Çin’le yaşamayı öğrenmek zorunda. Bu yeni Çin’i ne abartmak ne de hafife almak gerekiyor. Soğukkanlı analiz, teyit hassasiyeti ve stratejik sabır, önümüzdeki dönemin anahtarı olacak. Bu gelişmeleri Çin bakımından  yeni dünya düzenine hazırlık olarak da okumak mümkün.

Mehmet Öğütçü

Londra Enerji Kulübü YK Başkanı

Recent Posts

Enerji Politikaları: Davos’tan Çıkan Mesajlar Ve Türkiye

Enerji politikaları artık bir üretim meselesi değil, bir gelecek meselesi. İklim krizinin soyut bir risk…

13 dakika ago

Türkiye, ABD’nin İran Saldırısını Önleyebilir mi? Olmaz mı?

Türkiye'nin, ABD’nin İran saldırısını önleyebilmek için elinden geleni yaptığını söylemek mümkün. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan…

21 saat ago

14 Yaşında bir  Büyükusta: Yağız Kaan Erdoğmuş

2011 doğumlu Yağız Kaan Erdoğmuş, satranç dünyasının bir sonraki Magnus Carlsen’ı(*) olarak değerlendiriliyor. Başarıları göğsümüzü…

1 gün ago

AB’nin Hindistan ve Brezilya Ticaret Anlaşmaları Türkiye’yi Zorlayacak

Avrupa Birliği, 27 Ocak 2026 tarihinde Hindistan’la serbest ticaret anlaşmasını bağlamasından kısa süre önce, 17…

1 gün ago

İki Toplantıdan Üç Fotoğrafla Terörsüz Türkiye Sürecinin Hâl Özeti

DEM Parti 27 Ocak’ta CHP Genel Merkezini ziyaret etti. Ziyarette Suriye ordusunun harekatıyla, kısmen dağılıp…

2 gün ago

AB’nin Stratejik Körlüğü: Made in Europe ve Türkiye

Avrupa Birliği artık ticaret politikasını “serbestleşme” dilinden çıkarıp ekonomik güvenlik ve stratejik özerklik sözlüğüne taşıyor.…

2 gün ago