Son gelişmeler CHP’de köklü özeleştiri ve revizyon zamanının gelip geçmekte olduğunu gösteriyor. CHP yönetimi enerji ve zamanını iç sorunlara harcamak zorunda kalırken Erdoğan ve AK parti mesafe alıyor. Genel Başkan Özgür Özel ve yönetimi bir parti toplantısında görülüyor. (Foto: CHP)
CHP TBMM Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Tele2 YouTube kanalında Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifası üzerine, “Parti olarak özeleştiri yapma zamanının geldiğini” söylemiş. Günaydın, CHP’de “aday belirleme yöntemleri dahil olmak üzere” kapsamlı özeleştiri yapmak gerektiğini söylüyor.
Günaydın haklı. CHP’nin Deniz Baykal döneminde başlayan, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde zirve yapan, Özgür Özel döneminde devam eden “Nasıl olsa cumhuriyetçi, laik demokratlar AK Parti ve Tayyip Erdoğan’a karşı CHP’ye “tıpış tıpış oy verir” mantığı artık CHP seçmeninin sabrını taşırmak üzere.
CHP yönetimi Keçiören’le birlikte yine Ankara’nın Gölbaşı ve Haymana belediye başkanlarının istifasını şimdilik durdurmakta teselli buluyorlar. Boşunadır. Onlarla beraber Kalecik ve Beypazarı belediye başkanları da CHP çatısı altında ama Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yanında olduklarını vurgulamış ortak açıklamalarında. Ortak noktalarını milliyetçi-muhafazakarlıkla açıklıyorlar.
Çelişki şurada: Örneğin, Yavaş’ın ısrarıyla Özgür Özel 2024’te Türkiye’nin en büyük ilçelerinden Keçiören’de Mesut Özarslan’ı aday göstermeseydi, CHP orayı kazanabilir miydi? Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Ama neticeyi biliyoruz.
“Kandırılmışız” demek kolay.
CHP’nin iktidar olmak istiyorsa kendi çekirdek seçmeni dışındaki kesimlere de erişip ikna etmesi bir zorunluluk, bu açık.
Tabanda değil, tavanda ittifak kurduğu partilere cömertçe milletvekili pozisyonu açıp Meclis’te alabileceği sandalye sayısından feragat ederek, sonra pişman olma örneği 2023 seçimlerinde görüldü.
CHP’de onlarca yıldır rakip takımlarda artık yedek kulübesine, hatta tribüne çekilmiş bir zamanların şöhret isimlerini transfer edip sahaya sürme isabetsizliği artık sistemik bir saplantıya dönüşmüş durumda.
Burada yalnızca CHP’de ikbal bulup ilk köşede geri dönen milliyetçi-muhafazakâr isimlerden söz etmek haksızlık olur; kendisini o makama getiren seçmene saygıyla zorluklara göğüs gerenler de var.
Öte yandan, örneğin Atatürk mangalında kül bırakmayan ama CHP’ye söverek AK Partiye geçip, yağcılığıyla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı dahi utandıran Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır gibileri de var. Kimin torpili, tavassutu ve ne karşılığında aday yapılıyor böyleleri? Yanıt yok.
CHP’li belediyelere açılan davaların iddianamelerinde yazılanlardan onda birinde doğruluk payı da olsa, adaylarda aranması gereken ölçünün Atatürk’e saygılı, cumhuriyetçi, laik, demokrat niteliklerle sınırlı olmadığını da görmek gerekiyor.
“Onlar yapmıyor mu?” geçerli ve siyasi ahlaka uygun bir mantık değildir. Seçmeninin çoğu zaten AK Partinin yaptığı yapılmasın diye o verdi CHP’ye; benzeri bozuklukları yönetimi CHP’de olan belediyelerde görmek istemediği için.
Türkiye’de siyasetin finansmanı yasası çıkmadıkça, partiler politikalarını belediyeler yoluyla finanse etmeye devam ettikçe yolsuzluk iddialarının önünü almak mümkün değil. Milletvekili ve belediye başkanı adayı belirlemede zaman zaman “paranın konuştuğu” iddiaları sadece CHP değil, her partinin sorunu.
CHP iç sorunlarıyla boğuşurken Erdoğan ve AK Parti mesafe alıyor.
– Ekrem İmamoğlu ve CHP’li belediyeler davaları,
– Sessizce bekletilen “mutlak butlan” türevi davalar,
– Ve CHP üzerinden AK Parti’de ikbal arayan isimlerin kaçışı.
CHP’de mevcut enerjinin büyük kısmını emen bu üç iç sorunda da AK Partinin, Cumhur İttifakının, yargı-siyaset ilişkilerinin payı vardır.
AK Parti, hazır CHP’de dikkat ve enerji iç sorunlara dönmüşken, Terörsüz Türkiye sürecinin de etkisini umarak seçime gitmeyi ve Erdoğan’ın üçüncü dönem cumhurbaşkanlığını hesaplıyor.
Bu koşullar altında Özel ve ekibinin icadı mitingler CHP seçmenine ilaç gibi geliyor, orası doğru. Ocak, Şubat soğuğunda Anadolu şehirlerinde o kalabalıkların toplanması, tepki yönetimi sayesindedir.
Muhalif kitlenin Erdoğan’a tepkisi, geçim sıkıntısı gibi nedenler hâlâ CHP’nin elindeki en önemli siyasi silah. Önemli olan tepki yönetimini etki yönetimine çevirebilmek. O da biraz kadro işi; güçlü siyasi ve ideolojik altyapıya sahip ve klikleşmeden uzak, ekip çalışması kültürüne sahip kadrolar gerektiriyor.
“Kandırılmışız” demek özeleştiri değildir.
Kandırılmasaydınız.
Gözünüzü açıp kandırılmasaydınız.
Siyasi sorumluluk, seçmenin kandırılmayacağına güvenip oyunu verdiğindedir.
Yanlış gideni söylerse gözden düşüp bir daha listeye yazılmayacağı kafasındaki evetefendimcileri etrafınıza doldurup kandırılmasaydınız.
Örneğin CHP’de Özel’e ya da şu anda mağdur durumda olsa da İmamoğlu’na işlerin nerede, neden aksadığını, bir sonraki seçimde listede yer verilmemeyi göze alarak söyleyecek kimse var mı? Varsa da ben göremiyorum, eksiklik bendedir.
15 Temmuz darbe girişimi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “kandırıldık” sözü ne kadar ikna ediciyse, Kılıçdaroğlu’nun, Özel’in “kandırıldık” demesi de o kadar ikna edici. Aday belirlemede yapılan hatalar CHP’de iktidar perspektifine her seçim döneminde ağır hasar veriyor.
Yalnız aday belirleme değil elbette. Sadece yeni program yazmakla da olmuyor. Örgüt anlayışı, çalışma tarzı günün ihtiyaçlarına göre, herkesi memnun etme kaygısı gütmeden gözden geçirilmeden, Türkiye’nin kurucu partisi CHP’de başka krizlerin yaşanması kaçınılmaz görünüyor.
Güney Kore’de üniversiteler, zorbalığı artık “okulda kalmış bir mesele” saymaktan vazgeçiyor. Başarılı notlar, parlak sınav…
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Suriye hükümetiyle SDG arasında varılan anlaşmaya rağmen henüz Türk askerini…
Ocak ayı verileri geldi, tarım ve hayvancılık alanında ülkemiz adına gerçekten çok üzücü bir…
Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan 8 Şubat akşam saatlerinde X hesabından yayınladığı bir metinle…
Kos’un ziyareti hem hükümetin AB ile yakınlaşma beyan ve girişimleri, hem de geçtiğimiz günlerde Türk…
Son haftalarda Türkiye, enerji alanında biri yenilenebilir, diğerleri petrol ve doğal gaz başlıklarında olmak…